Ayasofya Camii…İkinci bir fetih…Bediüzzaman’ın Müjdesi



Ayasofya Camii’nin ibadete kapatılarak müze haline getirilmesi ile adeta Müslüman Türk milleti- nin mabedinin göğsüne namahrem eli değmiştir. Bediüzzaman, Ayasofya camiinin ibadete kapatıl- ması ve müzeye çevrilmesinden çok müteessir olmuş, çok üzülmüştür. Çünkü O, hem İslam âlemi için, hem de Hıristiyanlar için büyük önem taşıyan, kendisine atfedilen pek çok manevi manaları sembolize eden Ayasofya Camii’nin ibadete kapatı- larak müzeye çevrilmesinin ne anlama geldiğini çok iyi bilmektedir.
Ayasofya Camii, bir semboldür. Hz. Peygam- ber’in (s.a.v.) övgüsüne mazhar olabilmek ümidi ile tüm mü’minlerin gönlünde bir sevda haline gelen “Konstantiniyye’nin” fethedilerek “İstan- bul” yapılışının beratı ve tapu senedidir. Ayasof- ya bir bayraktır. İman-küfür/Hilal-Haç mücadele- sinde imanın küfre, Hilalin Haça galibiyetinin tescilidir. Onun için Ayasofya Camii, Müslüman Türk’ün izzeti, şerefi, namusu, onur ve haysiye- tidir. Hıristiyan batı dünyası karşısında bağımsız- lığın, hür ve dik duruşunun ifadesidir. Feth-i mübinin sembolü olan bu kutlu Mabet, Müslü- man Türk Milletine Fatih Sultan Mehmet Hazret- leri’nin kutlu bir emanetidir. Kıyamete kadar cami olarak muhafaza edilmesi gereken milli bir değerdir.

Ayasofya Camii’nin maruz bırakıldığı mah- zun, boynu bükük ve hüzünlü hâl, yalnız Türkiye’de değil bütün Alem-i İslam’da hamiyet- perver, şuurlu mü’minlerin yüreklerini dağlamış ve gönüllerini ızdıraplar içerisinde bırakmıştır.

Bediüzzaman, Ayasofya Camii hakkında çok hassas ve duyarlıdır. Ayasofya Camii hakkındaki gelişmelerle yakından ilgilenmektedir. Ayasofya Camii üzerinde oynanan oyunlardan, ibadete kapatılmasından ve müzeye çevrilmesinden son derece rahatsızdır.

Devrin hakim güçlerinin ve yöneticilerin “Sen bizi sevmiyorsun, sen bize muhalifsin, sen bizim ilkelerimizi benimsemiyorsun, sen bize müracaat etmiyorsun, sen bizi adam yerine koymuyorsun, sen bize minnet duymuyorsun, zillet göstermi- yorsun…” türü ithamlarına karşı şu manidar cevabı verir:

“… Kahraman bir milletin ebedi bir medar-ı şerefi ve kuran ve cihad hizmetinde dünyada bir pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılıçlarının pek büyük ve antika bir yadigârı olan Ayasofya camiini put haneye ve meşihat dairesini kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olmasına imkân var mıdır?“ (Şualar/Ondördüncü Şua)”

Bediüzzaman’ın muhataplarına verdiği cevap, iki yönden çok önemlidir. Birincisi; Ayasofya Camiine ilave ettiği muhteşem sıfatlar, onun Ayasofya camii sevgisinin ne kadar yüce ve muazzam olduğunu göstermektir. İkincisi ise Ayasofya camiini put haneye çevirenleri sevmediği ni ilan ediş şekli ve kullandığı üslup, onun Ayasofya Camiinin ibadete kapatılarak müzeye çevrilmesin- den ne kadar çok müteessir olduğunu göstermekte- dir.

Bediüzzaman Hazretleri, cihad anlayışı ve iman ve Kur`an hizmetindeki metodu nedeniyle asla siyaset ile meşgul olmadığı halde; seçimlerde CHP karşısında Demokrat Parti’yi desteklemiştir. Çünkü Demokratlar dine karşı daha saygılı ve daha ılımlıdır.

CHP`nin Ezan-ı Muhammedi`yi yasaklamasına karşı , Demokrat Partinin Ezanı Arapça asıl haline dönüştürmesi ve serbest bırakmasını alkışlar ve bu müsbet icraatlarından dolayı DP`yi tebrik ederek, müsebbipleri “ İslam Kahramanı” olarak tavsif e- der. Bediüzzaman, Menderes ve arkadaşlarına Ezanı aslına çevirmekle büyük güç kazandırdıkla- rını belirterek; Ayasofya`yı ibadete açmalarını ve Risale-i Nurun neşrini Resmen serbest bırakmaları- nı da tavsiye eder:

“Ezan-ı Muhammedînin (a.s.m.) neşriyle Demokratlar on derece kuvvet bulduğu gibi; Ayasofya’yı, beş yüz sene devam eden vaziyet-i kudsiyesine çevirmek ve halen İslâmda çok hüsn-ü tesir yapan ve bu vatan ahalisine âlem-i İslâmın hüsn-ü teveccühünü kazandıran, yirmi sekiz sene mahkemelerin muzır cihetini bulamadıkları ve beş mahkeme de beraatine karar verdikleri Risale-i Nur’un resmen serbestîsini dindar Demokratlar ilân etmeli ve bu yaraya bir nevi merhem vurmalı- dırlar. O vakit âlem-i İslâm’ın teveccühünü kazan- dıkları gibi, başkalarının zâlimane kabahatları onlara yüklenmez fikrindeyim.

Dindar Demokratlar, hususan Adnan Mende- res gibi zatların hatırları için, otuz beş seneden beri terk ettiğim siyasete bir iki saat baktım ve bunu yazdım.” (Emirdağ Lahikası)

Bediüzzaman burada; Ayasofya Caminin ibadete açılması ve Risale-i Nu’run serbest bırakılmasının; hem demokratları çok daha fazla güçlendireceğini, hem bütün Alem-i İslam’ın sevgi ve teveccühünü kazanmalarına vesile olacağını, hem de milletin hafızasında kötü bir imaj bırakmış olan CHP zulmünün töhmeti altında kalmaktan kurtulacaklarını bildirmektedir.

Bediüzzaman, “Ayasofya’yı müzahrefattan temizleyip ibadet mahalli yapmanın” bazı Hıristiyan devletleri de memnun edeceğini belirtmektedir. Çünkü Ayasofya bir ibadethane olarak inşa edilmiştir. Samimi bazı Hırıstiyanlar da Ayasofya’nın müze olmaktansa, cami olarak kalmasını ve ibadethane/mabet kimliğinin korunmasını daha doğru bulmaktadır. (Emirdağ lahikası S. 624)

Bediüzzaman, 30 senedir siyaseti terk ettiği halde, Ayasofya`nın ibadete açılması meselesinin hatırına dönemim İçişleri Bakanı Namık Gedik’i görmek için Ankara`ya geldiğini söylemektedir. Ankara da bulunduğu sırada Ayasofya Camii’nin ibadete açılması için Hükümet nezdinde bazı teşebbüslerde bulunur. Başbakan ve bazı bakanlara mektuplar yazarak Ayasofya’yı ibadete açmalarını ister.

Bundan sonrada, her vesile ile Ayasofya’nın ibadete açılmasını dile getirir. Bayram Yüksel Ağabeyi, Ankara’da bulunan Mustafa sungur ve Ceylan Çalışkan Ağabeylerin yanına gönderen Bediüzzaman Hazretleri, Bayram Ağabey ile DP Afyon Milletvekili Gazi Yigitbaşı’na bir mektup gönderir ve Ayasofya’nın açılışı için çalışma yapmalarını söyler. Bediüzzaman Hazretlerinin talebeleri, Afyon Milletvekili Gazi Yiğitbaşı Bey ile birlikte dindar milletvekillerini tek tek ziyaret ederek, Ayasofya Caminin ibadete açılması için uygun zemini ve konjoktürü oluşturmaya çalışırlar.

Bediüzzaman’ın yaşayan talebelerinden Mehmet Fırıncı Ağabey, hatıralarında Hz. Üstadın İstanbul’un fethi hadisesini çok önemsediğini, birlikte Fethin 500. yılını kutlama törenlerini izlemeye gittiklerini ve Üstadın Fetih kutlamaların- dan çok keyif aldığını anlatmaktadır.

“Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılabatı içerisin- de en yüksek gür sada islamın sadası olacaktır” diyerek en olumsuz şartlarda bile yeise düşmeye- rek, çevresine sürekli olarak ümitvar olunmasını telkin eden Bediüzzaman, Ayasfya Camii’nin tekrar ibadete açılarak asli konumuna kavuşturulacağı müjdesini vermektedir.

Bediüzzaman Hazretlerinin talebelerinden Selahaddin Çelebi, Ayasofya Camii ile ilgili hatırasını şöyle anlatmaktadır:

Üstad’ı ziyaretimin birinde Ayasofya hakkında ki düşüncelerini sormuştum. Keçeli keçeli diye güldü. Sonra birden ciddileşerek “Ayasofya Hıristiyanlığın İslamiyet’e devir ve tesliminin bir abidesidir. Bunun için kilise iken cami olmuştur. Elbette tekrar camiye çevrilecektir”dedi. (Necmeddin Şahiner, Son şahitler 2.cilt,s.118)

Ancak, Ayasofya’nın müzeden tekrar camiye çevrilmesi bazı şartların gerçekleşmesine bağlı olacaktır. Müzenin cami olabilmesi için, Bizans’ın büyük kilisesini camiye çeviren şartların tahakkuk etmesi gerekir. Feth-i Mübin’i müyesser kılan ve Ayasofya’nın camiye çevrilmesini sağlayan şartlara bir göz atalım:

1-Fetih konusunda büyük bir arzu/talep ve güçlü bir irade vardı.

2-Fetih için maddi (askeri ve ekonomik) hazırlıklar çok iyi yapıldı. Ekonomi, uzun sağlıklı bir sefere/savaşa dayanabilecek kadar; hazine de bu büyük savaşı finanse edebilecek kadar güçlü idi.

3-Ordu silah ve teçhizat bakımından çok iyi donatıldı. Dönemin en ileri teknolojisine sahip silahlar üretildi. Osmanlı Ordusu dünyanın en disiplinli ve en iyi donatılmış ordusu haline getirildi. Bizans ve diğer Hıristiyan ülkelere karşı askeri alanda üstünlük sağlandı.

4-Seferden önce ülke içerisinde huzur ve istikrar sağlandı. Fetih’e/sefere karşı çıkan veya Bizans’la işbirliği yapan bazı üst düzey Osmanlı bürokratlarının mukavemetleri, dirençleri kırıldı. Fetih karşıtı iç muhalefet bastırıldı.

5-Fetih öncesi Osmanlı, kendisine karşı oluşturulabilecek bütün haçlı ittifaklarına ve ambargolarına hazırlıklı idi. Sadece Bizans ile değil, gerekirse bütün Hıristiyan dünyası ile savaşmayı göze almıştı ve buna hazırlıklı idi.

Ne zaman ki 2010’ların Türkiye’si, 1450’li yılların Osmanlısının sahip olduğu o şartları yakalarsa; işte o zaman tekrar Ayasofya camiye çevrilebilecektir. ABD Başkanı 24 Nisan konuşma- sında “soykırım” tabiri kullanır mı, “İsrail silah ambargosu uygular mı” diye korkudan ödü patlayan bir Türkiye gerçek anlamda bağımsız bir ülke değildir. Ve böyle bir ülkede siyasi iktidarlar çok isteseler bile uluslar arası kamuoyunun baskı ve takiplerini göze alamazlar.

Ben Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün de, TBMM Başkanı Sayın Mehmet Ali Şahin’in de, Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da Ayasofya konusunda en az şahsım kadar hassas olduklarına ve Ayasofya’nın, camiye çevrilmesini belki benden daha fazla arzu ettiklerine inanıyo- rum. Fakat çok isteseler de yapamazlar. Ne demişti sayın Başbakan: “Baykal dükkanı işletmiyoruz, devlet yönetiyoruz. O kadar kolay idiyse kendiniz yapsaydınız” dememiş miydi?

Mevlana Hazretlerinin çok güzel bir sözü var: “Kuru duayı bırak. Ağaç mı istiyorsun; tohum ekmelisi tohum” diyor. Aynı konuda Bediüzzaman da şu ihtarı yapar: “Ey evliya-yı umur! (ey işlerini takip eden kişiler!) Tevfik isterseniz, (muvaffak olmak) Kavânin-i Âdetullaha (Allah’ın yeryüzün- de ikame ettiği kanunlara), Tevfik-i hareket (doğru ve hak olan vesilelere muvafık(uygun) hareket ediniz. Yoksa tevfiksizlik (muvaffakıyetsizlik) ile cevab-ı red alacaksınız!”

Ayasofya’nın tekrar camiye çevrilebilmesi için her şeyden önce Türkiye’nin, askeri, siyasi, ekonomik, teknolojik vb. her bakımdan güçlü ve tam bağımsız olması gerekmektedir. Bu cümleden olarak:

1-Ayasofya’nın tekrar camiye çevrilmesi, ibadete açılması yönünde kamuoyunda çok güçlü bir talep/arzu oluşması ve camiyi ibadete açmak isteyen güçlü ve kararlı bir siyasi iradenin bulunması gerekir. (Ayasofya’nın camiye çevrilme- sinin önünde hukuki yönden hiçbir engel bulunma- maktadır.)

2-Teknolojik ilerleme sağlanmalı, savunma sanayi geliştirilmeli, ileri teknoloji ürünü silahla ve mühimmatla donatılmış profesyonel, disiplinli ve güçlü bir ordu vücuda getirilmelidir. Hasımlara karşı askeri üstünlük sağlanmalıdır.

3-İktisadi kalkınma sağlanmalı, ekonomik yapı üretim ekonomisi haline dönüştürülmeli, kendi kendine yetebilecek hale getirilmeli, her türlü yaptırım ve ambargolara, iktisadi ve ticari saldırıla- ra karşı koyabilecek, uluslar arası finans devlerinin provakasyonlarını boşa çıkarabilecek bir güce kavuşturulmalıdır.

4-Uluslar arası camiada etkilenen değil etkile- yen; kendisiyle oynana değil, oyun kuran; oluştu- rulacak muhtemel ittifaklarla mücadele etmeyi ve gerektiğinde tüm muhataplara rest çekebilecek bir güç ve ihtişama kavuşmak; kısacası ekonomik, askeri, siyasi, her yönden tam bağımsız hale gelmek.

5-Ülke içerisinde huzur ve istikrarı sağlamak. Bu günün Bizansları (yabancı, rakip devletleri) ile işbirliği halindeki güç odaklarının dirençlerinin kırılması (çağdaş Çandarlı Halil’lerin ihanetlerini önlemek) gerekir.

Evet, yeni bir dirilişe, ikinci bir Fetih’e ihtiyacı- mız var. Bu yeniden diriliş, nerede ölmüşsek orada olacaktır. Maneviyat cephesinde öldük; yeniden dirilişimiz de maneviyat cephesinde olmalıdır. Bu ikinci Fetih dimağımızdaki gaflete, nefisleri- mizdeki firavunlara ve süfli arzularımıza karşı olacaktır.

Cehaletimize, geri kalmışlığımıza, tembel liğimize, basiretsizliğimize, ferasetsizliğimize, sevgisizliğimize, saygısızlığımıza, hoşgörüsüzlüğü müze, bencilliğimize, menfaatperestliğimize, ilgi- sizliğimize, duyarsızlığımıza, hamiyetsizliğimize, kin ve adavet duygularımıza… vs. bizi özümüzden uzaklaştıran, bizi biz olmaktan çıkarıp kimliğimizi yozlaştıran, bizi zirvelerden indirip, aşağılara iten perişan halimize karşı derhal savaş ilan etmeliyiz! Ve yeniden diriliş için, ikinci bir fetih için hemen şimdi kolları sıvamalıyız!

Çözüm: Çok okuyacağız, çok araştıracağız, çok çalışacağız, çok düşüneceğiz, çok üreteceğiz. İlimde, kültürde, sanatta, ekonomide, teknolojide, askeri ve siyasi her alanda kalkınacağız; Amerikan ordusunun füzelerinden daha iyi füze, İngiliz ordusunun uçaklarından daha üstün uçak, İsrail ordusunun tanklarından daha üstün tank üretece- ğiz. Bizi biz yapan ve yüce ideallere sevk eden ulvi seciyelerimizi yeniden kazanacağız.

Şanlı ecdadımızı insanlığın zirvesine taşıyan ve dünyanın en büyük medeniyetlerini kurmamızı sağlayan inanç ve kültürümüzle, ahlaki değerleri- mizle yeniden barışacağız. Beşyüz yıllık uykudan, artık Kuran’ın sabahında uyanacağız.

Sen-ben kavgasını, şahsi çıkar çekişmelerini, basit menfaat hesaplarını bir yana iterek ihlas ile “ila-i Kelimetullah” hedefine odaklanacağız. İşte o zaman zafer bizimdir İnşallah!

“ Ümitvar olunuz! Şu istikbal inkılabat-ı içerisin de en yüksek gür sada İslam İslamın sadası olacak- tır.”
Merhum Osman Yüksel Serdengeçti’nin “Aya- sofya” isimli muhteşem şiirinden bir bölüm ile biti- relim sözü:

“…Ayasofya,

Ey muhteşem mabet; Gel etme, Bizi terk etme!
Bizler, Fatih’in torunları, yakında putları devirip, Yine seni camiye çevireceğiz…
Dindaşlarımızla, Kanlı gözyaşlarımızla, Abdest alarak secdelere kapanacağız,
Tekbir ve tehlil sadaları boş kubbelerini yeniden dolduracak İkinci bir fetih olacak, Ezanlar bu fethin ilanını, Ozanlar destanını yazacaklar…

Putperest Roma’ya yeni bir mezar kazacaklar, sessiz ve öksüz minarelerinden yükselen ezan sesleri fezaları yeniden inletecek!
Şerefelerin yine Allah’ın ve O’nun sevgili peygamberi Hz. Muhammed’in aşkına, şerefine ışıl ışıl yanacak; bütün cihan Fatih Sultan Mehmed Han dirildi sanacak!
Bu olacak Ayasofya, Bu muhakkak olacak…
İkinci bir fetih, yine bir ba’sü ba’delmevt…
Bugünler belki yarın, belki yarından da yakındır…

Ahmet Faruk NİZAMOĞLU

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı Kuruluşlar içinde yayınlandı ve , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

1 Response to Ayasofya Camii…İkinci bir fetih…Bediüzzaman’ın Müjdesi

  1. zeynep dedi ki:

    Ayasofya Camiinde tekrar ezan okunması hepimizin yüreğinde büyük arzudur. Ve müzeye çevirenleri vesile olanları Allaha havale ediyoruz. Bu mübarek günlerde hepimiz şöyle dua edelim Rabbimiz Ayasofya Camiinin ezanını ve cemaatini tekrar nasip etsin inşallah. Amin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s