Baba kalk Allah Resulü kapımızda!


Asrı saadetten bir tablo: Baba hassas, evlat hassas: “Mekke’de tam 13 sene yüce hakikati anlatacak, kendisine arka çıkacak bir gönül arıyor ve bu yolda her fırsatı değerlendiriyor, yüz kabilenin yanına uğruyor, yüz kabileden de itap görüyor, tükürük görüyor. “Allah senden başka gönderecek peygamber mi bulamadı” sözleriyle karşılaşıyor. Medine’den gelen 6 kişiye de anlatıyor. “Beni himaye edeceksiniz Rabbim de sizi cennete koyacak” diyor. İbn-i Abbas, “Neye biat ettiğinizi iyi kavrayın. Siz bu eli sıkmakla, sarıyı ve siyahı karşınıza alıyorsunuz. Sasaniyi, Bizanslıyı ve Romalıyı karşınıza alıyorsunuz.” Bu söz üzerine yaşlılar tereddüt eder de biat etmez korkusuyla 15-16 yaşlarında bir çocuk olan Heysemi’t-Teyyehani atılır ve “Yahu bu adama ne diye biat etmiyorsunuz” der.
Aradan yıllar geçiyor, kendisindeki o ruh ve anlayış evladına da geçer. Peygamber (s.a.v) evinde otururken, müsait olmayan bir saatte peygamberin kapısı vuruluyor. Hz. Ebubekir r.a izin verilince içeri girer ve Efendimiz (s.a.v) bu vakitte neden Ya Ebabekir? Evde bir şey kalmamıştı. Yiyecek namına bir şey yoktu. Verdik hepsini. Bari peygamberin evi dedim, geldim. “Gerçekten inanmış insan, davası uğrunda tek lokmaya muhtaç haline gelinceye kadar veriyordu.” Kendisine yer gösterilir ve oturur. Daha sonra tekrar kapı çalınır ve izin verilince o dev cüssesiyle Hz. Ömer r.a. içeri girer. Ona da bu vakitte neden Ya Ömer! Diye sorulur. Evde yiyecek bir şey yoktu, bari peygamberin evi dedim. Ona da yer gösterilir, bir müddet sessizce oturulduktan sonra, “Uygun olmayan bu vakitte Ebu’l Heysem’in evine gidelim. İkindi vakti tarlasında hurmalarıyla gördüm. Zira sizin aç olduğunuz gibi ben de açım.” Üç aziz misafir Ebu’l Heysem’in kapısının önüne gelir. “O, bir kere daha kapımızın önünde olunca yeniden dirileceğiz onun sesiyle.” İlk önce Hz. Ömer kapıyı çalar ve “Ebe’l Heysem” der. Yatakta yatan çocuk kalkar ve “Baba, Resulullah’ın ikinci adamı Ömer kapımızda” der. Ebu’l Heysem, “Evladım yat, bu vakitte Ömer nerede olsun” der. Daha sonra Hz. Ebubekir r.a, kapıyı çalar ve “Ebe’l Heysem” der. Çocuk tekrar kalkar ve “baba, Rasulullah’ın birinci adamı Hz. Ebubekir kapımızda” der. “Yat evladım bu vakitte Ebubekir kapımızda ne arasın?” daha sonra incelerden ince, narinlerden narin, gönüllere dokunan sesiyle Efendimiz (s.a.v) kapıyı çalar ve “Ebe’l Heysem” der. Çocuk artık babasına sormadan kapıyı açar ve “Baba kalk Allah Resulü kapımızda” der.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı ReSuLuLLaH'ı SeViYoRuM; ÇüNkü... içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s