DoĞ KaLBiMiZe Ey KaiNaTıN SeVGiLiSi…


EFENDİM
Hasretinle yandı gönlüm efendim, hasretine kaldım, hasretine daldım…

Kaç zamandır bilmem ağlar gözlerim Efendim, gözler seni arar, gözler yaş olur çağlar Efendim. Hasret tüm gönüller sesine, nefesine Efendim.

Sen kavuşalı beri Rabbine, sevgiline, güneş doğmaz oldu. Zaman durdu Efendim.  Doğduğun gün sen, doğmuştu gün yeryüzüne. Bıraktığın gün bizi yetim, durdu zaman efendim, kalktı mekân.

Sen yoksan ne anlamı vardı ki zamanın? Seni gören gözler ayrılışınla kör oldu dünyaya.

Gönüllerde dolu dolu varsın elbet efendim, ama yoksun ya dünyada ne yapayım.
Kokun yok sokaklarda, ayak izlerin yok toprakta. Çiçekler kokusunu senden aldı biliriz, ama çiçekler de hasret kokuyor artık efendim.

Yaşamıyoruz artık Efendim. Yürüyen ölüler kentine döndü dünya. Gözler görse de gönüller kör oldu.

Soldu çiçekler kokmaz oldu. Yağmur hüzünle yağar, fırtınalar hışımla eser oldu. Bülbül ağıt yakar oldu gülün dalında, gül zaten matem makamında Efendim.

Aşkınla dönen dünya, hasretinle dönen Mevlana’ya bıraktı semayı. Döndü âşıkların hasretle efendim.  Döndükçe nurun doldu gönüllere, döndükçe aşkın aktı sevdalı yüreklere, ama sen yoksun işte burada.

Efendim, Sultanım, doğduğun gün, Kisra’nın Sarayı başına geçti, yıkıldı on dört sütun, yıkıldı on dört sefer, yıkıldı dünya başlarına Yahudilerin ve cahiliyyenin cahillerinin, yıkıldı putlar.

Mecusilerin Ateşgedeleri sönük kaldı nurunun karşısında, secdeye eğildi Mecusilerin ateşi senin nuruna, söndü ateş, imana geldi, ateşgede bile “Ya Muhammed” dedi.
Tarihlerce, cömertçe, suyunu çölde, sıcakta kalana, yolda, yolakta olana suyunu esirgemeyen, Save Gölü sen doğunca suyunu çekti. İnsanlığa ilan etti bir güneş gibi doğuşunu. Aşkınla yandı da buhar oldu Save Gölü.

Sen doğdun da anlamını buldu evren Efendim. Sen doğdun da can geldi sinelere. Can buldu yaşayan tüm ölüler. Hayata yeniden başladı dünya. Tarih atıldı; 571, O doğdu. Senden önce karanlık, senden sonra nur, senden önce Cahiliyye, senden sonra aydınlık Efendim.

Bilmem kaç zaman geçti nur olup üstümüze doğmanın üstünden. Bilmem güneş kaç kez geldi ve gitti.

Hasretinle yanan kaç gönül kondu ve göçtü dünyadan. Kaç gece, kaç âşık gözyaşı döktü seccadesinde. Kaç kez hasretle naatlar okundu ardından. Kaç kez dualar edildi, salâvatlar okundu. Hasretinle yanan gönüller, aşkına susamış âşıklar, yarenler, kaç kez “Yetiş Ya Muhammed, yetiş Ya Ahmet, yetiş, acizler ister merhamet” dediler.

Çok zaman geçti Efendim. Şimdi sana muhtacız. Şimdi sesine, bir nefesine muhtacız Efendim. Yetimler başlarını uzatmış okşamanı istiyor, yoksullar eline uzatmış bir lokmanı istiyor,  âşıklar gözyaşlarına bir dokunmanı istiyor. Ümmetin seni istiyor Efendim. Ümmetin sana hasret. Ağlıyor gönüller. Gülmüyor yüzler.

Medine olduk seni bekliyoruz Efendim. Hicretini bekliyoruz. Cahiliyye geri döndü efendim. Dünya yine karanlıklara gömüldü. Nur dağından, Hira’dan bir kez daha doğmanı bekliyoruz.

Bir kez daha yıkılsın sütunlar, bir kez daha kurusun göller, ay bir kez daha bir işaretinle ikiye ayrılsın, bir kez daha Bedir’de buluşalım, Uhut’ta okçulardan olalım, Uhut’ta sana atılan oka bir kez de biz siper olalım, Hendek kazalım bir kez daha, açlığa, yoksulluğa, tüm zorluğa rağmen hendekte olalım, hendekte ölelim, ne olur bir kez daha Mekke’ye girelim Efendim.

Bilal-i Habeşi okusun ezan. Putlara vurulan bir balta darbesi de biz olalım. Hübel, Lat, Uzza ve Menat, bir kez de bizim elimizden yıkılsınlar. Bir kez de biz vuralım onlara, boyunlarına.

Kâbe’de senin ardında bir nefer, çölde senin ordunda bir asker olsak Efendim, doğmaz mısın bir kez daha, ümmet olarak almaz mısın Efendim?

Derdime derman, son nefesimde bize okunan ferman, olmaz mısın Efendim?

Yüreğimiz yangın yerine döndü hasretinle, çölde kalmış kelebek gibiyiz, aşkınla yollara düşüp, yolunda ölmeyi hedef seçen bir karınca gibiyiz, kanatlarımıza güç, damarlarımızda yürüyen bir damla su, olmaz mısın Efendim?

Bugün bir kez daha doğmaz mısın Efendim?

https://i0.wp.com/img.webme.com/pic/f/fbmlekle/fbmlkonuayracic3.gif

Yusuf TÜFEKÇİ

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı ReSuLuLLaH'ı SeViYoRuM; ÇüNkü... içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

1 Response to DoĞ KaLBiMiZe Ey KaiNaTıN SeVGiLiSi…

  1. nur dedi ki:

    Allahım !
    Salatlarını ve bereketlerini rahmetini rasullerin efendisi,
    takva sahiplerinin imamı, nebîlerin sonuncusu, rahmet peygamberi
    hayrın önderi ve imamı olan rasulün ve kulun efendimiz Muhammed’in üzerine ikrâm eyle.kutlu doğum haftamız mübarek olsun dua ve selam ile…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s