Gül dikelim bu dünyaya gülistanımız olsun ötelerde Ne dersiniz?


Zaman
ve hayat Her ikisi birbirinin içine geçmiş, birbiriyle sarmaş dolaş
olmuş
kavramlarmış gibi görünse de bazen hayat zamanın bir parçası, bazen de
zaman
hayatın bir parçasıdır Zaman da tıpkı hayat gibi dünyanın, daha doğrusu
kâinatın yaratılışı ile var olmuş, kıyamete kadar devam edecek ve onunla
yok
olacak bir mefhumdur Zamanın da demek ki fani bir hayatı var.


Hayatı yaşamak bir sanattır insanoğlu için Zamanı en mükemmel şekilde
kullanan
insan, en iyi hayat sürmüş bir insan değil midir? Zira "zamana yemin
olsun
ki insan zarardadır"
kavli Celili boşuna değildir Şu malum misalde
olduğu gibi
insan, tıpkı güneş altında buz satan ve "sermayesi eriyen şu adama
acıyın"
diye feryat ederek elindeki buzları erimeden satma derdine düşen
bir adam gibi zamana sıkışmış bir haldedir.


Zaman akıp gidiyor Çocukluğumuzu gençliğimiz, gençliğimizi
ihtiyarlığımız
kovalıyor Hayat, zaman denen bu mecradan bir yerlere akıp gidiyor.


Zamana durması için ya da geri dönmesi için hep yalvarıp dururuz,
şiirler
yazarız, şarkılar söyleriz Ziyanda olduğumuzu aslında hep gayri ihtiyari
hissederiz Bazen: "Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler" deriz Bazen
"Durdurun dünyayı" diye feryat ederiz Bazen bir mucize bekleriz
şarkılarımızda "Bir mucize olsa, zaman dursa" diye Aslında dünyaya
gelişimiz buradan gideceğimizin de alameti Yolcusu olduğumuz hayat
denilen bu
kısa zaman parçası içinde tıpkı zaman gibi fani olan bir mekânda birkaç
günlük
bir mola veriyoruz Bu mola esnasında türlü imtihanlardan geçiyoruz ama
çoğu
zaman fark etmiyoruz.


Ebedi yolculuğumuz için yol azığı, yol hazırlığı yapmamız gerekirken
dünyanın
aldatıcı zevk, sefa ve meşakkatleri bize asli vazifemizi unutturup oyun
ve
eğlenceye, dünya malı biriktirmeye sevk ediyor Oysa hayatımız her gün
bir
sonraki gün için hazırlıkla geçiyor Toprağı işlerken ekmeye; sularken,
biçmeye;
biçerken harman etmeye hazırlık yapmıyor muyuz? Bu üç günlük dünya
hayatında
gündelik ihtiyaçlarımızı karşılamak için harıl harıl çalışırken, ebedi
mekânımız olan ötelerin ötesine giderken hazırlık yapmamak ne yaman bir
çelişkidir. İyilik ve güzelliklerden başka oraya götürebileceğimiz
neyimiz var?
Bu dünyada kazandığımız mal, mülk, evlat, eş vs hepsi burada kalıyor Bir
top
kefenden başka ne götürebiliriz dünyalık olarak?


Zaman üzerine birçok söz söylemişizdir: "zaman her şeyin ilacı,zamanla
unutulur, zaman siler"
gibi Oysa hiçbir şey silinmez, hafıza-i beşer
nisyan ile malul olsa da, yaptığımız her hareketi unutmayan bir
Yaratanımız
vardır

Ebedi yolculukta sadece yaptığımız iyilik ve kötülükler bizimle
gelebiliyor 0
çok sevdiğimiz, uğruna canımızı verebileceğimiz, kalpler kırdığımız,
haksızlıklar, zulümler yaptığımız dünyalık sevdiklerimiz, tamah
ettiklerimiz,
”benim” dediklerimiz bu yolculukta bizimle olamıyorsa o zaman bunlar
gerçekte
nasıl bizim olabilir?


Bizim olanlar bizimle gelenlerse iyilik ve kötülüklerimizden, güzel
amellerimizden başka bizim olan hiçbir şeyimiz yok demek ki


Zamanın öleceği, yerin ve göğün korkudan birbiriyle sarmaş dolaş olacağı
o
günde kabrimizden fırlayıp "bize ne oldu?" diye etrafımıza şaşkın
şaşkın bakacağız "Dünyada bir gün ya da daha az kaldık" diyeceğiz
Zamanın ne
kadar da izafi olduğunu anladığımız o günde yol arkadaşımız iyilik ve
kötülüklerimiz olsa gerek Bunlar bizi ya başı olan ama sonu olmayan vaat
edilmiş bir mekâna ulaştıracak ya da ölümün bile olmadığı, ölümün bile
öldüğü
azabın içine yuvarlayacak.


Ahiretin tarlası olan bu dünyada ne ekersek onu biçeceğiz Ama rüzgâr
ekersen
fırtına biçersin demiş atalarımız Yaptığımız kötülükler, haksızlıklar
hesap
gününde karşımızda birer fırtına olarak belirecekse ve bu bize tebliğ
edildiyse
o zaman niçin hala daldığımız bu gafletten uyanmak istemiyoruz?


Bu dünya hayatında sermayesi eriyen buz satıcısı gibi sermayemiz olan
ömrümüz
bitmekte, zamanımız azalmakta iken herhalde iyilik yapmada acele etmemiz
gerekir
Kapımızın ne zaman çalınacağını bilemediğimiz gibi her an
çalınabileceğini
düşünerek zamanımızı "Vakit nakittir" düsturu ile en iyi şekilde
kullanmalıyız değil mi?


Gül dikelim
bu dünyaya gülistanımız olsun ötelerde
Ne dersiniz?


BEĞENDİYSEN VE ALANINA
EKLEMEK
İSTERSEN YORUM YAZ BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı SeVGi, SaYGı ve HüRMeTLeRiMLe... içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

3 Responses to Gül dikelim bu dünyaya gülistanımız olsun ötelerde Ne dersiniz?

  1. ๑۩۞۩๑ GÜLİ RANA ๑۩۞۩๑ dedi ki:

    GÜNAHSIZ AĞIZLA DUA.. Cenâb-ı Hak, Hz. Musa’ya (a.s),“Yâ Musa! Bana günahsız bir ağızla dua et” diye buyurdu. Musa aleyhisselâm,“Yâ Rabbi! Bende böyle bir ağız yok” dedi. Allah Teâlâ buyurdu:“Başkasının ağzıyla Allah’a dua et. Çünkü sen başkalarının ağzıyla günah işleyemezsin. Öyle hareket et ki başkaları senin için gece gündüz dua etsin. Senin günah işlemediğin ağız, başka birinin senin için özür dileyip, dua ettiği ağızdır. Yahut kendi ağzını temizle. Allah’ın adını zikreden ağız temizlenir. Allah’ın ismi bütün pislikleri temizler ve sıkıntıyı giderir.” (Mesnevi’den)Kişinin yanında bulunmayan mümin kardeşine dua etmesi, Allah’ın hoşuna gider.Kişi kardeşi için dua edince, başucundaki melek “âmin” der.Sana da, “Dua ettiğin gibi olsun” der. Peygamberimiz (s.a.v),“Kardeşin kardeşe gıyabında duası reddedilmez” buyurmuştur.Dilaver Selvi – Ateşin Yakmadığı Aşık

  2. cemre dedi ki:

    Bizleri Senin inâyetine sığınan kullarının arasına kat Allah’ım,beni, hatalarını itiraf edip pişmanlıkla kıvranan, herhangi bir inhiraftan sonra yeniden toparlanıp dergahına yönelen, büyük-küçük her gaflet karşısında himmet kanatlarını açıp Senin inâyetine sığınan kullarının arasına kat.Bizleri seher vakitlerinde istiğfara sarılarak Senin mağfiretini dileyen Hak erlerinin safına dahil et;beni günahlardan, ayıplardan, isyanlardan, kusurlardan ve hakka muhalefet etme tehlikelerinden arındır.amin..hayırlı cumalar

  3. visal dedi ki:

    Dünya bir misafirhanedir. İnsan onda az duracaktır ve vazifesi çok bir misafirdir ve kısa bir ömürde ebedi hayatına lazım olan levazımatı tedarik etmekle mükelleftir.İnsanın dünya hayatındaki kısa ömrünü "geçici bir misafirlik" olarak tanımlayan Said Nursi bir başka örneğinde "İnsana varlığı, hayvan gibi dünya hayatını kazanmak için verilmemiştir." der ve şu şekilde devam eder: Ey nefsim ve ey arkadaşım! Aklınızı başınıza toplayınız. Ömür sermayenizi ve hayat kabiliyetinizi hayvan gibi, hatta hayvandan daha aşağı bir derecede şu geçici hayata ve maddi lezzetlere harcamayın. Yoksa sermayece en üstün hayvandan elli derece yüksek olduğunuz halde, en aşağıda olanından elli derece aşağı düşersiniz. Bediüzzaman’ın da belirttiği gibi üstün özelliklerle nimetlendirilmiş, akıl, vicdan ve sağduyu sahibi bir varlık olan insanın yaratılış amacının, eksikliklerle dolu olan bu kısa dünya hayatında, geçici yararlar elde etmek olmadığı çok açıktır. İnsan burada imtihan edilmektedir ve nihai hedefi de sonsuz ahiret güzelliğini kazanmaktır. Evet, Bâkî-i Hakikî’nin muhabbet, marifet rızası yolunda bir saniye bir senedir. Eğer O’nun yolunda olmazsa bir sene bir saniyedir. Belki O’nun yolunda bir saniye lâyemuttur, çok senelerdir. Ve dünya cihetinde ehl-i gafletin yüz senesi bir saniye hükmüne geçer.Ey insanlar! Fânî, kısa, faydasız ömrünüzü bakî, uzun, faydalı, meyvedar yapmak ister misiniz? Madem istemek insaniyetin iktizasıdır. Bâkî-i Hakikî’nin yoluna sarfediniz! Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız. Lillah, livechillah, lieclillah nzası dairesinde hareket ediniz. O vakit sizin ömrünüzün dakikaları seneler geçer.Ey insan! Senin iktidarın kısa, bekan az, hayatın mahdut, ömrünün günleri mâdut ve herşeyin fânidir. Öyleyse şu kısa, fânî ömrünü fânî şeylere sarfetme ki fânî olmasın. Bakî şeylere sarfet ki, bakî kalsın!"Ne mutlu ömrünü Allah yolunda sarfedenlere!allah razı olsun emeğine sağlık selam ve dua ile..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s