VaRSıN YeTeRSiN. GeRiSi LaZıM DeĞiL




Ama benim daha sözlerim vardı.
Boğazımda düğümlenen bu hıçkırık vardı. Elimin kavisler çizerek sana uzanacağı
vardı. Duvara dayanıp, yokuş aşağı inen sokağa bakarken hatırladığım mısralar
vardı. Aynada kendime bakarken, musluğu açıp yüzüme su çarparken, kitapta ilk
satırı, sesinde beliren o tınıyı okurken, kapının kolunu tutarken, çay
doldururken, ayakkabılarımı giyerken, deftere o günden kalan cümleler yazarken,
Sultanahmet’e yürürken, Eminönü’ne inerken, Balat yokuşlarında tırmanırken,
şarkılar dinlerken, susarken aklıma gelenleri söyleyesim vardı.




Ama benim daha yağmurlarım vardı. Saçlarımı ıslatan bu öğleden sonraları vardı.
Vitrinlere dalgın bakarken seni hatırlayışım vardı. Yanımdan geçende senden iz,
her gözde senden bir gölge, tüm resimlerde senden renk, her saniyede bir
bitimsiz yarın, her gölde sabah uyanışlarından bir esinti, her cennet
tasvirinden sana ait bir müjde, her cehennem ihtarından yokluğuna atıf, her
sürgün acısından sana dönük bir kurtuluş bulasım vardı.




Ama benim sende açacak çiçeklerim vardı. Her çiçekten birer adla çağırmışlardı
beni de, ben nasıl pür taravet doğaya kalkınırım diye düşünüyordum da, sen bir
türlü kırlara çıkmıyordun da, sahilleri yumuşatan akşamlar ince bileklerinde
bir ufak temastı da, dizlerine kadar gelen çayırlarda koşturuyordun da,
saçların bu dökümlü haliyle esatiri bir hâlin tecessümüydü de, ben yine de
anlamıyordum da, öylece bakıyordum da…. Bütün çiçeklerin toplamıdır omzun
üzerinden geriye doğru, bana doğru bakışın. Bu balkıyan bir tepedir, ben çok
uzaklarındayım.




Ama benim bu karanlıkta kıpırdanan nice gülüşe nispet eden fısıltılarım vardı.
Su sesi vardı. Çöle akan uğultulu bir rüzgâr vardı. Elin parlak tasa uzanıyor
ve ben büyülenmiş gibi bakıyorum. İşaret ettiğim yıldızı görüyordun; biliyor,
ama yine de gidiyordun. Ben bu çölde kalacağım; biliyor ama yine de gidiyordun.
Yitmek bende tekerrür eden bir kaderdir; biliyor ama yine de gidiyordun.
Ayakların narin izler bırakıyordu kumlarda; biliyor ama yine de gidiyordun.
Ölümden gayrısı sende çoğalan bir kahırdır; biliyor ama yine de gidiyordun.




İçimi kavuran bu ateşleri peki ya nereye tehir edeyim şimdi? Bu akşam
kızıllığına nereden ad bulayım? Issızlaşan bu çöl akşamlarını nasıl şenelteyim,
neyle şenelteyim, kimle şenelteyim? İçimden bütün kalabalıkları sen değil
miydin küreyen bulvarlara? Bu avlunun duvarı ne diye yüksekti bu kadar,
bilmiyor musun? Bu açılan göz değil ki sana bakarken, yara? Bu kanayan yürek
değil ki sen giderken; yara? Bu kavlayan ruhum değil ki yüreğime basarak
ilerleyen adımlarınla; yara? Nereden ecza keşfedeyim peki ya ben gönlümde
açılan yarıklara? Hangi tas da dövülsün ruhumdaki eziklere sürülecek merhem?




Şikâyet hadsizlere kalsın. Göynüyen gönül bende çoğaltsın derdini. Sızarak bir
akşamın özlemek burcu, bende çoğalsın, çoğalsın, çoğalsın…




Adımladığım her sokakta, aştığım her tümsekte, geçtiğim her engelde senden bir
iz bulamadıysam, bu benim utancım olsun.




Düşüp dizini kanatan her çocukta, unuttuğum bir sızıyı hatırlatıyorsun ya bana,
bence hayat budur. Hatırlayarak yaşamak, unutarak çürümekten daha iyi değil mi?
Hafızama saplı bu çividen daha parlağı olmuş mudur tüm o süslü hançerler
içinde? Attığın tohumdan daha bereketlisi var mıdır çağların büküle ilerleye
akan halinde hiç?




Şikâyet hadsizlere kalsın. Çözülen günler bende bulsun en parlak hitamını.
Benden geçsin çıkışsız akşamların felâha açılan yolu. İçimde vârolanı sitayişe
teşnedir dilde biriken maharet; bu yeter…




Nüzûlü inşirah veren bir âyeti tekrâr eder gibi, secdesinden hafif kalkılan bu
vakitleri keşfeder gibi, tezkiye eden bir virdi çoğaltır gibi dolanıyorsa
dilimde ismin, nişanlara ne gerek, ne gerek?




Ya ben ne yapardım bu ikindide sen olmasan, gölgen olmasa? Bir boş devriliş
doğruluş olmaz mıydı sen olmayınca hayat denilen?



Varsın uzanmasın ruhu kabzeden elin. Varsın. Yetersin.
Gerisi lâzım değil…
Varsın görmesin gözün, içimde gölgesini hasretin. Varsın. Yetersin. Gerisi
lâzım değil…
Varsın yetmesin sesime, yok olası bu lügat. Varsın. Yetersin. Gerisi lâzım
değil…
Varsın bitmesin bu keskin yarlar, sinsi baskınlar… Varsın. Yetersin. Gerisi
lâzım değil…
Varsın ermesin dilimin sarsak adımları kıyına. Varsın. Yetersin. Gerisi lâzım
değil…
Varsın kesilmesin sızım, teskin olmasın sesim. Varsın. Yetersin. Gerisi lâzım
değil…
Varsın dâr olsun hissem, nasibim susmak olsun. Varsın. Yetersin. Gerisi lâzım
değil…
Varsın hüznün kesif ülkesi olsun tenimde seğiren hâlin. Varsın. Yetersin.
Gerisi lâzım değil…
Varsın serseri suretleri akşamın sarsın dört yanımı. Varsın. Yetersin. Gerisi
lâzım değil…
Varsın sarf olsun asırlar, kayıp gitsin süsleri zamanın. Varsın. Yetersin.
Gerisi lâzım değil…
Varsın alınmayan burç, sarılmayan sur olsun ismin. Varsın. Yetersin. Gerisi
lâzım değil…
Varsın tasvir etmesin sırrımı geçilmeyen bu mesafe. Varsın. Yetersin. Gerisi
lâzım değil.
Varsın katılığını keskilerle yontmasın içimin ak ellerin. Varsın. Yetersin.
Gerisi lâzım değil.
Varsın sulhünde necat bulmayan bir harp olsun içim. Varsın. Yetersin. Gerisi
lâzım değil.
Varsın ermesin sesimden menzile bir nefes bile. Varsın. Yetersin. Gerisi lâzım
değil.
Varsın kafesinde kesretin erisin günler, tükensin heves. Varsın. Yetersin.
Gerisi lâzım değil.
Varsın serpilmesin fidan, hedefe varmasın nehir. Varsın. Yetersin. Gerisi lâzım
değil.

Varsan, yetersin. Gerisi lâzım değil.

Necip Fazıl KURT

© rBg
Space’S®2010


BEĞENDİYSEN VE ALANINA
EKLEMEK
İSTERSEN YORUM YAZ BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı SeVGi, SaYGı ve HüRMeTLeRiMLe... içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

1 Response to VaRSıN YeTeRSiN. GeRiSi LaZıM DeĞiL

  1. EyLüL dedi ki:

    Aşk; yanmaktır Ey Sevgili! Yanıp kül olmaktır, Kerem gibi Aslına ermektir. Ateşin ortasına hesapsız girmektir İbrahim misali. Ki onun gönlünün yangınıdır ateşi gülistana çeviren. Ki yanmak insanı kurtarır hamlıktan çiğlikten. Hem ne diyordu şair; "Yanmışın halinden ne bilsin hamO HALDE!!! Varsın ya herşeye bedelsin herşeye yetersin gerisi lazım değil … ( s.a.v )yüreğine sağlık abii (@@@) SeL@M ve Du@ iLe ( @@@ )

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s