Seçkin bir kimse değilim. İsmimin baş harfleri acz tutuyor. Bağışlamanı dilerim.


ACİZSİN… FAKİRSİN…

 ALLAH’a kul olmak şanın, şerefin,

Arama gayrısını, olmamalı başka emelin,

Dünya, ahiret saadeti semerin,

Acizsin… fakirsin… budur işte senin yerin.

 RıZa BeRKaN GÜLER /02.08.2005

ACZ:  Bir nesneye gücü yetmemek, kudreti olmama durumu, güçsüzlük, kifâyetsizlik. Bu sıfatları üzerinde bulunduran kimseye de âciz denir. Acz, kudretin zıddıdır. Bir şeyi yapmaya gücü yetmeyen kimse ondan âcizdir. İslâm’da mükellefiyet (yükümlülük)’ler kudrete bağlıdır. Bir şeyi yapmaktan âciz olan onunla mükellef* değildir. Allah hiç kimseyi gücünün yetmeyeceği bir şeyle yükümlü tutmaz. Allah kullarının âciz kaldığı konularda onlar için bazı kolaylıklar getirmiştir. Meselâ su bulamayan ya da kullanmaktan âciz olan kimse teyemmüm eder. Namazda ayakta durmaktan âciz olan kimse namazını oturarak kılar, oturmaktan da âciz ise işâretle kılar. Ramazan orucunu tutamayacak kadar hasta ve âciz olan kimse yer, sonra iyileşince kaza eder. Hacca gitmeye kudreti olmayana hac farz değildir.(1)

İnsanın acizliğine ait her detay Allah tarafından özel olarak var edilmiştir. Nisa Suresi’nin 28. ayetinde bu gerçeğe şöyle dikkat çekilir: “…İnsan zayıf olarak yaratılmıştır”. İnsan zayıf olarak yaratılmıştır ki, bir kul olarak Yaratıcı’sına karşı olan acizliğini anlayabilsin ve dünyanın geçici bir mekan olduğunu fark edebilsin.

Ey insanlar, siz Allah’a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; Allah ise, Ganiy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan)dır, Hamid (övülmeye layık)tır.

(Fatır Suresi, 15)

İnsan bilmelidir ki bu dünyaya “yalın” bir şekilde gelmiştir ve yine “yalın” bir şekilde gidecektir. Ama doğduktan hemen sonra, ihtiyaçlarını gidermek için kendine sunulan nimetleri cahilce sıkı sıkıya sahiplenir; onları elde tutmayı hayatının en önemli amacı haline getirir. Oysa hiç kimse malını, mülkünü ya da sahip olduğu diğer şeyleri öldükten sonra yanına alamaz. Sonuçta beden, birkaç metrelik beyaz beze sarılıp defnedilir. İnsan, bu kısa dünyaya “yalın” gelir ve “yalın” gider.

Sonuç olarak en başta da belirttiğimiz gibi dünya Allah’ın yarattığı bir imtihan yeridir. Her insan dünyada O’nu razı edecek iyi işler yapmakla sorumlu tutulmuştur ve bu yönde denenmektedir. Bu denemenin sonunda Allah’ın emir ve yasaklarına uyanlar, güzel ahlak gösterenler sonsuza kadar cennette yaşamaya hak kazanacaklardır. Ama büyüklenmede direnenler ve birkaç on yıllık dünya hayatını sonsuz hayatlarına tercih edenler ise dünyada da ahirette de eksikliklerden, acizliklerden, sıkıntılardan kurtulamayacaklardır.

Cahit Zarifoğlu, “Sultan” adlı şiirinde:

Seçkin

Bir kimse değilim

İsmimin baş harfleri acz tutuyor

Bağışlamanı dilerim

Sana zorsa bırak yanayım

Kolaysa esirgeme

Hayat boş bir rüyaymış

Geçen ibadetler özürlü

Eski günahlar dipdiri

Seçkin bir kimse değilim

İsmimin baş harflerinde kimliğim

…..

Dizelerini hediye etmiş bizlere. Sadece bu dizeler bile tohumdan fidana, Hz. Âdem’den bu yana, geçmişten geleceğe, tabiattan insana, günahtan sevaba, kahırdan duaya, hayattan ölüme, hayalden gerçeğe düşünülmesi gereken ne varsa önümüze sermektedir. Bu sergileme isminin baş harfleri ‘acz’ tutan bir şairin haykırışlarıdır. Umudum odur ki bu haykırış yıllar geçse de yankısı sürecek bir haykırıştır.

Tam adı, Abdurrahman Cahit Zarifoğlu olan şair “ACZ” sembollerle, imgelerle derin bir kuyudan çektiği suları insanların önünden geçen kanallara boşaltmıştır. Sufi bir duyarlılığın ötelerden topladığı çiçeklerin alımlı bir vazoya konulmuş şeklidir.

Belki de bir “yaz” mevsiminin başında, hatırası acı da olsa asıl hatırlanması gereken şey budur. Adlarıyla hatırlanan insanların, duyguları ve düşünceleriyle, “yaşamak”larıyla bilinmesi gerekiyor. Niteliklerin, ateşe düşen kar taneleri gibi eridiği bu zamanda; suda ıslanmayan, ateşte yanmayan, satmayan ve satın alınamayan hayatlara, sözlere, özlere ihtiyacımız var. Anmalardan anımıza yansıyan böyle şeyler olmalı. Andıklarımızı anımıza taşımalıyız. “Ad” dilimize geldiğinde “od” içimize düşmeli. Aradan yıllar geçtikten sonra bizi tanımakta zorlandığını söyleyen bir arkadaşımızla doğal olarak paylaşacak pek bir şeyimiz kalmaz. Yıllar sonra bile andıkça çoğaldığımız, konuştukça büyüdüğümüz zamanlara ihtiyacımız var. Anılana da “an”anlara da rahmet yağsın.(2)

Sana zorsa yanmaya razıyım

Kolaysa affı esirgeme

Hayat boş geçti

Geri kalan korkulu

Her adımım dolu olsa

İşe yaramaz katında

Biliyorum

Bağışlanmamı diliyorum.

KoMPoZiT © rBg™ WordPres’S®2012

1. Durak PUSMAZ

2. Hayati KOCA

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı ! ÖĞüT !! NaSiHaT !!! HaYaT DeRSLeRi, .:.GöNüLdEn GöNüLe.:., KoMPoZiT içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s