SaMiMi ve KaLPTeN İSLAM KaRDeŞLiĞi


 İSLAM
KARDEŞLİĞİ (AMA KALPTEN)

İnsanların, özelliklede müslüman bireylerin
aralarındaki fikir ayrılıklarını ve birbirleriyle olan ilişkilerini düzeltmeye
çalışırken, daha çok sanal âlemde karşı tarafa yazdıkları yazılarda, uslub
ve yaklaşımları, malesef müslüman şahsiyetli ve vahyin
belirlediği fıtratında gereği olan ahlaki ilkelere bağlı kalmamaktadır.

Herhangi bir kardeşin yazdığı yazıları onun fikri
bağlamında herhangi cemaat veya gruba bağlıntılı kılınarak, sanki ortak
paydamızın dışına itilmeye sebep vermekte olduğunu görüyorum.

Bence en önemli ortak paydamız islam kardeşliği
(ama samimi ve kalpten) olmalı, bunlar
olduktan sonra bir müslümanın diğer müslümana fikrinden dolayı hoş olmayan
yakıştırmalarda bulunup suçlama yapması düşünülemez! Çünki islam kardeşliği
bunu yasaklar.

İSLAM KARDEŞLİĞİ VE İLİŞKİLER:

Müslüman bireylerin öncelikle düşüncelerini herzaman müslümanca düşünme üzerine
bina etmeleri gerekir ki ondan sonra müslümanca hareket edebilsin. Müslümanca
düşünemeyen müslümanca yaşayamaz, nasıl inanırsanız öylece yaşarsınız sözü
boşuna değildir.
Malesef islami normlara göre düşünememe gerçeği önemsemediğimiz kadar önemsiz
değildir, bunun örneklerini belirtilerini görmek aslında çok basittir: ağızdan
kaçırılmış bir söz, küçük bir sürçü lisan bile, dikkatli biri için, bu hususta
bir belge sayılabilir. Müslümanların hala birbirlerine karşı nefsi tutumları,
farkında olmadan bir başka kültürün diliyle konuşmaya başladıklarının, kendi
terimleri yerine başka kültürlerin terimlerini ikame ettiklerinin bir
göstergesidir.

Bu tesbitlerin ardından, islam kardeşliği ve ilişkilerinin olması gereken
durumlarını belirlememiz, kalbi birleşme yollarını aramamız gerekir.

”Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse
kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah’tan korkup-sakının; umulur ki
esirgenirsiniz. (HUCURAT SURESİ / 10)

Öyle bir dinki, dünyanın neresinde olursak olalım müslümanı müslümana kardeş
kılıyor, hiçbir dil, ırk, renk ve fikir ayrılığı gözetmeksizin.
Aramızda bir düzensizlik varsa Allah tan korkarak ve sakınarak aramızı
düzeltmemiz ve hayatımızı Allah’ın koyduğu kurallarla yaşamamız gerekiyor.

”Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiç bir kavim
(topluluk) bulamazsın ki, Allah’a ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi
(ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları,
ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri (soyları) olsun. Onlar, öyle
kimselerdir ki, (Allah) kalplerine imanı yazmış ve onları kendinden bir ruh ile
desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; orda
süresiz olarak kalacaklardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da O’ndan razı
olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Allah’ın
fırkası olanlar, felah (umutlarını gerçekleştirip kurtuluş) bulanların ta
kendileridir. (MÜCADELE SURESİ / 22)

Kısacası müslüman şahsiyetli bir mümin, şahıs veya topluluk olsun, Allah’a,
O’nun elçisine ve hükümlerine başkaldıran kimselerle sevgi ve kardeşlik bağı kurmaz!
çünki, Allah onları kendinden bir (ruh) imanın samimiyyeti, fıtrat temizliği, ihlâsla
imana karşılık Allah’ın verdiği bir kalp mutmainliği- inancında kendine güven
ve sarsılmaz bir bağlılık vermiştir.


İşte Allah’ın bu desteği mümini mümine kardeş yaptı ve tek bir ümmet haline getirdi.
O halde ilişkilerimizi derin ve güçlü bir imana, güçlü bir ahlaka daha da ötesi
ümmet olmanın sorumluluklarına göre yapılandırmalıyız.
Bizler, farklı etnik kökenlere, farklı dillere,
farklı gelenek ve adetlere de mensub olsak, evrensel bir millet olmak için bir
araya gelmeli ve birbirimizin kalplerini sorgulamayı bırakmalıyız.

Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp
ayrılmayın. Ve Allah’ın sizin üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz
düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O’nun
nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun
kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah,
size ayetlerini böyle açıklar. (âli imran-103)

Allah’ın ipine sarılıp kopmamak için, islami değerlerimizi Allah’ın istediği
şekilde kullanmalı ve Allah’ın ipi olan Allah’ın belirlediği hayat tarzından
şaşmamalıyız. Ne bir adım sağa nede sola- dosdoğru ve dengede olmalı, eğmemeli
ve bükmemeliyiz. Allah’ın ipi müminlerin Allah’la olan ilişkilerini sağlam
tutar ve aynı zamanda birbirimize bağlayıp toplum halinde birleştirir.

Müslüman olarak yaşamakve müslüman olarak ölmek: adalet ve iyilikseverlikle,
Allah yolunda infakla, emanetleri ehline vermekle, erdem ve ahlakı savunmakla,
Allah’tan korkmakla, doğruluktan ayrılmamakla her alanda islami ölçüleri
korumak ve hayatımıza işlemekle mümkün olacaktır.

İSLAM:

İnsan ilişkilerinde ve davranışlarında evrensel ahlaka uyulmasını emreder.
Selam, insanlık ilişkilerinde sürekliliği tanışmayı içtenliği, sevgi ve
dayanışmayı sağlayan önemli bir bağdır.
Birbirimiz için, Allah’ın rahmetinin, korumasının ve
şefkatinin, üzerimizden eksik olmamasını dilemek kadar güzel bir şey
olabilirmi. İşte! islam kardeşliği bu…

Müslümanlar olarak hepimiz ortak bir bilinç
etrafında bütünleşerek herşeyden önce islami çıkarları öne çıkarmalıyız.

Dünya müslümanlarına dayatılan tanımları ve kalıpları ancek evrensel bir
bilinci kuşanarak (ümmet olma bilinci) geri
çevirmeliyiz.

İslam toplumunun yeniden inşası kâmil insanın,
kişilikli, bilinçli bireylerin yetişmesiyle başlar;

*RAHMANIN KULLARINA TEVAZU ASALET VE VAKAR YAKIŞIR*

T. YASİR

BEĞENDİYSEN VE ALANINA EKLEMEK İSTERSEN YORUM YAZ BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı :. ŞüKüR .: içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to SaMiMi ve KaLPTeN İSLAM KaRDeŞLiĞi

  1. ilyas dedi ki:

    Sevmenin Üç Alameti… İs­lam bü­yük­le­ri, bir kim­se­yi Al­la­hü te­âlâ­ya şük­ret­tir­mek için, “Na­sıl­sın?” der­ler­di. İn­san ya şük­re­ der, ya su­sar ve­ya şi­ka­yet­te bu­lu­nur. Al­lah’tan şi­ka­yet et­mek ise çok çir­kin­dir. Ku­lun Mev­la­sı­na zil­let gös­ter­me­si iz­zet­tir. Mev­la­yı baş­ka­sı­na şi­ka­yet et­me­si ise zil­let­tir. Şü­kür, ih­sa­nı­nı, iyi­li­ği­ni an­mak su­re­tiy­le ih­san ede­ni öv­mek­tir. Ya­ni dil ile te­şek­kür de şü­kür­dür. Mu­ham­med Ma­sum haz­ret­le­ri bu­yu­ru­yor ki: İh­san eden, iyi­lik eden se­vi­lir. Ha­dis-i şe­rif­te, “İh­san sa­hi­bi­ni sev­mek, in­san­la­rın ya­ra­tı­lı­şın­da var­dır” bu­yu­rul­du. Bü­tün iyi­lik­le­ri ya­ra­tan, in­sa­na can, mal, sıh­hat ve­ren, za­rar­lar­dan, kor­ku­lar­dan ko­ru­yan Al­la­hü te­âlâ­yı sev­mek, in­san­lık ica­bı­dır. Sev­me­nin üç ala­me­ti var­dır: 1- Onu se­ven­le­ri sev­mek, 2- Ona ita­at et­mek, 3- Onu, dil ile, be­den ile öv­mek. Bun­lar­dan ikin­ci­si­ne şü­kür, üçün­cü­sü­ne hamd et­mek de­nir. Onu se­ven­le­ri, O da se­ver. İh­san­la­rı­nı art­tı­rır. İmam-ı Mü­ca­hid haz­ret­le­ri Nahl su­re­sin­de “On­lar, Al­lah’ın ni­me­ti­ni bi­lip iti­raf eder­ler. Son­ra da onu in­kâr eder­ler” mea­lin­de­ki 83. âyet-i ke­ri­me­si­ni “On­lar, ni­met­le­rin Al­lah’tan ol­du­ğu­nu bi­lir­ler. Fa­kat “Bu ni­met­le­ri biz ka­zan­dık ve­ya bi­ze mi­ras kal­dı” di­ye­rek nan­kör­lük eder” di­ye tef­sir et­miş­tir. İn­san, bir has­ta ve­ya sa­kat gö­rün­ce, ken­di­si­nin böy­le bir der­de müp­te­la ol­ma­dı­ğı için şük­ret­me­li­dir! Ha­dis-i şe­rif­te bu­yu­rul­du ki: “Bir kim­se, has­ta, sa­kat bi­ri­ni gö­rün­ce, ‘Al­la­hü te­âlâ­ya ham­dol­sun ki be­ni böy­le et­me­di. Bun­dan ve da­ha baş­ka dert­li­ler­den üs­tün kıl­dı’ der­se, ni­me­tin şük­rü olur.” Ni­met umu­mi olun­ca, her­ke­se ge­lin­ce in­san bu ni­me­tin kıy­me­ti­ni bi­le­mez. Gör­mek bü­yük ni­met iken, her­kes­te göz ol­du­ğu için göz ni­me­ti­ne her za­man şük­ret­me­yiz. Genç­ler, yaş­lan­ma­dık­ça genç­li­ğin kıy­me­ti­ni bil­mez. Has­ta­lar sağ­lı­ğın kıy­me­ti­ni an­lar. Fa­kir­ler zen­gin­li­ğin kıy­me­ti­ni bi­lir. Ha­ya­tın kıy­me­ti­ni de an­cak ölü­ler an­lar. Şu hal­de yaş­lan­ma­dan genç­li­ğin, has­ta­lan­ma­dan sıh­ha­tin ve öl­me­den ön­ce de ha­ya­tın kıy­me­ti­ni bi­lip şük­ret­me­li­dir. Ha­dis-i şe­rif­te bu­yu­rul­du ki: “Şu üç şey iman ala­me­ti­dir: Be­la­ya sa­bır, ni­me­te şü­kür, ka­za­ya rı­za.”

  2. ilyas dedi ki:

    …. DOSTUM …. İNSAN OLDUĞU İÇİN SEVDİĞİM… ve BENİ İNSAN OLDUĞUM İÇİN SEVEN İNSANDIR… Peygamberimiz sallallahü aleyihi ve sellem buyurmuşdur ki: – Allah yolunda ve yalnız Allah için birbirini sevenler tepesinde yetmiş bin oda bulunan, kırmızı yakutdan yapılmış kuleler üzerinde bulunurlar. Bunlar cennet ehline doğru yöneldikle-rinde onların güzellikleri, cennet ehlini, güneşin dünya ehlini aydınlatdığı gibi aydınlatır. Cennetlikler onlara: "Bize doğru dönün de, Allah yolunda birbirini sevenlere bir bakalım…" derler. Onlar cennet halkına yöneldiği zaman, güneşin, dünyayı aydınlattığı gibi onların güzelliği de cennet ahalisini öylece aydınlatır. Üzerlerinde yeşil ipekten yapılmış elbiseler vardır. Alınlarında da "İşte bunlar Allah yolunda ve Allah için birbirlerini sevenlerdir yazılıdır." (el-Camiu’s-Sağîr, II, 18.)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s