Biz seni, Allah Rızası İçin Sevdik Uzun Adam!


Biz seni, Besmele’nden biliriz Uzun Adam!

Henüz gün doğmadan evvel uyanışlarında, avuçlarına dolan soğuk sudan tanırız seni. Kıblemiz birdir seninle, alnımızın değdiği secdelerden tanırız.

Biz seni, içimizden birisi olduğun için sevdik Uzun Adam… Yeditepeli Şehrin, arka sokaklarındaki çocukların arasından yürüdüğün için sevdik… Biz seni gariplerin sesi olduğun için sevdik Uzun Adam! Sesimizi sırtlayıp taşıdığın için, onurla süreceğimiz hayatın büyük bir gaye ama asla ham hayal olmadığını bize söylediğin için sevdik seni. Sevdik, bildik ve inandık. Yürüdüğümüz zorlu ve meşakkatli yolda, bizi bırakmadın, bizden vazgeçmedin. Biz senin vazgeçmeyişlerini sevdikUzun Adam!  

Biz senin sadece gündüzlerini değil, gecelerini de biliriz. Herkes kapısını örtüp, lambalarını söndürdükten sonra gizlice sokaklara çıkışını… Kaldırım köşelerine, köprü altlarına sığınmış yetimleri toparlayışlarını… Çaresiz yataklarında inleyen ihtiyarları, yetim torunlarını nasıl avutacağını şaşırmış neneleri, yatalak babasına ilaç bulmak için yola çıkmış kızları, soğuktan titreyen çocuklarının ağır yüküyle çökmüş babaları… Karanlığın içinden arayıp bulmalarını, çekip çevirmelerini, sahip çıkışlarını sevdik Uzun Adam!… Ayakkabılarını çıkarıp da boyunu kısarak girdiğin o alçak tavanlı fukara evlerinden biliriz seni, annelerin ettiği iyilik dualarından tanırız…

Biz seni kimsesizlerin kimsesi olarak tanıdık, bildik ve sevdik Uzun Adam!

Sana dokunabildikleri için sevdi ihtiyar kadınlar seni, isminle çağırdılar kendi evlatlarını çağırır gibi babalar seni… Üsküp’te, Gostivar’da; “Tayyıbcâzımızı bekleriz be ya…” diyen dedeler, belki bir asra yakındır duvarlarına yaslandıkları yıkık, yorgun, mahzun camilerde yollarını gözlediler… Priştine’nin gelinlik kızları, doğacak çocuklarına senin ismini vermeyi, nikahlarına şart koştular. Bosna’da okumaya çıkan çocukların defterlerine yazdığı isim, senin ismindir… Çünkü sen… Umudusun tüm gurbetlerin. Somali’de, Kenya’da, Sudan’da açlığın ve susuzluğun cehenneminden titrek elleriyle son kez insanlığa uzanan nefeslerin umudusun… Arakan’da dünyanın en hazin uğultusuyla ağlaştığı halde kimsenin işitmediği sesleri dünyaya taşıyan itirazlı sessin sen!

Bir dakika!” dedin ve Sodom’la Gomore’nin titrediği günü hatırladı zaman!

“Bir Filistin vardı ve bir Filistin hep olacak” diye isyan eden de sendin Dünya muktedirlerine. Üzerine bomba yağan Gazzeli kadınların çocuklarına verdiği isimsin sen. Oğlun Bilal ile birlikte, bombaların altındaydık o gün, yarın Mahşerde de; “oradaydım ve gördüm” diyeceğim Allah’a…  

Senin o baş eğmez ve zaptedilemez sağ işaret parmağının ucundadır masumların “”ları… Lailahe illallah diyenlerin parmak uçlarıyla tanırız seni biz Uzun Adam! Sen zulme itiraz, sen haksızlığa isyansın. Umudusun Hilal’in ve Hilal’lerin

Sen vazgeçmeyensin Uzun Adam!

Toplayan, birleştiren, bitiştiren ve asla kapı dışında bırakmayan… Davet eden, buyur eden, kollayan, destek olan, yer açan, halden anlayansın Uzun Adam… Omuzladığın Kubbenin altında hepimize, her birimize de yer var, bilirsin, tanırsın bizi… Belki yorgunuz, belki küskün ve kırık, belki eksik, belki hatalıyız, ama biz buyuz işte! Şimdi sen, terketmezsin bizi sanırım, bırakmazsın, dışlamazsın sanırım. Çünkü sende gayret var, sende sevgi, sende devlet, sende gaye var Uzun Adam… Sende Yusuf Peygamberin, kendisini kuyuya atan öz kardeşlerini affedişinden bir pay var… Sende Yunus Peygamberin geride bıraktığı milleti için titreyerek telaş duyan kalbinden bir damar var, bırakamazsın, vazgeçemezsin Sen! Sen’de Hz.Meryem’in saçlarından bir tüy var, haklı ve masum olduğun hallerde bile tutmak zorunda olduğun bir susma orucu var… Sende “Müminler ancak kardeştir” ayetini okuyan Hz.Peygamberin vasiyyeti var…

Ve sende rıza var… Ölüm Meleği ile nefes nefese geçen her saniyende; “Allah içiniz ve Allah’a dönücülerden” dersin. Rahmeti gazabını aşmış Rahman’dan tecellilerle, tut ve birleştir bizi! Tut ne olur ve birleştir kalplerimizi!

Sibel ERASLAN

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı .:.GöNüLdEn GöNüLe.:., Bilgisayarlar ve Internet, Haberler ve politika içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s