İşi düşmeden yolu düşen insanLar Lazım hepimize ..!


İşi düşmeden yolu düşen insanLar Lazım hepimize ..!

Düşmek sözcüğü, birçok kelimenin peşine takılır da anlamdan anlama koşar! Düşmek dendiği zaman ilk akla gelen, fiziksel bir eylem olarak düşmektir ki, tercih edilen bir durum değildir! Psikolojik anlamda incelendiğinde de çağrışımları olumsuzdur.

Düşmeyi, kimse tercih etmese de hayat aslında düşe kalka ilerlenen bir yoldur. İşin sırrı da sanırım düştüğümüzde verdiğimiz tepkilerde saklı! Şu hayatın içinde hiç düşmeden ilerleyen bir tek kimse bile yoktur.

Ancak düşmeye verdiğimiz tepkiler, düşmemek adına yaşadığımız kaygının yoğunluğu, düştüğünde tekrar ayağa kaldırabilecek sistem, kişiden kişiye değişir.

İnsan nerelerden düşer? Her yerden düşebilir, hatta dümdüz yolda giderken bile ayağı takılır da kendini yerde bulur. Hayatta her şey güzel giderken bir anda canınız sıkılabilir. Bu da hayatın belirsiz olmasının en büyük kanıtıdır.

İnsan başka nerelerden düşer? Mesela, sevdiğinin gözünden düşebilir. Öyle bir hata yapar ki, çok sevdiği bir kişinin gözünde değerini yitirir. Böyle durumlarda iki taraf da acı çeker. Gözden düşen, sevdiği kişinin gözünde değer kaybettiği için; diğeri de sevdiği birinin yanlışından dolayı mutsuz olur.

Kişi, bazen çok sevdiklerinden ayrı düşer. Araya özlem girer, mesafe vardır veya dargınlık olur. Ayrı düşmenin psikolojik sancısı çoktur, insanı yıpratır.

Kimi zaman birileri, bir şeyler aklımıza düşer. Hiç hesapta yokken aklımıza gelir, takılır, kendini hatırlatır. Aklımıza neden düştüğünü bile anlamayız, ama altta yatan duygu birilerini zihnimize çağırmıştır.

Özlediğimiz biri gönlümüze düşer, hasretini ta içimizde hissederiz.

Gün gelir, zorlukları başarmak için yollara düşeriz; yollarda yıpranır ama yine de gitmeye devam ederiz. Güzel şeyler için keyifle yola çıkarken, ruhumuzu sıkan işler için yollara düşmek gerekebilir.

Kızdığımız birini ‘Düş karşımdan’ diye kovalarız. Gözüm görmek istemez, varlığına tahammül yoktur, karşı karşıya kalmak daha çok sinirimi bozar, görmek istemem.

Aklıma kurt düşerse başlarım kuşkulanmaya ki, kuşku insanın psikolojisini kemiren bir şeydir! Kimi zaman kuşkulanmak, bizi zararlı durumlardan kurtarsa da kimi zaman aşırı kuşkulu olmak, ruh sağlığımıza dokunur.

Kimse dillere düşmek istemez, yani başkaları tarafından dedikodusu yapılsın istemez. Ama bazen öyle bir işe karışır ki, herkesin diline düşer; bu da psikolojik olarak insanı yıpratan bir durumdur.

Birinin eline de düşebilir insan! Hiç fark etmeden veya bazen de mecburiyetten! Tüm hatlarıyla birine teslim olur, ona muhtaç olur ve bu çok büyük bir ruhsal baskı yaratır. Ona öyle bir yakalanır ki, kurtulmak istese de beceremez.

Çoğu zaman iş başa düşer, çünkü başkasından umut ederiz, ama beklediğimiz yardım gelmez ve kendi işimizi kendimiz halletmek zorunda kalırız. Bu sebeple, genelde başkalarından beklentimizi minimum düzeyde tutmakta fayda vardır.

Ve en çok da hayattan payımıza düşeni alırız! Hep güzel şeyler düşmez payımıza, acısıyla tatlısıyla geniş bir menü hayat! Başta dediğim gibi payımıza düşenlerle mutlu olup, düşmeyenlerin arkasından mutsuz olmamayı başarırsak yaşam daha kolaylaşıyor.

İŞİ DÜŞMEK

Son olarak, işi düşenlerden bahsetmek istiyorum. Elbet hepimizin birilerine işi düşer veya birilerinin bize işi düşer.

Ancak işi düştüğünde devamlı ortada olan ve işi düşmediğinde yok olan insanlar, ne sinir tiplerdir onlar, değil mi?

Devam edelim, işi düşünce arayan ve aklınca bunu çaktırmayanlar, samimiyetin arkasına gizlenmeye çalışıp son durakta bir istekle gelirler. Bu iş ortadan kalksın, bir daha onları arasanız da bulamazsınız.

İşleri hallolursa iyi, olmazsa sizi kötü bilirler. Ve ancak işi sürdüğü sürece sizinle arasını iyi tutar.

Benim de birisine işim düşebilir, bu durum zaten ayıp bir şey değil! Bunu o kişiden samimiyetle istiyorsam bunda bir sorun yok. Takıldığım, dürüst olmayan ve yalnızca işi düştüğünde ortaya çıkan insanlar. Yoksa hayat zaten böyle bir şey, sen ve ben birbirimizin işine katkı koydukça yalnızca işimiz olduğunda değil diğer zamanlarda da destek oldukça samimi ve anlamlı!

Ayşe Özgener

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı ! ÖĞüT !! NaSiHaT !!! HaYaT DeRSLeRi, Genel, Haberler ve politika içinde yayınlandı ve , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s