KeNDiNiZLe BaRıŞıN ETRaFıNıZDa KaVGa EDeCeK KiMSe KaLMaYaCaK.


RUHUN SÜRURU BEDENİN ISTIRABINI
HAFİFLETİR

İnsanların içinde iki ses vardır: biri hep yanlışları, olumsuzları, problemleri
ve engelleri gösterirken diğeri de iyi, güzel ve olumlu olanlara projektör
tutar. Aslında hepimiz kendi kendimize konuşan deliler gibiyiz. Bir insanın
zihninden günde ortalama 60 bin düşünce geçer; peki siz bugün aklınızdan
geçenlerden kaç tanesini hatırlıyorsunuz? Aklımızdan geçenlerden en çok olumsuz olanları bizi etkisinde bırakır. Çünkü en çok ve en kolay hatırlanır ve genelde iç diyaloglar olumsuzdur. Bir de tersinden bakın. Bu düşüncelerin sizi
beslemeleri durumunda ne kadar güçlü olabileceğinizi düşünün. Sanki 100 bin
kişilik bir stadyumdaki bütün taraftarların tek bir takımı desteklemesi gibi.

* * *

Yönettiğim toplantılarda bazen
insanlara şöyle derim: “Bu güne kadar yaşadığınız hayatı ve içinde bulunduğunuz şimdiki durumu roman veya hikaye haline getirseniz adı ne olurdu?” cevaplar şöyle oluyor genelde:
Alem Buysa ……
Yalan Dünya
Olmaz Olsun (her şeyi reddetme)
Ben Nerde Yanlış Yaptım Allahım (pişmanlık)
Tesadüfen Geldik Mecburen Yaşıyoruz (amaçsızlık)
Hayat Ve Ben. İşte Hepsi Bu Kadar (her şeyi dışlama)
Kalemimi Kırmışlar (umutsuzluk)
3 Günlük Dünya Ne Sana Kalır Ne Bana (isteksizlik)
Farkımı Fark Ettin Ya.. Artık Fark Etmesen De Fark Etmez
Bir Teselli Ver (çaresizlik)
Ağlatıp Ta Gülene Yazıklar Olsun (vurgun yemişlik)
Arabesk yaşıyoruz hayatı. İçinde bulunduğumuz durumu belirleyen ilk şey o
duruma gelinceye kadar başımıza gelenlere verdiğimiz tepkilerdir.

* * *

Hz. Süleyman (AS)’ ın şu sözü
çok hoşuma gider “anlayış, sahibine yaşam kaynağıdır.”

Bir akşam saat 22.00 sularında Konya’ da çarşıdan eve gitmek için belediye
otobüsüne bindim. Yolumuzun üzerinde bir otelle bir alışveriş merkezinin
inşaatı var. Aynı yerde belediyenin de büyük bir kavşak inşaatı var. Yani yol
kapalı. Küçük bir sokaktan, evlerin arasından servis yolu verilmiş. Yol,
trafiği kaldırmıyor. Zaten sağı solu yolun park eden arabalarla dolu. Otobüs
şoförünün hemen arkasındaki koltukta oturuyorum. Karanlıkta seçilmiyor ama
sonradan fark ettim, karşıdan açılır tavanlı, geniş tekerlekli, çelik jantlı
cillop gibi bir Murat 124 selektör yaparak geliyor. Bizim kaptan önemli bir
durum var diye düşündü herhalde yavaşladı, 124 le yan yana gelince durdular.
İkisi de camları indirdi. 124 şoförü bizim kaptana bakın ne dedi “bana neden
öyle yan yan bakıyorsun?” Bizim kaptan da ne derse beğenirsiniz “biz baktık mı
böyle bakarız.” Gözleriniz hep şikâyet edecek konuları ve problem aradığında
inanın zorlanmadan bulacaktır.

Bilinçaltı çok kuvvetli olmasına rağmen kolaylıkla da etki altına
alınabilmektedir. Geçenlerde bir yerde okumuştum. Avustralya yerlileri kabilede
ölecek olanları kendileri seçerlermiş. Yerlilerin kabile reisi veya bu işle
görevli olanın elinde bulunan ve sadece bu iş için kullanılan bir kemiği
kabilede herhangi birisine doğrulttuğunda o adam ölüyormuş. (bizimkilerin eline
geçmesin). Son derece sağlıklı olsalar da (zaten adamın içine bir kere kurt
düşüyor). Seçilen kişi kemik kendisine doğrultulduğunda kesinlikle öleceğine
inanmaya başlıyor. Ben iyileşmeyeceğim deyip dünyanın en pahalı ilaçlarını
kullansanız bile iyileşmezsiniz.

* * *

Her 10 kişiden 9’ u çevresinde olumlu insanların olmasını istiyor ve bu tür insanlarla çalıştıklarında daha verimli olduklarını söylüyorlar. Bunu herkes istiyor ve kimse o 9 kişiden biri olmaya uğraşmıyor. Neden? Yetiştiğimiz kültür, neyin doğru olduğunu söylemek ve öğretmek yerine, neyin yanlış olduğunu göstermeyi önemli buluyor. Sonuç: Bize olumsuz düşünmek ve problemleri görmek daha kolay geliyor. (Dikkat ettiyseniz bu kitapta ama, ancak, fakat gibi kelimeler çok fazla yok. Bu kelimelerin özelliği kendinden önce gelen ifadeleri olumsuz hale getirmektir). Cornell Üniversitesi’ nden Alice Isen’ in 1999 daki araştırmasına göre neşeli bir ortam insanların bilgi akışını daha iyi almalarını, doğru karar vermelerini ve zihnin verimliliğini artırmaktadır. Yine aynı olayla ilgili olarak Pennsylvania Üniversitesi’ nde yapılan bir araştırmada da bakış açısı olumlu olanların performansları müthiş bir şekilde artıyor. Güzel insanlar, baktığınız yere göre gördükleriniz de değişecektir. Mevlana “sen bakmasını bil de dikende gül gör! Dikensiz gülü herkes görür” der.

Vücudumuzda duygusal değişiklikler en geç 6 saniyede ortaya çıkar. Beyin,
vücudumuzun bir organını veya bölümünü uyaracağında oraya sinirsel bir sinyal gönderir. Bu sinyal orada bir refleks etkisi oluşturur. Eğer beynin vücudun
tamamını uyarması gerekirse beyin bu işi organlara tek tek bir sürü sinyal
göndererek yapmaz. Vücuda hangi duygu veya refleks yüklenecekse o duyguyu
ortaya çıkartacak olan hormonları üreten salgı bezlerine bir sinyal gönderir. O
hormonlar hemen üretilip kana karıştırılır. Vücudumuz da en geç 6 saniye içinde o hormonun verdiği duyguya girer. Örneğin sinirliysek ve sinirlilik durumu devam ediyorsa bu hormon salgılama işlemi artarak devam edecektir. Onun için duygusal değişiklikler çok hızlı ve çok etkili gerçekleşir. Amerika Birleşik Devletleri’ ndeki bir idam mahkûmunun başından geçen bir olay. Mahkûma sorulur “elektrikli sandalye ile mi bileklerin kesilerek mi infaz edilmeyi tercih dersin?” adam da bileğinin kesilerek idam edilmesini ister. Gözleri bağlanır. Bir görevli, adamın bileğine bıçak yerine kuş tüyünü sürter ve mahkûm hemen ölür.

* * *
Bir insanın kalbinde kendi yerinizi bilmek isterseniz o insanın sizdeki yerine
bakın. Bir ip gerginse bunda her iki tarafın da payı vardır. Dostlar, ÖNCE İYİ
OLUN. ALLAH SİZLERİ DE İYİ İNSANLARLA KARŞILAŞTIRSIN!

* * *
Kendisini geliştirmek isteyenler! Olumsuz düşünmeyi ve size yakışmayan şeyleri
kendinize yakıştırmak size hiç yakışmıyor

UĞUR ATASEVEN

© rBgSpace’S®2010

BEĞENDİYSEN VE ALANINA EKLEMEK İSTERSEN YORUM YAZ BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı Kitaplar içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s