Dünya bir köprüdür, üzerine ev yapılmaz⁉️HARUN GİBİ GELİYORUZ, KARUN GİBİ GİDİYORUZ ‼️


Dünya bir köprüdür, üzerine ev yapılmaz

Gün geldi, gönle bir eş düştü. Gelip gönlün ortasına kondu, evlendi. Adını da evlilik koydu. Eskiden barakada otururduk, artık evlendik, barklandık. Sonra nasıl olduysa oldu evler artarken evlilikler azalmaya başladı. Evlilikler azaldıkça evler arttı. Evlerimiz yuva olmaktan çıktı. Herkes kendi kalbine taşındı. Kimse kimseyi misafir edemez, çekemez oldu. Çınar aileyken küçüldük, çekirdek aileye düştük. Evlerimiz toprak altındaki çekirdeğe döndü. Kalplerimizi kabre çevirdik çöktü, çökecek. Çekirdek aileden aşkı ve merhameti çıkardık çürüdü, çürüyecek. Evlilikler sarsıldı, yuvalar yıkıldı, yıkılacak.

Dünya bir evdir, insan misafirdir. Misafir üstüne misafir, ev üstüne ev olmaz. Nuh Peygamber 951 yıl yaşadı. Bir gün ömrün 250 yıla kadar düşeceğini söyledi. Etrafındakiler şaşırdı. “O gün geldiğinde insanlar ev yapacaklar mı?” Öyle ya, 250 yıl gibi kısa bir ömür için ev zahmetine değer mi? Cebrail sordu. “Ey peygamberlerin en uzun ömürlüsü, dünyayı nasıl buldun?” “Birinden girip diğerinden çıktığım iki kapılı bir han gibi buldum.” Evet, dünya iki kapılı bir handır. İnsan hancı değil yolcudur. Yolcu handa ne kadar kalacaksa insan da dünyada o kadar kalacaktır. Nuh (as) kâinat yolcusuydu. Dünya için dünyada, ahiret için ahirette kalacak kadar çalışacaktı.

Ad kavmi yakışıklı erkekler, güzel kadınlardan oluşuyordu. Dünyayı evleri sandılar. Ebedî dünyada kalacak gibi nazlandılar. Saray gibi evler yaptılar. Cenneti taklit eden İrem Bağları kurdular.  Zevk ü sefa içinde yaşadılar. Kendilerini güçlü, Rablerini küçük gördüler. Hâlbuki dünya saman çöplerinden yapılmış bir evdi; yok olması bir kibrit çöpüne bakardı. Eyvah ki aldandılar. Ansızın gelen felâketle her şeylerini kaybettiler.

HARUN GİBİ GELİYORUZ, KARUN GİBİ GİDİYORUZ 

Hz. İsa bir zaman kendini dağlara vurur. Güneş altında ibadet eden bir ihtiyara rastlar. Rikkatine dokunur. “Güneşten, kardan korunacak bir yer yapsan da ibadet etsen olmaz mı?” “Peygamberlerden duydum ki, dünyada 700 yıldan fazla ömür sürülmezmiş. O kadar ömrü dünya tamirine sarf etmeyi uygun görmediğim için bu hâli seçtim.” İsa (as) şaşırır. “Ey ihtiyar” der “sana bundan daha acib bir şey haber vereyim. Ahir zamanda bir kavim gelecek. Çoğunun ömrü 100 yıla varmayacak. Buna rağmen 1000 yıllık ömür tedariki ederek, çok yüksek binalar, köşkler, bağlar, bahçeler, nice mülkler bina edecekler.” “Ey İsa, o zamana ulaşsaydım, Allah hakkı için o kadar ömrü secdede geçirirdim.”

İhtiyar, İsa’yı (as) bir mağaraya götürür. İçeride yüksek bir taht üzerinde bir ölü, başı ucundaki mermer direğin üzerinde ilginç bir yazı vardır: Ben filan padişahım. (bir rivayette Şeddad) 1000 yıl ömür sürdüm. 1000 şehir bina ettim ve 1000 tane bakire kız aldım. 1000 tane padişahla savaşıp, memleketlerini ellerinden aldım. Fakat neticede bu hale geldim. Ey akıllı ve âlim olanlar benden ibret alın…

Kâinat Efendimiz (asm) için yaratılmış olmasına rağmen dünyaya meyletmemişti. Kâinatın Sultanı olduğu hâlde sarayda yaşamamıştı.  Mütevazı hayatından 25 imparatorluk doğdu. Doğduğundaki varlığı vefat ettiği zamankinden daha fazlaydı. Doğduğu evi amcaoğlu Akil gasbetmişti. Vefat ettiği eve defnedilmişti. Bütün mirası bir keçi, bir de hanımlarının bulunduğu odacıklardı. Onlar vefat edince odalar mescide dâhil edilmişti. Onun (asm) evi ravza olmuş, bizim kabir.

Hizmetçisi “bu gün evde ihtiyacımız kadar iaşe var’ dese Mevlânâ “evimizden Firavun kokusu geliyor” derdi. “Dünya bir köprüdür. Üzerine ev yapılmaz” diye eklerdi. Öyle ya, köprü geçilmek içindir, konaklamak için değildir.

Bir sabah ihtiyarın biri Belh Sultanı İbrahim Ethem’in kapısını çalmıştı. Yanında kalmak istediğini söylemişti. Sultan “burası saray” deyince adam  “hayır burası saray değil, yolcuların bir süre kalıp göçtüğü kervansaray” demişti. Sultan saray olduğunu tekrarlayınca adam dayanamamıştı.  “Senden önce kimler vardı burada?” “Benden önce filanca, ondan önce falanca…” deyince ihtiyar taşı gediğine koydu: Bak gördün mü? Demek burası saray değil, kervansaray…

Osmanlının temellerini atan Ertuğrul Gazi gün yüzü görmedi, bir çadırda vefat etti. Oğulları aynı şuurla üç kıt’ayı fethetti. Saray sefasına kapılınca imparatorluk yıkıldı. Değil mi saray yapan, gönül saraylarını da, imparatorluğu da yıkar.

İnsan dünyada ağaç altında gölgelenen yolcudur. An gelecek, yola devam edecektir. Dünyanın geçiciliğini, faniliğini, fenasını, onun arkasındaki bekayı ve Baki’yi hisseden bu çağın sultanı Bediüzzaman dünyayı kervansaray ve dolar, boşalır bir han gibi gördü. “Dünya bir misafirhânedir. İnsan ise onda az duracaktır ve vazifesi çok bir misafir”dir deyip evlenmedi. Evlenmeyince ev’lenme ihtiyacı da duymadı. Kiralık gönüllerde kalmaktansa kiralık evlerde kalmayı tercih etti. Dünyada dikili ağacı yoktu. Kendisi gibi yaşayan Çingeneleri takdir ederdi. “Siz dünyanın fani olduğunu anladığınızdan basit evlerde oturuyorsunuz. Sizler de göçebe olduğunuzdan benim meslektaşım sayılırsınız.”

Kur’ân’da, hadiste, peygamber kıssalarında, evliya menkıbelerinde, gönül ehlinin sözlerinde “Dünya fâni; üç günlük dünya için değer mi üç yüz bin verip ev almaya” dense de biz yine bildiğimizi okumaya devam ediyoruz. ‘Tek başıma olsam şaha kul olmam, ev, bark almam da viran olası dünyada evlâdü iyal var’ deyip evler alıyoruz. Yetmiş yıllık dünya hayatı için saray gibi evler yaparken ebedî evimiz olan kabrimizi zindana çeviriyoruz

 

Mustafa ORAL / YeniAsya

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı ! ÖĞüT !! NaSiHaT !!! HaYaT DeRSLeRi, Genel içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s