ŞeYTaN PuSuDaKi DüŞMaN. Hiç Vazgeçmedi, Vazgeçmeyecek.


ŞeYTaN

Pusudaki düşman, hemen herkesin hiç düşünmeden aklına gelen ilk şey: Şeytan! Çünkü şeytan, görünmeyen, bilinmeyen ve insanların sürekli gözlerini boyayıp aldatan, yollarına pusu kurup, saptırabileceği yerleri, konuları ve saptırma anını gözetleyen ve kendisini çok iyi gizleyen, insanın baş ve ezeli düşmanıdır…

Hayat, asla bir kumar değildir ama basit bir oyun yoluyla örnek verecek olursak şeytan, elini ve kartlarını gizler; hiçbir zaman açık oynamaz. Oyunda sürekli hile yapar ve fark edinceye kadar da insanı kayba sürükler, kendisi bir şey kazanmasa da insanı kaybettirmekten zevk alır. Şeytanı tanımak, insanın onun tuzaklarından ve oyunlarından haberdar olması demektir. Şeytanı bu şekilde erken teşhis yöntemiyle tanıyan insan kısmen de olsa oyun ve hilelerinden korunmuş olur. Bu amansız düşmanı tanımak için bu kitabı okumanız yeterli olacaktır sanırım…

“Aman, sen de… Şimdi şeytan mı kaldı… Artık herkes şeytan olmuş; şeytana ne gerek var…” gibi şeyler, şeytanın duymak istediği, en harika sözlerdir. Doğrudur, insanlar da şeytanlaşmış olabilirler; ancak bunlar da zaten şeytanın, insan boyutuna geçmiş olanlarıdır…

Kur’an-ı Kerim’den edindiğimiz bilgiye göre, şeytanlar iki kısma ayrılıyor. Bir boyutunda, cinlerden olan meşhur şeytan yani İblis ve çocukları, torunları ile avenesi vardır. Çünkü İblis, mevcut bütün şeytanların ve şeytan soyunun atasıdır. Diğer boyutta şeytanlaşmış insanlar vardır. Bu kesimi de, tutum ve davranışlarında, fikir ve felsefesinde şeytana uyan veya ona tapan ve onu kendisine lider kabul edip peşinden giden insanlar oluşturmaktadır. Çok açık olarak peygamberlerin bile peşine takıldığı ifade edilen şeytandan korunmak ve kurtulmak yine o peygamberlerin yolunu takip etmekle mümkün olacaktır.

Bu konuda Kur’an-ı Kerimde şöyle buyrulmaktadır:

“İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak.”(En’âm, 6: 112)

Her peygambere görevleri ve kendilerine tabi olanlara yol göstermeleri ve şeytana karşı hazırlamaları bakımından musallat edilen ve bizim için de oldukça önemli olan bu husus, asla atlanılmaması gereken bir husustur. Onlar zaten cennetle müjdelemiş ve masumiyet perdesi altında korunmaktadırlar. İş bize düşüyor. Bize de Kuranı Kerimde şu tavsiyede bulunulmaktadır:

“De ki: “Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik’ine, insanların İlâh’ına sığınırım.”(Nas, 114: 1-6)

O halde, bunu dilimizden düşürmeden okumalı ve sürekli şeytana insan ve cin şeytanlarına ve onlardan gelebilecek zararlara ve tehlikelere karşı uyanık olmalıyız.

Şeytan, pusudaki düşmanımız olarak bizi, bizden çok iyi bilir ve tanır. Bize karşı kullanabileceği bütün zaaf ve zayıf yönlerimizi, açıklarımızı çok iyi bilir. Hiçbir zaman kendi gerçek kimliği ile karşımıza çıkmaz. Bazen öğrenci, bazen hoca, bazen âlim, bazen zalim, bazen şeyh, bazen veli, bazen peygamber, bazen usta, bazen çırak, bazen en tepede, bazen de en altta birini temsilen karşımıza çıkabilir ama asla belli etmez. Siz onu fark edinceye kadar o, görevini yapar ve işini bitirir. Son günlerde yaşadıklarımız da bundan başka bir şey değildir. İşte bu yüzden şeytandan Allah’a sığınmalıyız.

Şeytan, genellikle işlerinde insanları kullanır ve özellikle şımarmaya, kibirlenmeye, hükmetmeye veya sefih, zaaflarına düşkün, serkeşliğe yatkın insanları kullanır. Kadın, para, makam, şöhret, şehvet ve korku gibi duygular, en sevdikleri arasındadır. Keza, şirk, zina, iftira, gıybet, suizan, bir türlü hata kabul etmeme ve karşı tarafı itham etme ve ettirme en çok sevip başardığı konular arasındadır.

Her insanın bir seri zaafları vardır. Kendisini eğitmiş olanların bile en azından birkaç tane zaafı vardır. Hatta bu tür kimselerin en büyük zaafı, “şeytan bana yaklaşamaz veya biz o makamı çoktan geçtik” gibi, mümine yakışmayan sözlerdir. Unutulmamalıdır ki, şeytanın en büyük marifeti yani başardığı en güzel şey, kendisini inkâr ettirmek, yapılan bir hata veya günahta payı olmadığını kabul ettirmektir. İşte böyle bir insanı yakaladığı zaman seviyesi ne olursa olsun gözünün yaşına b akmaz, ona kancayı takar. Bundan sonra onu istediği gibi kullanır. O zavallı da yaptıklarını doğru sanır ve kendini hep haklı görür.

Şeytan, kadınları kullanmayı çok sever ve onları oltasına yem olarak takıp istediğini kolayca avlar. Bu yüzden her şeyi berbat eden bir yığın insan vardır. Keza parayı seven insanları çok kolay kullanır ve o tür kimselere en küçükten en büyüğe manevi değeri olan her şeyi, hatta ülkesini bile sattırır. Kabahat ve kusur kabul etmez, hatta bu işi, onların kişisel hak ve özgürlükleri olduğunu bile savundurup, savundurarak yapar. Makam ve şöhret ise şeytanın azgın ve kontrolsüz atları gibidir. Üzerine biner ve malı olmayanları da kendisine mal ettirir. Kardeşlerini ve yakınlarını bile ezer geçer de zerrece vicdanı sızlamaz; “ne yapıyorum ben?” demez, dedirtmez.

Kısacası şeytan, her müminin en yakınındaki sinsi düşmanıdır ve tamamen gizlenmiş olarak sürekli pusudadır. İnsanın hemen kalbinde ve ele geçirdiği diğer organlarından herhangi birinde, ağını kurup düşecek sinekleri, böcekleri bekleyen örümcekler gibi, tam 24 saat, gözünü kırpmadan ağına düşecek hasta ruhlu, zaaflarına yenik düşebilecek insanları bekler…

Dr.Arif Arslan
https://i2.wp.com/i.imgur.com/MFvpuGF.png

Kulları kıyamete kadar saptırmak için mühlet istedi. Verildi. Yemin etti. Sağlarından, sollarından, önlerinden, arkalarından yaklaştı. Günahı işleyen kuldu. Çünkü ona uydu. Huzurdan kovulmuş şeytan hiç vazgeçmedi, vazgeçmeyecek.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı ! ÖĞüT !! NaSiHaT !!! HaYaT DeRSLeRi, Genel, Haberler ve politika içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s