iNTeRNeT AŞKINA



Nice
âşıklar var sanalda…

Aşk
boyut değiştirdi galiba…

Şimdiki
âşıkların rakibide yok…

Leyla’yla
Mecnun bile, sönük kalıyor çok.

https://i1.wp.com/dl.glitter-graphics.net/pub/6/6061f3bht6jc7i.gif

Aşkı,
sevdayı iki öpücük sananlar,

Aşkı,
sevdayı sakız gibi diline dolayanlar,

Bu
uğurda kendini paralayanlar,

Esas
niyetleri bir gün olur aşikâr.

https://i1.wp.com/dl.glitter-graphics.net/pub/6/6061f3bht6jc7i.gif

Sanal
âlemin yalan dünyası,

Yalanmakla
geçer ancak rüyası

Gerçek
dostlara erişmekse gayesi,

Kendin
olmakla ve olmamakla riyası.

https://i1.wp.com/dl.glitter-graphics.net/pub/6/6061f3bht6jc7i.gif

Aşığım
dersin yok yere kendini üzersin,

Gerçek
yaşam böyle değil sende iyi bilirsin,

Sarılma
hayali sevdalara bir gün göçüp gidersin,

Baki
olana gönül ver, elbet muradına erersin.

RıZa
BeRKaN GÜLER


/
28.01.2010

https://i0.wp.com/dl6.glitter-graphics.net/pub/61/61846h0m6qtm5g1.gif

Şiir, yazı ve makalelerimiz kaynak gösterilmek şartıyla iktibas edilebilir.

Eserlerin telif hakları yazarların kendilerine
veya yetki verdikleri kiş
ilere aittir.


BEĞENDİYSEN VE ALANINA
EKLEMEK
İSTERSEN YORUM YAZ BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı ŞiiRLeRiM içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

5 Responses to iNTeRNeT AŞKINA

  1. nur dedi ki:

    BİR SEVDİĞİN VARSA GÖRMEDİĞİN OLMALI ÇIKARSIZCA SEVDİĞİN,BİR SEVGİLİN VARSA HAYATTAN ÖTE HAYAT OLMALI KENDİNİ BİLMEDİĞİN ANLARDA SENİ BİLMELİ,BİR SEVGİLİN VARSA SANAN SENDEN YAKIN OLMALI SANA SENDEN YAKIN RABBİN OLMALI.

  2. sami dedi ki:

    İman ile Gelen Mutluluk!!“Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah’ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalbler yalnızca Allah’ın zikriyle mutmain olur.”(13/28)Mutluluk göreceli bir kavram olmasına rağmen genel olarak, insanın kendini her açıdan rahat ve huzurlu hissetmesi olarak tanımlanabilir. İnsanlar genel olarak mutluluklarını ertelerler. Halbuki Kuran’a göre mutluluk insanın her an yaşanması gereken bir duygudur. Çoğu zaman insanlar “şunu yapınca mutlu olacağım”, “şu olsun başka bir şey istemiyorum” gibi cümlelerle mutluluklarını hep gelecekte olacak bir olaya ertelemektedir. Bu olay gerçekleşince de mutlu olamadıklarını görmekte ve kendilerine yeni bir hedef seçmektedirler. Aslında bu , şeytanın insanlar üzerindeki yoğun telkininden kaynaklanır. Şeytan insanlara sürekli olarak uğrunda çaba sarfedecekleri yeni bir hedef bulur ve bu hedefe ulaşınca mutlu olacaklarına dair onları ikna eder. Ona ulaştıklarında ise hemen yeni bir hedef verir. Böylelikle insan mutluluğu her zaman boş şeylerde arar ve bu duygunun yalnızca İslam ahlakıyla yaşanacağını göremezler. Bu sırrı ayetlerde Rabbimiz şu şekilde bildirmiştir;(Şeytan) Onlara vaadler ediyor, onları en olmadık kuruntulara düşürüyor. Oysa şeytan, onlara bir aldanıştan başka bir şey va’detmez.(4/120) Ayette Rabbimizin belirttiği gibi şeytan insanlara boş vaatler verir ve olmadık kuruntularla oyalar.Bir başka ayette ise Rabbimiz insanların isteklerine ulaştıklarında hiçbir zaman mutlu olamadıklarını şu örnekle bildirmiştir;“İnkâr edenler ise; onların amelleri dümdüz bir arazideki seraba benzer; susayan onu bir su sanır. Nihayet ona ulaştığında bir şey bulamaz ve yanında Allah’ı bulur.”(24/19)İnsan fıtratı Allah’ı tanıma O’na teslim olma üzerine yaratılmıştır. Dolayısıyla başka bir şekilde yaşanan hayat insana kesinlikle mutluluk vermez. Ayette belirtildiği gibi kalpler yalnızca Allah’ın anılmasıyla ve Kuran’la tatmin bulur;“Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah’ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalbler yalnızca Allah’ın zikriyle mutmain olur.”(13/28)Allah’ın vadinin hak olduğunu anlamamakta direnenlerin durumu ise Kuran’da pek çok ayette Rabbimiz tarafından belirtilmiştir;“Öyleyse kazandıklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.”(9/82)“Bunların örneği, ateş yakan adamın örneğine benzer; (ki onun ateşi) çevresini aydınlattığı zaman, Allah onların aydınlığını giderir ve göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.”(2/17)Bir başka ayette ise Rabbimiz Kuran ahlakından uzak yaşayan insanların durumunu şu şekilde bildirmiştir.“Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam’a açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik çökertir.(6/125)Dışarıdan ne kadar mutlu bir tablo çizse de, dünyanın en zengin insanı veya en güzel kadını olsun bu sonuc değişmez. İnsanlar kesinlikle İslam ahlakını yaşamadıkları sürece gerçek mutluluğu tadamazlar. Çevrelerine mutlu olduklarını göstermeye çalışsalar da, rol yapmak onların mutsuzluğunu kat kat arttırır.Müminler Allah’ı anmanın dışında kadere olan bağlılıkları sayesinde hiçbir zaman ümitsizliğe düşmezler. Allah her şeyi kaderde müminler için en güzel şekilde hazırlamıştır. Bir zorluk da olsa bu mümin için hayırdır. Bu gerçeği bir ayetinde Rabbimiz şu şekilde bildirir;(Allah’tan) Sakınanlara: "Rabbiniz ne indirdi?" dendiğinde, "Hayır" dediler.(16/30)Ayrıca Rabbimiz yaşanacak her olayı kaderde belirlemiştir. Bu ise müminler için çok büyük bir lükstür. Müminler bu vesileyle başlarına gelen musibetlere üzülmez, güzel olaylara ise kendilerini kaybederek sevinip şımarmazlar. Müminlerin bu özelliği bir ayette şöyle bildirilir;Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre pek kolaydır. Öyle ki, elinizden çıkana karşı üzüntü duymayasınız ve size (Allah’ın) verdikleri dolayısıyla sevinip-şımarmayasınız. Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez.(57/22-23)Bir düşünelim. Mesela Allah bizimle iletişime geçse ve bize bir sonraki gün başımıza gelecek bir musibeti haber verse ve buna sabretmemizi emretse ve bunun karşılığında da cennet vaat etse eminimki o olay başımıza gelince hepimiz güzel bir şekilde sabrederiz. Tıpkı bu örnekteki gibi Rabbimiz bizi imtihan edeceği konuları haber vermiştir. Bunu bir gün önce söylemesiyle 1400 sene önce söylemesi arasında aslında hiçbir fark yoktur. İşte bu sırrı bilen müminler Yüce Allah’ın Kuran bildirdiği “Andolsun, biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele.(2/155) gerçeğiyle başlarına ne gelirse gelsin gerçek mutluluğu her zaman yaşarlar

  3. sami dedi ki:

    İnsanlığımızı untmak!!!Demek ki ölümün, işkencenin, toplu imhanın, bombaların, yıkılan evlerin, kaçışan insanların, kolu bacağı kopmuş çocukların görüntüsü bizi artık kazımıyor.Kimse ekranın kapatmıyor.Kimsenin kılı kıpırdamıyor.Büyü bozuldu. Belki bu yüzden edebiyatın yerini medya aldı. Eski dünyanın bizi uçuran şiirsel bir yanı vardı, şimdi şiir bir yürek burkuntusu sadece.Hayretimizi, şaşkınlığımızı yitirdik. Oysa insan korkar, şaşar, hayret eder, ürker, dehşete kapılır vesaire.Havai fişeklerin rengarenk patlamaları, gökyüzünü boyamaları ile misket bombasının patlatılması nasıl da birbirine benziyor. Utanmasak “eğlenceli” diyeceğiz.Büyü bozuldu. Belki bu yüzden edebiyatın yerini medya aldı. Eski dünyanın bizi uçuran şiirsel bir yanı vardı, şimdi şiir bir yürek burkuntusu sadece.Hayretimizi, şaşkınlığımızı yitirdik. Oysa insan korkar, şaşar, hayret eder, ürker, dehşete kapılır vesaire.Havai fişeklerin rengarenk patlamaları, gökyüzünü boyamaları ile misket bombasının patlatılması nasıl da birbirine benziyor. Utanmasak “eğlenceli” diyeceğiz.Acaba utanmak hâlâ gündemde mi; yoksa alay konusu edileli çok mu oldu?Bakın geçen yıl bir “sahte rakı” operasyonu dolaştı dillerde.Önce Menekşe sahilinde yaşlı bir alkoliğin cesedi bulundu. Yapılan inceleme sonucu adamın alkol zehirlenmesinden (sahte rakı) öldüğü anlaşıldı.Sahte rakının peşine düşen polis çeteyi yakaladı. Çete reisinin bu işi defalarca yapmış, içeri girip çıkmış birisi olduğu anlaşıldı.“Ne var bunda” diyeceksiniz değil mi?Demeyin.Sahilde ölen ihtiyarın bu adamın babası olduğu anlaşıldı. Yani adam oğlunun imal ettiği rakıdan içerek ölmüş.İş bu kadarla kalsa iyi. Meğer bu ihtiyar da bu işin ustasıymış, o da sahte rakı imalatından defalarca içeri girmiş çıkmış.İşte size bir “Babalar ve oğulları” hikâyesi. İnanılır gibi değil. Ama medyada öyle cinayetler görüyor, öyle dehşetli sahneler seyrediyoruz ki; bu tuhaf-acı-şaşırtıcı olay bir oyun, bir skeç gibi algılandı. Kah kah gülenler bile oldu.Demek ki ölümün, işkencenin, toplu imhanın, bombaların, yıkılan evlerin, kaçışan insanların, kolu bacağı kopmuş çocukların görüntüsü bizi artık kazımıyor.Kimse ekranın kapatmıyor.Kimsenin kılı kıpırdamıyor.Amerika Irak’a girdi, gireli seneler oldu, milyonun üzerinde insan öldü, medeni dünyanın umurunda değil.Her iki buçuk saniyede dünyada açlıktan bir çocuk ölüyor, kimsenin umurunda değil.Hissiyatımız (insanlığımız) dumura uğradı.Gösteriler yapılıyor, bayraklar sallanıyor, nutuklar atılıyor, bütün bunlar ekran süsü gibi haber bültenlerine hareket katmaktan öteye gitmiyor.Elbette bütün bunların bir sebebi vardır. O sebep malumdur. İnsanlığa insan olmayı öğreten “ahlâk”tan uzaklaşmak. (Öyle ki ahlâk bizi Allah’a götürecek diye ödü kopanlar “etik” kelimesine sığındılar). Ahlâkın bir tek kaynağı vardır. İlahî emir ve yasaklar. Öte dünya inancı, hesap günü. Yüzyıllardır bunun bir “safsata” olduğu pompalanıyor. Sen gününü gün et, ânı yaşa, kendini sev. Altta kalanın canı çıksın.Hesap gününü hesaba katmayan bir “adalet” olur mu? Olur.Güçlünün koyduğu kanun budur. Veyl mağluplara. Ama kan ve gözyaşından elde edilen servet sahibine huzur vermiyor. Sahip evinin etrafını duvarlarla, dikenli tellerle çeviriyor. Site kapısına güvenlik elemanları yerleştiriyor. Hiç inmiyor arabasından, etrafa bakmıyor. Haberleri ona ileten âletler, insanlar, casuslar, görevliler, laboratuarlar, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, ilim adamları, aktörler, bankalar kankalar var.Yine de uyumadan önce kapısına vurduğu beş açılmaz kilidi defalarca kontrol ediyor.Nafile. Beyhude.Ruh sağlığı giderek bozuluyor. Ne içki, ne sex, ne uyuşturucu, ne doktor, ne ilaç içindeki yangını söndürmüyor. İçin için yanıyor adam; bu sebeple sağa sola saldırıyor. Bu adam insanlıktan çıkmıştır artık. Şefkat, merhamet, nedamet, feragat, cömertlik, sabır, şükür, rikkat, hürmet, hizmet onu terketmiştir.Ne yazık ki hepimiz o adamın bindiği jipi, oturduğu evi, yüzdüğü havuzu, yediği havyarı, yatağa attığı hatunları, gezdiği bakir köşeleri, yediği kanlı kızartmaları, bir işareti ile rakiplerini yerle bir etmesini istiyor; adamın gücüne tapıyoruz.Dinden çıkmak başka nasıl olur?

  4. sami dedi ki:

    Dua EtmekSizi yaratan, akıl ve beden bahşeden, ruhunuza çeşitli zevkler yaşatan Allah’a yeterince yakın mısınız? O’na en son ne zaman dua ettiniz? Allah’a sadece zorluk anlarında mı dua ediyorsunuz, yoksa size olan yakınlığını bilerek O’nu sürekli anıyor musunuz? Cevabınız ne olursa olsun yapmanız gereken en doğru şey, “Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.” (Kaf Suresi -16 ) ayeti gereği, Rabbimizin bize çok yakın olduğunu ve “Sizin Allah’tan başka veliniz ve yardımcınız yoktur.” (Bakara Suresi -107) ayeti gereği de tek dostumuz ve yardımcımızın Allah olduğunu unutmamak olacaktır. Allah bir başka ayetinde ise, kullarına olan yakınlığını ve dua edenin duasına icabet edeceğini şu şekilde bildirmiştir: Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar. (Bakara Suresi – 186) "Çağırmak, seslenmek, yardım istemek" anlamlarına gelen dua, Yüce Rabbimizle aramızda kurduğumuz önemli bir bağdır. Dua ederek, gücü sınırsız olan Allah’ın karşısındaki aczimizi kabul etmiş oluruz. "De ki: Duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?…" (Furkan Suresi – 77) ayetiyle, Allah katında değer bulmamıza vesile olan dua ibadetinin önemini de anlamış oluruz.Dua, çoğu insanın olumsuz bir olay karşısında elinden geleni yapıp, artık yapacak bir şey kalmadığında başvurduğu son çaredir. “Gerçekten insan, Rabbine karşı nankördür.” (Adiyat Suresi -6) ayetinden de anlaşıldığı gibi insanların çoğu, duasına icabet edip kendilerini zor durumdan kurtaran “…Allah’ı, kadrinin hakkını vererek takdir edemediler…” (En’am Suresi -91) İnsanların bu nankör tavrı, bir Kuran ayetinde şöyle bildirilmiştir:İnsana bir zarar dokunduğunda, yan yatarken, otururken ya da ayaktayken bize dua eder; zararını üstünden kaldırdığımız zaman ise, sanki kendisine dokunan zarara bizi hiç çağırmamış gibi döner-gider. İşte, ölçüyü taşıranlara yapmakta oldukları böyle süslenmiştir. (Yunus Suresi – 12) Oysa insan, sağlıklı iken ve hayatındaki her şey yolunda giderken de Allah’a dua etmeli ve bütün bunlar için şükretmelidir. İbadetlerin tümünde olduğu gibi duada da sabırlı ve kararlı olmak, Kuran’a en uygun tavır olur. "Sabır ve namazla yardım dileyin. Bu şüphesiz, huşu duyanların dışındakiler için ağır bir yüktür." (Bakara Suresi, 45) ayetinden de anlaşıldığı gibi sabır ve namazla yardım dilemek Allah’ın bir emridir. Ancak Rabbimizin Enbiya Suresi 37. ayette bildirdiği üzere, insan aceleci olarak yaratılmıştır. Her konuda hemen sonuca ulaşmak isteyen insan, dualarının da anında kabul edilmesini ister. Duası istediği yönde gerçekleşmediğinde ise dua etmekten vazgeçer. Bu nedenle sabır ve kararlılıkla dua etmek, huşu duyanların dışındakilere ağır gelir. Oysa müminler dua ettiklerinde Allah’ın kendilerini işittiğini ve kesin olarak dualarına icabet edeceğini bilirler. Olayların tesadüfen değil, Allah’ın belirlediği kadere göre geliştiğinin farkındadırlar. Bu nedenle dualarının karşılıksız kalacağı gibi samimiyetsiz bir ruh halinde olmazlar. Rabbiniz dedi ki: "Bana dua edin, size icabet edeyim. (Mü’min Suresi – 60) Allah, bir başka ayetinde ise "… sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana, kendisine dua ettiği zaman icabet eden…" (Neml Suresi, 62) sıfatını hatırlatmaktadır. Bu da samimi duaların Allah katında karşılık göreceği anlamına gelir. İmam Rabbaninin bu konudaki sözleri ise şöyledir:"Bir şeyi istemek, ona nâil olmak (onu elde etmek) demektir; Zirâ Allahû Teâlâ kabul etmeyeceği duayı kuluna ettirmez." İmamı Rabbani Unutmamak gerekir ki Allah, insanın aklından geçirdiği dua mahiyetindeki tek bir düşünceyi dahi karşılıksız bırakmaz. Duaya icabet, duanın aynen gerçekleşmesi anlamına gelmez. "İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua eder, insan pek acelecidir." (İsra Suresi, 11) ayetinden de anlaşıldığı gibi kişi, kendisine zararı dokunacak bir konuda dua edip, bunun hiç farkında olamayabilir. Allah duasına istediği yönde icabet etmediği için, duasının kabul olmadığını zanneden kişi, büyük bir yanılgı içindedir. Zira Allah merhametinden dolayı, kulunun hayrına olacak şekilde duasına icabet etmiştir. Duada istenilen şeyin geciktirilerek verilmesi, ya da istenilen yönde icabet edilmemesi Allah’ın, kullarının sabrını ve tevekkülünü bir denemesi ve onları imani yönden olgunlaştırması anlamına da gelebilir. (Allah en doğrusunu bilir)Dua ile ilgili çok önemli bir konu daha vardır. Sözlü duanın yanı sıra, kişinin fiili olarak da çaba göstermesi oldukça önemlidir. Örneğin üniversite sınavını kazanmak için dua etmekle beraber, fiili bir çaba olarak sınav başvurusu yaparak ve düzenli bir çalışma ile sözlü duayı desteklemek gerekir. Allah her şeyi bir sebep sonuç ilişkisi ile yaratmıştır. “Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatıvermiştir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı. Sonra biz güneşi ona bir delil kılmışızdır.” (Furkan Suresi – 45) ayetinden de anlaşıldığı gibi, Allah gölgeyi yaratmış ve güneşi de ona delil kılmıştır. Sonuca ulaşmak için sebeplere uygun olarak gerekli tedbirleri almak, ancak bunları etkili kılacak olanın Allah olduğunu bilerek, sabır ve tevekkülle sonucu Allah’tan beklemek en doğru tavır olur.Kainatı yoktan var eden Allah için, yaşayan milyarlarca kulunun duasına icabet etmek çok kolaydır. Yeter ki bizler, bütün gücün Allah’a ait olduğunu bilerek, her duamıza icabet eden Rabbimizin dilemesi dışında hiçbir şeyin gerçekleşmeyeceğini ve bir şeyin olması için ona yalnızca “Ol” demesinin yeterli olduğunu unutmayalım.Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. (Tekvir Suresi -29

  5. EyLüL dedi ki:

    Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmaksende daha güzel duruyor… Görüyorsun işte, aşk a ve sana ihanet etmiyorumbenim kırgınlığım aşk a… Sen üstüne alındın… :(((yüreğine sağlıkk 😦

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s