BüYüLü AŞKLaR PeŞiNDe MaSuM SeVMeLeR


"EĞER SENDEN yüz çevirecek olurlarsa, de ki: Allah bana
yeter."
-Tevbe, 9:129

"Biz insanları her zaman sınarız." –Mü’minûn, 23:30

BÜYÜLÜ
AŞKLAR PEŞİNDE
koşuyordum. Aşkın sihri içinde kaybolup gitmek, erimek, yok olmak
istiyordum. ‘Bir insan’ı saatlerce düşünmenin, onu dünyamın içine alıp orada
hep canlı tutmanın aşkıyla yanıp tutuşuyor, onun varlığını kendi varlığıma
katmaya çabalıyordum. Bir kere yetmiyordu. Yaşam boyu zihnimde ve hayallerimde kim
bilir kaç aşk yaşadım, kaç kişiyi sevmeyi hayal ettim, kaç kişi için sanal
dünyalar kurdum, kurduklarımı yıktım, yıkıntıların altında kaldım. Kurgular
sınırsızdı. Zihin alabildiğine kurgular kurguluyor, insanın kalbi sevgiye hiç
doymuyor, hiç "Beni daha çok sevme ne olur" demiyor, hep ‘daha çok’un
peşinde oluyordu. Sevgi dur-durak bilmiyordu. Peşi sıra sürüklüyor, dünyanın ve
dünyamın rengini belirliyordu.

Aşık
olunmanın büyülü havası çok çekiciydi. Aşk, sevgi, yalnızlığa karşı en büyük
kalkandı. Dipsiz bir kuyuya doğru salınırken tutunduğum bir daldı. Kendi başına
olduğumu anladığım an, yaşam anlamını yitiriyor, duygular inciniyor, dünya
üzerime çöküyor, yaşamak için bir neden kalmıyordu. Sancıları kesen ilaç gibi,
acılara sürülen bir merhemdi aşk. Sebeb-i hayat olmadan yaşamak imkâ
nsızdı.
İşte o an aşk imdada yetişiyordu. Yaşamda birisi olsun isteniyordu. Yalnızca ve
yalnızca ona "Düşlerimde sen varsın. Dünyamda tek olan sensin"
diyebileceğimiz biri. O öyle biri olmalıydı ki, bir başkasını değil, yalnızca
onu gördüğümüzde kalbimiz çarpsın, heyecanımız ortaya çıksın. Ona özel biri
olduğunu hissettirmek isterdim. "Yalnız senden etkileniyorum. Sana
hissettiğim duygular çok özel" diyebileceğim; ondan da "Sen benim
için çok özelsin. Yalnızca sana karşı böyle duygular hissediyorum" sözünü
duyacağım birini arayıp duruyordum. Yalnızca benim dünyama ait olacak biri.
Bunu söylediğimde dünya değişiyordu. Yaşamak kolaylaşıyor, anlam kazanıyor,
renkleniyordu. Biliyordunuz ki şimdi o sizi düşünüyor. Onun zihninde siz
varsınız. O size bağlı. Size değer veriyor. Yaşamı için bir anlam ifade
ediyordunuz. İçinizde hissettiğiniz ‘hiçlik’ silinip gidiyordu. Varlığınız
tanınıyor, biliniyor, değerli bulunuyordu. Artık vardınız.

Birisi
bana âşık olduğunu söylediğinde âşık olan ve olunan kişiyi kıskanır, olan ve
olunan olmak isterdim. Bana hayatı ele geçirmiş biri gibi gelirdi bu insanlar.
Yokluğun önü kesilmiş, hiçliğin önemi kalmamış, tutunacak bir dal bulunmuştu.
Ben ise boşluğun içinde yol alıp giden biri gibiydim.

Artık
sevilen ve sevenleri kıskanmıyorum. Bu ne karşılıksız aşklarımdan, ne de terk
edilip gitmelerden. Birinci elden dinlediğim yüzlerce aşk hikâyesinden. Eğer
aşk kendi başına insana mutluluk ve huzur getirseydi, gezegen yüzeyinden acı,
elem, keder silinir giderdi. Ben bunun tersini gördüm. Aşkı, âşık oldukları
için acı çeken yüzlerce insanın kendisinden dinledim Yüzlerce kişi aşk
hikâyelerinin acıyla sonlandığını anlattı hep. Aşk ardından acı bırakıyordu.
Bir yerde bir yanlışlık olmalıydı.

Artık
aşka güvenmiyorum. Artık sevilen ve seven insanları kıskanmıyorum. Sevmek ve
sevilmek, âşık olmak ve olunmak yoruyor. Hatta âşık olmak korkutuyor.

Âşık
olmanın bir başkasını sevmek olduğunu sanırdım. Aşkla, sevmek ve sevilmekle,
yaşamın ağırlığının yok olacağını sanırdım. Ama artık aşka güvenmiyorum. Sevmek
ve sevilmenin, âşık olmak ve olunmanın kendisi hayat kadar ağır. Sevmek ve
sevilmek, âşık olmak ve olunmak duygularımıza oturan yorucu bir yük.

Yıllardır
sevme ve sevilme çabaları ile yoruldum. Kendi sorunumu kendimde hiç fark
edemedim. Sevme ve sevilmede ne hata vardı ki? Sonra bu insanın elinde de
değildi. Ben masum bir duygunun peşindeydim. Sevme ve sevilme yanlış bir duygu
olamazdı. Ama niye yanında acıyı taşıyordu? Niye yoruyordu insanı? Niye her
zaman istediğinizi elde edemiyordunuz? Masumca sevgiler neden karşılık
bulmuyordu? Bulunan karşılıklar neden bir köpüğün ömründen daha kısaydı?
Yıllarca kim bilir kaç kere yaşamıştım. Sevmek istediklerim beni sevmemiş, beni
sevmek isteyenleri ben sevmemiştim. Ne onları çözebildim, ne de kendimi. Yine
de sevgiye olan güvenim hep devam etti.

Sevgiye
ve aşka karşı ilk düş kırıklığı bana aşk hikâyelerini, sevgilerini anlatan ve
ayrılık yaşayan insanları dinledikten sonra oluştu. Sevgilerinin hikâyelerini
dinledikçe, gördüm ki, aslında bu benim hikâyemdi. Anlatılan her sözcük, her
cümle ve her vurguda sevgideki çıkmazlarımı gördüm. Sanki benim yerime
konuşuyorlardı. Bu onların hikâyesi değildi. Bu ‘bizim’ hikâyemizdi. Bu onların
çıkmazı değildi. Bu ‘bizim’ çıkmazımızdı.

Âşık
olan birine, aşkını kaybeden bir insana sormadan edemediğim bir soru vardır.
Sabırsızlıkla onun anlatacaklarını beklerim. Bir çırpıda biten sözcüklerin
ardından o can alıcı soruyu sorarım. "Bu insan tarafından sevilmek sana ne
ifade ediyor?" Verilen cevaplar beni hep şaşırtıyordu. Bir insanın
ağzından nasıl bu cümleler çıkabiliyordu? Bir insan nasıl oluyor da böylesine
değersiz bir konuma geliyordu? Bir insan nasıl oluyor da karşıdakini böylesine
yüceltebiliyordu. Ve ben nasıl olmuştu da bunların benzerini yaşamıştım.

Cevaplar
şöyle başlıyordu: "O benim her şeyimdi. "Onsuz yapamayacağım. O
yaşamımdaki tek destekti. Yaşamım onunla anlam kazanıyordu. Onu kaybettikten
sonra her şeyimi kaybettim. Dünyada sahip olduğum hiçbir şey kalmadı. Kendimi
tek başıma hissediyorum. Issız bir evrende yaşıyorum. Yaşıyorum da denemez
aslında. Çünkü yaşamımın anlamı elimden alındı."

Cümleler
ürkütücüydü. Bu cevapları her duyuşumda her şeyim, onsuzluk, anlam kelimeleri
zihnimde uçuşur durur. "Her şeyimdi." Şaşırtıcı bir ifade. Bir
varlığa yüklenilen bu anlam, bu varlığın kaldıramayacağı kadar ağır bir yüktü.
"Onsuz yapamam." Bir yalanı ifade etmiyor muydu bu cümle? Onunla mı
dünyaya gelmiştik?. Varlığımızı yokluğun karanlığından varlık âlemine taşıyan o
muydu? "Hayatımın anlamı kalmadı" ise anlamsız bir cümleydi.
Varoluşumuza katkısı olmayan bir insan, nasıl hayatın anlamı olabilirdi?.
Bunlar hayatım boyu yaptığım sevgi yanlışlarıydı. Bu tanımlamalar insan üstü
tanımlamalardı. Hiçbirimiz bu yükü kaldıramazdık. Ne hiçbir şey her şeyimiz
olabilir, ne bir şeyin her şeyi olabilirdik .

Verilen
cevaplar benim cevaplarımdı. Yıllardır kendi cevabımın da bu olduğunu hiç fark
etmeden yaşamıştım. Yıllardır yalanlarla yaşamıştım. Sevdiğimi söylerken
sevdiğimi ve sevgimi kullanmıştım. Beni sevdiğini söyleyenler, beni ve sevgilerini
kullanmışlardı aslında. Birbirimize neler söylememiş, neler yazmamıştık.
İnanmadığımız şeyleri ekleyerek. Hissetmediğimiz şeyleri ekleyerek. Bir
hissediyorsak on yazıyorduk. Onu etkilemeye çalışıyorduk. Ve onun tarafından
böylelikle etkilenmek istiyorduk. Onu kendimize bağlamaya uğraşıyorduk. Onun
bize tapınmasını bekliyorduk ó biz olmadan yapamasın diyerek. Sevgiyi
kullanıyordum. Hayran bırakılmak için, "Sana hayranım" diyordum.
Yalan! Aslında, "Bana hayran ol ne olur" demeye geliyordu
sözlerim..

Bunlar
masum olmayan sevmelerdi. Çünkü sevginin etrafını yalanlar örüyordu.
Sevdiğimizi söylediğimiz kişiyi yüceltiyorduk. Çünkü ihtimaldir ki, o da bizi
sevecek, o da bizi yüceltecek. Böylelikle yüce biri tarafından sevilme
ihtiyacımızı doyurmaya çalışıyorduk.

Bir
hayatın anlamı olmak; birisinin bizim için "Sen hayatımdaki en anlamlı
şeysin. Sen beni hayata bağlayansın. Sen olmasan yaşamanın anlamı kalmayacak.
Sen benim her şeyimsin" demesi narsizmimizi okşuyordu. Benliğimiz bundan
çok hoşnut kalıyor, sanki tapınılmak hoşumuza gidiyordu. Bir ikonun önünde diz
çökülmesi gibi, önümüzde diz çökülmesi hoşumuza gidiyordu. İşte burada yalan
söylüyorduk. Seviyoruz derken sevgiyi kullanıyorduk. Hayır, tapınılmak istemek
gibi bir şeydi bu. Dünyaya gelmesinde hiçbir katkımız olmayan, hiçbir şekilde
varlığını sürdürmede etkili olmadığımız bir varlığın nasıl var oluş gerekçesi
olabilirdik ki?

Tüm
çabalarım, tüm çabalarımız "Bana değerli olduğumu hissettir" mesajı
taşıyordu. "Ona değer verdim, çünkü bu, o insandan değer bulma
arayışımdı." Bir hastamın yaptığı bu itirafı hayatımda hiç yapamadım. Ben
habire "Seni seviyorum" yalanını söylüyordum. Ya da "Sana değer
veriyorum" yalanı ile avunuyor ve avutuyordum.

Bir
hastam vardı. Babası ölünce bana gelmişti. Onu çok sevdiğini anlatıyordu. Onun
hayatındaki değerinden söz ediyor, acısını dile getiriyordu. Konuşmasının bir
yerinde ona çok kızdığını söyledi. "Tam ona ihtiyacım olduğu bir dönemde
bizi bırakıp gitti" dedi. Ona olan acıma hissim gitmişti. Sevgidek
i
yalancılık bir başka şekilde kendini gösteriyordu. "Bizi bırakıp gitti de
bir menfaatçilik vardı. Sanki ölmek onun elinde imiş, zamanını o
belirleyebilirmiş gibi. Ölen baba umurunda bile değildi. Baba öldüğü için belki
de mutluydu, huzurluydu. Dünyanın zorluklarından kurtulmuş, ruhu bedeninin
ağırlığından sıyrılmıştı. Nefsin özelliği olsa gerekti. Önce kendini
düşünüyordu. İrkilmiştim. Sevilmeye olan inancım bir kere daha darbe almıştı.
Burada kalmadım. Bunu kendime uyarlamalıydım.

Hayatta
en çok ilişki halinde olduğum, en çok zamanımı beraber geçirdiğim hastalarımı
düşündüm. Onlar tarafından sevildiğimi, değer verildiğimi, saygı gördüğümü,
onlar için bir şey ifade ettiğimi biliyordum. Onlara elimden geleni yapıyor,
mesleği en iyi şekilde icra etmek için uğraşıp duruyordum. Bu uğraşılarımın
farkına onlar da varıyor ve bunu takdir ediyorlardı. Bir gün bir sınama yapmaya
karar verdim. Ama bu sınamadan onların haberi olmayacaktı. Kendimi bir an için
ölmüş olarak hayal ettim. Bir tabutun içindeyim. Oradan alı
nıp
mezara götürülüyorum. Yalnızım. Yanımda kimse yok. Üzerime toprak örtülüyor.
Sorgu melekleri geliyor. Sorularını soruyorlar. Yardım alacağım, danışacağım
hiç kimsem yok. Nasıl doğmuşsam, öylesine yalnızım. Beni seven insanlar
cenazeme gelmiş. Hastalarım üzgün ve mutsuz. Çoğunun zihnindeki düşünce
"Bizi bırakıp gittin doktor. Biz şimdi ne yapacağız?" Beni düşünen
yoktu. Kabirde ne yaptığımı, sorgu meleklerine ne cevap verdiğimi merak eden de
olmayacaktı. Bunu merak edecekler on-on beş kişiyi aşmayacaktı. Gerisi kendini
düşünecek ve yalnız bırakıldıklarına hayıflanacaklardı.

Yıkıldım.
Sevgi üzerime çöktü. Sevgi ile kurguladıklarımın yıkıntıları üzerime çöktü.
Sevilen ben değildim. İnsanlar önce kendi nefislerini seviyorlardı. Kendileri
için seviyorlardı. Kendi menfaatleri için. Artık sınanmamış sevgilere
güvenmiyordum.

Birisini
sevdiğimi anladığımda onu sevmediğimi anlamam ilk düş kırıklığımdı. Birisi
tarafından sevildiğimde sevilenin ben olmadığını anlamam ikinci düş kırıklığı
olmuştu. Sevdiğim şeyleri severken, ondaki özellikleri seviyordum. Güzelliği
seviyordum, ondaki meziyetleri, yetenekleri, kemali, iyiliği, ihsanı,
cömertliği seviyordum. Birisi beni sevdiğini söylerken bendeki özellikleri
seviyordu aslında. Hiçbir varlıktaki özellikler kendine ai
t
değildi. Güzel bir yüzdeki güzellik yokluktan yaratılmıştı. Güzel bir yüzü
severken, onun karşısında hayran olurken hayran olunan o güzelliği yaratan
değil miydi aslında? Bir insandaki yeteneği överken, hayran olurken hayran
olunan onu Yaratan değil miydi? Yaratıcı adına sevilmeyen her güzellik, her
yetenek boşa gitmiş, tükenmiş, övünüp bitmişti.

Bütün
sevgiler, Yaratıcının yaratıklarda yansıyan güzel özelliklerine idi aslında.
Sevgi de Yaratıcının verdiği bir ihsandı. O’na aitti. Kendisinin bilinmesi,
tanınması, sevilmesi için vermişti. Bu açıdan hayatta her an sınanıyorduk. Her
ilgi, her sevgi, verilen her şey, alınan her şey bir sınamaydı. Sabahın şafağı
bir sınama. Gecenin karanlığı bir sınama. Kucağımıza konan her çocuk bir
sınama. Her musibet, her dert, her tasa bir sınama. Yüreğimize konan her sevgi
bir sınama. Her öfke bir sınama. Bize duyulan her sevgi, her ilgi, her şefkat
bir sınamaydı. Sevmeye vesile her ne var ise, O’nun yaratmasıydı. Ama bunu
nefsimiz kendine mal etmek istiyordu. İnsanlar sevg
iyi
O’nun elinden alıp kendilerine mal etmek isterler. Haince onu tüketmek,
kullanmak, kendi duygusal çıkarları için sömürmek isterler. Bunu başkaları için
kullandıkları "Seni seviyorum" tuzağı altında yaparlar. Bunu senin
tarafından sevilmek istiyorum adı altında yaparlar. Yaratıcının onlara kendini
sevmek için verdiği sevgiyi sahiplenirler ve kendileri için kullanırlar.
Kendilerini değerli hissetmek için. Özel biriyim duygusunu tatmak için. Benlik
duygusunu şişirmek için.

İnsanlar
"Seni seviyorum" derken sonsuz bir ömrü istiyorlar bizden. Sonsuz bir
ömrü elimizden almak istiyorlar. Hayatımızı kendileri için feda etmemizi
bekliyorlar. Veya bizler başkalarına "Seni seviyorum" derken,
başkalarının sonsuz ömürlerini istiyor; hayatlarını bizim için feda etmelerini
istiyoruz. Aslında bizden istenilen, bizim sonsuz hayatımız. Sevgiler bir
insana harcanamayacak kadar sonsuz ve büyük. Sonsuz ve sınırsız. Bizi Yaratıcı
dışında kim sonsuz sevebilir? Biz Yaratıcı dışında kimi sonsuz sevebiliriz?
Yaratıcı adına sevme dışında gerçek bir sevgiden bahsetmek mümkün mü? Kim
Yaratıcı dışında ‘her şey’imiz olabilir, her istediğimizi verebilir? Kim O’nun
dışında bize sonsuz merhamet edebilir? Kim O’nun dışında bizi tanıyabilir ve
anlayabilir, değer verebilir? Kim O’ndan başka bizim için neyin en iyi olduğunu
en iyi bilebilir? Kim O’ndan başka bizim için en iyi olanı bildiği gibi, bunu
irade edip yapmak ister?

Sevmeler,
ancak O’na yönelirse masumdur.

Ağaç
yaşken de, kuruyken de…

Mustafa
ULUSOY

© rBg
Space’S®2010


BEĞENDİYSEN VE ALANINA
EKLEMEK
İSTERSEN YORUM YAZ BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı ! ÖĞüT !! NaSiHaT !!! HaYaT DeRSLeRi içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

3 Responses to BüYüLü AŞKLaR PeŞiNDe MaSuM SeVMeLeR

  1. Leyla dedi ki:

    Allah razi olsun..Cok güzell bir paylasim!..Hayirli aksamlar..

  2. EyLüL dedi ki:

    :((( okadar güzelki ellerine sağlık teşekkürler selam ve dua ile

  3. Suğra dedi ki:

    ALLAH razı olsun o gönlü güzel yüreğine sağlık..selam ve dua ile..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s