Yaşanmayan bir davanın yaşama şansı yavaş yavaş ortadan kalkar. Zafer ise davasını yaşayarak yaşatanlarındır.


Kemalist din düşmanı zihniyetin uyguladığı laiklik ve irtica zulmü. Laiklik adı altında Müslüman Türk milletine zulmedenlerin “laiklik karnesi” İslam düşmanlığıyla eşit. Müslümanlara yapılan zulüm “laiklik kisvesi” altında işlenirken, gerekçesi ise “irtica hortladı” oldu.

Müslümanlar dava ruhunu kaybetti!

Müslümanlar, ülkelerinin asırlarca dünyada adaletin, medeniyetin, gücün ve gelişmişliğin sembolü olmuş cihan imparatorluğundan, üçüncü dünya ülkesi haline getirilişine isyan bayrağı açmışlardı.

Koca bir medeniyetin varisi bir millet, Kurtuluş Savaşı ve Çanakkale’de egemenliğini ve özgürlüğünü Haçlı’lara teslim etmemek için canlarını feda ederken; Cumhuriyet’in kuruluşundan yıllar sonra bu kadim medeniyeti, Haçlı ve Siyonizm’in kucağına bırakan sözüm ona idarecilerden kurtulmak ve yeniden ayağa kalmak için adeta seferberlik başlatmıştı.

Yıllarca bu ruhla hareket eden Müslümanlar, davanın hedefe ulaşması için maddi ve manevi fedakarlıktan kaçınmamıştır. Bu uğurda arabasını, parasını, zamanını hatta hayatını feda ettiler. Avrupa’dan yollara düştüler, şehir şehir davayı millete anlatmanın gayreti içinde oldular. Tüm bunları yaparken hiç bir şahsi beklenti ve menfaat gözetmediler. Bilakis Mark ve Dolar’larını bu dava için harcadılar.

İşte ‘dava adamlılığı’ böyle bir şeydi!

Ülkelerinde horlandılar, itilip- kakıldılar, yobaz olarak yaftalandılar ama dava bildikleri bu yoldan asla dönmediler.

Tek amaçları İlahi Kelimetullah davasını yeryüzünü hakim kılmak ve ülkelerini yeniden Osmanlı İmparatorluğu’nun o şaşalı dönemlerine geri getirmekti.

Bu samimi Müslümanların gayretleri ve mücadeleleri kısmen de olsa başarıya ulaştı. 2002 yılından itibaren halk adamı Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidara gelmesiyle birlikte onca yıl mücadelesini verdikleri hedefleri yolunda önemli bir adım atılmış oldu.

Mütedeyyin kesim uzun yılların ardından ilk defa birinci sınıf vatandaşı olma hakkını kazandı. Devlet- millet kaynaşması gerçekleşti. İrtica adı altında İslam’a ve Müslümanlara hakaret dönemi sona erdi.

Devletin, İslam’la olan düşmanlığı ve kavgası bu dönemde minimize oldu. Yıllarca en büyük tehdit olarak bu ülkenin Müslümanları görülüyordu. Terörden daha tehlikeli görülen İslam dini ve dindar kesimi ülkenin bir değeri haline geldi.

Tam da “hayalimizi gerçekleştirdik, iktidar olduk” diye düşündüğümüz bu süreçte yeni bir sorunla karşı karşı geldik.

“İktidar olmuştuk ama davayı kaybetmiştik”

Geçmişte iktidar değildik. Horlanıyorduk, terörist muamelesi görüyorduk ama dava ruhumuz, dava adamlarımız vardı. Dava için hizmet hayali vardı. Bugün iktidar olduk lakin dava ruhunu ve dava adamlığımızı kaybettik!

Müslümanlar, hizmeti şahsi ikbal ve menfaat elde etmenin bir aracı görmeye başladı!

Hizmet yarışı, menfaat yarışına dönüştü. Devlet daireleri, belediyeler, sendikalar ve dernekler şahsi menfaati peşinde koşan ‘davasız’ güruhla dolup taştı!

Dava ruhunu kaybeden Müslüman Türk Milleti’nde menfaat ön plana gelmesi şaşırtıcı değildir. Günümüzde yeniden gündemimize gelen ‘stokçuluk’, ‘fırsatçılık’, ‘sahtekarlık’, ‘menfaatçılık’ kavramları dava ruhunun kaybedilmesinin doğal sonucudur!

Müslümanlar ne zaman İlahi Kelimetullah davasını yeryüzünü hakim kılmak ve hiç bir beklentisi olmadan ülkelerinin kalkınması için mücadele ettiler İzzet ve şeref kazandılar. Kalkındılar. Düşmanlarına üstünlük sağladılar.

Yaşanmayan bir davanın yaşama şansı yavaş yavaş ortadan kalkar. Zafer ise davasını yaşayarak yaşatanlarındır”.

Hz Ömer (r.a). ; “İnandığınız gibi yaşamıyorsanız yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız” demiştir. Şimdi yaşadığımız gibi inanmaya başladık.

İlahi kelimetullah davasına gönül erleri yetiştirebilmek, şeref ve üstünlüğü elde edenlerden olmak dileğiyle…

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı .:.GöNüLdEn GöNüLe.:., :: ALLAH (CELLE CELÂLÜH) ::, Haberler ve politika içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s