Küfre hasımlığım İslam’a olan hısımlığımdandır…


”Küfre hasımlığım İslam’a olan hısımlığımdandır…” Ercümend Özkan

 Hasımlık ve hısımlık ölçüsü, şaşmaz, değişmez bir ilke olarak ortaya konmuş. Her şartta geçerli bir yol haritası çiziyor. Referans ve hedef noktaları açıkça belirlenmiş. Arı duru bir zihin, amacı besbelli bir hedef ve uğruna hayat adanacak bir dava.. Allah elbette kime merhamet edeceğini bilir. Kendine sığınan ve kulluğunu kendine yöneltenleri de güzel bir ecirle karşılayacaktır. İslam’ı yeniden ihya eden, çağdaş hurafelere yiğitçe karşı duran, zayıf, cılız Müslümanlara gür bir ses ile cesaret verip izzetini hatırlatmalıyız her fırsatta

……Hasmı şeytan olanın ayağını sağlam basması gerek. Şeytan kaydırıcıdır. Yani gücü yoktur pehlivan gibi yıksın. Yıkılan kendi yıkılır. ……

 Öncelikle davanın taraflarını belirlemek gerekir. Davanın zanlıları nefis ve şeytandır. İdrak sahibi bir müslümanın bunları düşman bilmesi gereklidir. Nefis ve şeytan, Allah’ın (CC) dinine hizmet edilmesini asla istemez. İnananlar olarak, düşmanımızı bilerek Allah-u Zülcelale kulluğumuzu bir dava şuuru içerisinde, Kur’an ve sünnet ölçüsünde yerine getirmeye çalışmak zorundayız. Peki dava adamı kimdir? Bizler birer dava insanı olabilir miyiz? Dava şuuruna erebilir miyiz?

Bu konuda öncelikli koşul, sadıklarla beraber olmak ve onları örnek almaktır. Çünkü sıdk ve bağlılık, sadıkların ortak özelliğidir. Hiç şüphesiz en büyük dava adamı Hz. Muhammed (sav)’dir. Sadıklar da Peygamber Efendimizin (sav) takipçisi olan Allah dostlarıdır. İşte bu noktada örnek model Allah (CC) dostlarıdır. Çünkü onlar bu davaya baş koymuş, hizmet için canları ve başlarını bu uğurda harcamaya and içmiş, kendilerini dine ve Allah’a kulluğa adamışlardır. Onları dünya nimetleri, mal, mülk zerre kadar ilgilendirmemektedir.

Nemrut, İbrahim peygamberi (as) ateşe atacağı zaman herkesten ateşe odun taşımalarını istemiş. Bundan maksadı da Hazreti İbrahim´e düşman olanlarla O´na taraftar olanları tespit etmekmiş.

Herkes olanca gücüyle ateşe odun taşırken, küçük bir karınca ağzına aldığı bir damla suyla yola koyulmuş. Karıncayı görenler, nereye gittiğini sorduklarında, “İbrahim´in ateşini söndürmeye gidiyorum.” demiş. Etrafındakiler karıncaya alaycı gözlerle bakmışlar ve “Senin gücün o ateşe kadar yürümeye yetmez. Hem ateşe ulaşsan da alevleri gözleri bulan bu ateşi senin bir damla suyun mu söndürecek?” diye sormuşlar.

Bahtiyar karınca hepimize ders olacak şu cevabı vermiş: “Bu suyun ateşi söndüremeyeceğini ben de biliyorum. Ama bir Allah dostuna yardım etmenin, böyle bir zamanda safını belli etmenin şerefi bana yetmez mi?”

İmanla küfrün kavga halinde olduğu iki kutuplu bir dünyada yaşamaktayız. Hizmet şuur ve idrakinde olmak isteyen biz inananlar davamızda sadık isek saflarımızı net olarak belirlememiz gerekmektedir. İkisine birden taraftar olmak ve öyle görünmek öncelikle bir tezat teşkil edecektir. Bu durum diğer yanıyla münafıklığa da alamettir. Kişinin dışı neyse, içi de öyle olmalıdır. Sonunda bir bedel ödeyeceksek bile, inanç konusundaki tutumumuzu açık olarak belirlememiz gerekmektedir. İslam’a hizmet edenlerle, zamanını boşa harcayanlar şüphesiz bir tutulmayacaklardır. Malla, bedenle yapılan hayırlar ve ibadetler, Hak katında tartılacaktır.

Ya İslam’da yükselirsin, Ya küfürde çürürsün, Yol mezarda bitmiyor, Gittiğin yerde  görürsün..

Sonsuz âlemde herkes karşılığını eksiksiz bulacaktır. Rabbimiz bu konuda şöyle buyuruyor: “Şüphesiz Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden bir işte bulunanın işini boşa çıkarmam. Sizin kiminiz kiminizdendir. İşte, hicret edenlerin, yurtlarından sürülüp çıkarılanların ve yolumda işkence görenlerin, çarpışıp öldürülenlerin, mutlaka kötülüklerini örteceğim ve onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. (Bu,) Allah katından bir karşılık (mükafat)tır. (Rabbiniz olan) Allah ki, mükâfâtın güzeli O’nun katındadır.” (Al-i İmran, 195)

Rabbim, hizmet şuuruna sahip dava adamı olarak, hayat sermayemizi, rızasına giden yolda değerlendirmeyi müyesser kılsın.

-Allahü Teâlâ buyuruyor ki:

“Ey iman edenler! Eğer siz ALLAH’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı kaydırmaz.” (Muhammed Sûresi 7.Âyet)

Ya Rab! Hakkı yaşamayı ve hakkı yüceltmek yolunda bulunmayı, biz aciz kullarına nasîb eyle! Amin…

KAYITSIZ KALMA

 Kıyamet asrında İslam’ın yükselişi var,

Ümmette bir yapılanma bir diriliş var,

ALLAH’ın vadi,Peygamber haberi var,

Kayıtsız kalma kardeşim kurtuluş İslam’da.

Özün, sözün, varlığın İslam olsun,

Ahdin, davan, yaşamın İslam olsun,

Sen İslam’ı öyle yaşa ki; seni gören İslam olsun,

Kayıtsız kalma kardeşim kurtuluş İslam’da

———————————
Rıza Berkan GÜLER

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı ! ÖĞüT !! NaSiHaT !!! HaYaT DeRSLeRi, KoMPoZiT içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s