Hüznün çocuklarıyız biz. Yüreğimiz kabuk bağlamış yaralarla.


Yusuf’u kaybettim, Kenan ilinde…

Hüznün çocuklarıyız biz. Yüreğimiz kabuk bağlamış yaralarla. Bir
dokunulup, bin ah işittiren yürekler. Acı katığımız. Umut örselenmiş
yüreğimizde sadık bir yoldaş…

Güneş en erken bize doğar, ilk ışıklarını bizimle paylaşır,geceden
yalnız bırakmamışız dostumuzu. Yüreklerimizi ısıtır, sonra da bizi geceye bırakır… Yıldızlara… Uzaklara… Derinlere… Karla kaplı yüreğimiz üşür, yalnızlıktan…

Yusuf bulunur, Kenan bulunmaz!

Bir tebessüm etmişsek Güneş’e, bin defa da sessizliğinde, sensizliğinde ve gecenin eşliğinde ağlamışız. Kuyuya bırakılan Yusuf’uz…

Dudaklarımızın kenarında mütevazi bir tebessüm saklıdır.Gözyaşıyla
beslenen… Kim bilir belki umut oradan yeşeriyordur yüreklere… Sakın dokunmayın yüreğimize. Vardır her zaman hüzün gözbebeklerimizde, bir dokunulsa akıp dudaklara doğru kayacak olan bir yudum gözyaşı seli…

Kuyuya terk edilen ey Yusuf! İhanetin hançeri sürekli aynı ellerde
midir? Her zaman kardeşler mi bırakır kuyuya? Ya anneler? Ya babalar?
Onlarda bırakırlar mı evlatlarını kuyuya? Bir ömür kuyuda geçer mi
Yusuf? Sahi kervancılar ne zaman geçecek buradan?

Bu aklı fikr ile Leyla bulunmaz…

Yusuf! Ey Mısırın Sultanı!

Peki ya ben kimim? Neden kuyu? Benim Mısır’ım neresi? Kader garip bir bilmece midir ey Yusuf? Ne zaman çözülür bu bilmece?

Gecede neler gizlemiş sahip? Neden uykusuz geceler? Neden tatsız hayat? Neden içtiğim suyun tadı yok? Yoksa…

Yoksa bu kuyunun suyu mu?

Yusuf! Bir ömrün vebali nedir? Ödeyebilir mi bir insan bunu? Kuyudan ne zaman çıkılır Yusuf? Ellerimi uzattıkça engelim çarpıyor Yusuf? Bir küçük kuş gibi dışarı çıkmak için çırpındığımda , kafese çarptığımda , elimde sadece yorgunluk kalıyor! Yüreğim acıyor! Başım yorgunluktan dönüyor! Yorgunluğum bedenden değil ha!
Zihnin o kadar yoğun ki Yusuf?

Bu ne yaredir ki derman bulunmaz!

Sahi sen kuyuda iken neler yaptın? Kimlerle arkadaş oldun? Kimi sırdaş tuttun masum yüreğine? Nemli duvarları mı? Nasıl tutundun o kuyuda?
Kolların seni taşımaktan yorulmadı mı çıkmak için her elini
uzattığında? Umut var mıydı minnacık yüreğinde? Sahi onu nasıl sakladın kirli yüreklerden?

Yunus öldü deyu sela verirler…

Yoruldum ben Yusuf? Yaşamak var ile yok olmak arasında bir çizgi ?
Çokta önemli değil nefes alıp vermek!!! Bu bilmecenin sonu nedir Yusuf?

Üşüyorum…

Ürperiyorum…

Ya sar bedenimi bedenine…

Ya da bırak düşeyim…

Adaşım! Tut artık göğüs kafesimden…

Yoruldum, düşeceğim. Sahi düşsem de kurtulacağım, bıraksan da!

Ya tut! Ya da bırak!

Araf ta bırakma…!

Ölen beden imiş aşıklar ölmez!

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı Genel içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s