İSRaF-ı KeLaM / SöZ iSRaFı


İsraf denince, eşya ve zaman gibi
elde edilmesi güç şeylerin lüzumsuz harcanması akla gelir; Ekmek israfı,
elektrik israfı, su israfı, giyim eşyası israfı gibi… Fakat söz israfı pek
aklımıza gelmez.

İsraf, saçıp savurmak, yerli
yersiz harcamak, eldeki nimetin kadrini bilmez bir şekilde sarfetmek olduğuna
göre, elbette konuşmak nimetinin meyvesi olan sözün de israfı olur.

Konuşabilmek melekesi insana
mahsus kıymetli bir nimettir. Ağız, dil, ses ve gırtlağa sahip bulunan diğer
canlılara verilmeyen "beyan, ifade etme, konuşma" nimetini insana
veren kudret, tabii ki, o nimetin nasıl kullanılması gerektiğini de tayin ve
tespit eylemiştir.

Bu meselenin, biri dinî ve ahlakî;
diğeri edebî olmak üzere iki yönü vardır. Bu yazıda meselenin dinî ve ahlakî
yönünü ele alacağız.

Her şeyde olduğu gibi sözde olan
israf da dinimizde ve kültürümüzde hoş görülmemiş, önlenmesi için tedbirler alınmıştır.
Hangi sözlerin israf sayıldığı hususunu ileriye bırakarak, niçin sözde israf
olur sualiyle meseleye ışık tutmaya çalışalım.

Kur’ân-ı Kerim’de, insanın
elinden, dilinden, gözünden ve kulağından, hatta kalbinden ve hayalinden geçen
her türlü fiil veya tasavvur disiplin altına alınmış faydalı olacak şekilde
hükme bağlanmıştır. Bu mükemmel insan anlayışı içinde, ferdin hiçbir davranışı
ölçüsüz, başıboş bırakılmamıştır.

İslam bir ölçü ve uyumlar
manzumesi olduğuna göre, insanın ağzından çıkan kelamın da bazı esaslar ile
tanzim edilmesi icap eder. Kısaca söz israfı diye adlandırdığımız ve mesuliyeti
olan tekellüm/muhavere, dinin üç esasından biri olan "ahlâk"ın
temelini oluşturur.

Meseleye ayet ve hadislerden bir
kaçıyla ışık tutup, kültürümüzde nasıl makes bulduğunu görmeye çalışalım.
Kur’an’da mealen şöyle buyruluyor:"O bir söz söylemeye dursun, mutlaka yanında
hazır bir gözcü vardır."
Buradan anlaşılabileceği gibi, insanın ağzından çıkan
her sözü, anında teyp bandına kaydedilircesine, zabtedildiğini anlıyoruz.

Hz. Peygamber (s.a.v.)’den söz
sarfına dair pek çok hadis rivayet edilmiştir.

Bunlardan bazıları şu mealdedir:
"Mümin, diğer müminlerin elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir."
"İki çeneniz arası ile iki apış arasını koruyacağınıza garanti veriniz ben
de size Cennet garantisini vereyim." "ALLAH’a ve ahiret gününe inanan
komşusuna ikram etsin, misafirine ikram etsin. Ya hayır söylesin yahut
sussun" "Lüzumsuz sözleri bırakmak, insanın İslamî güzellikleri arasında
sayılır."

Bu hadisleri çoğaltmak mümkündür.
Ayet ve hadislerden anlaşılan şudur ki, kişi hayırlı, faydalı, lüzumlu olan
konularda konuşmalı, boş yere gereksiz ve abes sözlerden kaçınmalıdır.

İslam büyüklerinin bu ilahî
tavsiyeye titizlikle uydukları görülür. Boş söz konuşurum endişesiyle, Hz.
Ebubekir (ra)’in ağzında çakıl taşı bulundurduğu ve ancak gerektiği yerde ağzından
taşı çıkararak konuştuğu naklediliyor. İmam-ı Ahmet, ölüm anı yaklaştığı sırada,
inleyişlerinin yazıldığını duymuş ve ruhunu teslim edene kadar inlememiş, susmuştur.
Meseleyi bu kadar dikkatle ele almışlar, vakit ve sözlerini israf etmemeye çalışmışlardır.

İslam’ın, konuşma âdâbı ve söz disiplinine
genişçe yer verdiğini görüyoruz. Kişinin ağzından çıkan sözler, evsafına göre
tasnif edilmiş, isimlendirilmiş ve uygun olmayanlarından sakınılması tavsiye
edilmiştir. Aşağıda sadece isimlerini saymakla yetineceğimiz, fakat her biri
ayrı bir mevzu teşkil edecek kelâmları konuşmak, "söz israfı" olacağı
için, bunlardan sakınmak imanlı olmanın gereğidir.

Dinimizce yasaklanmış olan sözler
kısaca şunlardır: Küfür sözleri, yalan, gıybet, iftira, istihza etmek (alay
etmek), mâlâyani (boş ve faydasız) konuşmak, cidal, husumet sözleri konuşmak,
kelamda tasannu (ağzını eğe büke) konuşma, dedikodu ve koğuculuk, iki dilli ve
iki yüzlülük, lanet etmek, kötü söz ve küfürleşme, şehveti tahrik edici sözler,
başkasının sırrını yaymak.

Yukarıda İslamî ahlaka sahip kişilerin
söz disiplinine kısaca temas ettik. İslâm ahlakı ile terbiye olup yetişmiş ve
bunu hayatına tatbik etmiş atalarımızın birçok sözünde gevezelik ve boş sözler
kınanmıştır.

Türkçe’de söz kelimesi ciddi konuşmalar,
dinlenebilir özelliğe sahip kelamlar için kullanılmıştır. Söz bir kelimeye değil,
bir mânâ bir hüküm ifade eden cümleye de denmiştir."Atasözü" deyişinde
de bu mânâ vardır. Deyimlerimizde de söz, ciddiyet ifade eder. Mesela, söz
vermek, sözünde durmak, sözüne güvenilmek, sözünün eri olmak… Bu deyimlerden
bir kaçıdır. Söz ile ilgili ata yâdigarı şu darb-ı mesellerde de İslâmî bir
terbiye kokmaktadır. "Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır. Anlayana bir
söz yeter. Söz gümüş ise sükût altındır."

Yerli yersiz konuşan, boş şeylere
dalıp gidenlerin ağzından çıkanlara ise "laf/lakırtı" denmiştir.
Mesela, laf atmak, lafını bilmemek, lafını esirgememek. Laftan anlamaz olmak,
laf lafı açmak… Deyimleri söz israfına işaret etmektedir. "Laf ile
peynir gemisi yürümez."
sözünde de, kuru ve boş kelam ile bir yere varılamayacağı
ve bunun söz israfı olacağı vurgulanmıştır.

Sözü uzatmadan, söz ustalarının bu
konuda söylediklerinden bir kaçını nakledip meseleyi bitirelim. Söz israfı
yapmama konusunda ölümsüz Yunus, çağları delen sesiyle şöyle diyor:

Onsuz sözün gör nedir, çok söz
ayvan yüküdür.

Arife bir söz yeter, tende cehver

Gönüllerin pasını ger sileyim der
isen.

Şol sözü söylegil kim sözün
hülasasıdır.

Söz var kıla kaygıya şad, söz var
eyler bilişi yâd,

Eger horluk eger izzet her kişiye
sözden gelir.

Söz ola kese savaşı, söz ola
kestire başı,

Söz ola ağulu aşı. Bal ile yağ ede
bir söz.

Sözünü bilen kişinin yüzünü ağ ede
bir söz,

Sözünü pişirip diyenin işini sağ
ede bir söz.

Sözü uzatıp dolaştırmadan en
keskin şekliyle, en kestirmeden söylemesini bilen Hak dostu, gönül eri, eren
tipi büyük Yunus, söz israfı hakkındaki fikrini "Çok söz hayvan
yüküdür"
diyerek kestirmeden ifade etmiştir.

Kutadgu Bilig sahibi Yusuf Has
Hacip de söz israfı hakkında şöyle der:

Sözüne dikkat et, başın gitmesin,
dilini tut, dişin kırılmasın.

Sen kendi selametini istiyorsan, ağzından
yakışıksız bir söz çıkarma.

Çok sözden fayda görmedim, amma
söylemek de faydasız değil.

Sözünü çok söyleme, sırasında ve
az şöyle, binlerce söz düğümünü bir sözde çöz.

Dili iyi gözet başın gözetilmiş
olur, sözünü kısa kes ömrün uzun olur.

İnsan iki şey ile kendini
ihtiyarlamaktan kurtarır; Biri iyi iş biri iyi söz.

Her sözü saklamayı da anlayış hoş
görmez, insan lüzumlu olan sözü söyler, gizlemez.

Benden sana gümüş ve altın kalsa,
sen onları bu söze denk tutma.

Söz israfının zararına bazı meşhurlar
da dikkat çekmiş, sakınılması tavsiyesinde bulunmuşlardır. İşte onlardan birkaçı:

Söylemediğim şeylerin hiçbiri bana
zarar vermedi.
(Calvin Coleridge)

Susmak insanı ele vermeyen sadık
bir arkadaştır.
(Confucius)

Konuşmak ihtiyaç olabilir, ama
susmak bir san’attır.
(Goethe)

Gürültü ve acı sözler, haksızlığın
işaretidir.
(Victor Hugo)

Gönül alıcı bir söz, kışı yaza
çevirir.
(Çin atasözü)

Her bildiğini söyleme, her söylediğini
bil.
(Clavdius)

Ne kadar çok söylersen karşındaki
o kadar az hatırlar. Az söyle de kazancın çok olsun.
(Fenelon)

Asrın beyin yapıcısı, söz israfına
şu vecize ile dikkat çeker:

"Her söylediğin doğru olmalı,
fakat her doğruyu demek doğru değildir."

Demek sözün dinlenmeyeceği yerde
söylenmesi, kayalıklar üzerine tohum ekilmesi gibi boşa gidecek bir nasihat, diğer
ifadeyle söz israfı oluyor.

Başlığını söz israfı diye attığımız
yazıyı daha fazla uzatmadan. Yusuf Has Hâcip’in şu özlü deyişi ile noktalayalım:

"Aman sözün aydın olsun öz
olsun.

Işık saçsın, bakan köre göz
olsun."

BEĞENDİYSEN VE ALANINA EKLEMEK İSTERSEN YORUM YAZ BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı ! ÖĞüT !! NaSiHaT !!! HaYaT DeRSLeRi içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

4 Responses to İSRaF-ı KeLaM / SöZ iSRaFı

  1. nur-u dedi ki:

    ALLAH’ım!Ey alemlerin Rabbi!Ey sevgiyi sevgiyle yaratan!Ey seven, sevdiren ve sevindiren!Ey rahmetin sonsuz kaynağı!Ey merhametlilerin en merhametlisi!Ey gönüllerin mutlak hakimi!Ey zâtını hamd ile azîz olduğum!Ey zâtını hamdden âciz olduğum!Ben, layıkıyla övemem Seni!Sen, övdüğün gibisin kendini!Seni, layıkıyla ancak Sen tanırsın!Seni, layıkıyla ancak Sen översin!Hamd’im Sana mahsustur, senâm Sanadır!Umudum, korkum ve sevdam SanadırÖzümü Sana çevirdim, Sana tutundum!Elimi Sana açtım, gönlümü Sana sundum!Beni kovmaz diye kapına geldimAffı boldur diye affına geldimTuttum günahımdan yüzüme perdeKulluk edemedim, lütfuna geldim!ALLAH’ım!Kanadı kırık bir kuş gibiyim.Uçsam uçamıyor, göçsem göçemiyorum.Yarım bırakılmış bir düş gibiyim.Yardan da serden de geçemiyorum.Menzile erememe korkusu sardı benliğimiKolum kanadım kırık, gönlüm bin pare!Ey kalpleri evirip çeviren, ey gönüller sahibi!Yaraları saran, dağılanı toplayan Sensin!Varlığım Senin varlığının şahidiVarlığım Senin rahmetinin şahidi!ALLAH’ım!Ey Vedud olan!Hem seven, hem de sevilmeyi dileyensin.Ey varlığı sevgi olan, ey sevginin sonsuz kaynağı!Biz var ettiğini severiz, Sen sevince var edersin.O sonsuz hazinenden bizim için de bir sevgi var et!O sonsuz sevgi selinin içine bizi de kat; sev bizi!Sen seversen sevdirirsin; sevdir bizi!Sevdiğini cennetinle sevindirirsin; sevindir bizi!ALLAH’ım!Varsın, bütün kainat varlığının aynası.Birsin, bütün mevcudat birliğinin şahidi.İnanmışız her ne ki tek, o Yaratan’dırBiliriz ki her ne ki çift, o yaratılandır.Her şey Sana muhtaç, hiçbir şeye muhtaç değilsin Sen.Ehad’sin, Vahid’sin, Samed’sin Sen!ALLAH’ım!Maddedeki her atomun tesbih ettiği Sensin.Nefes alan her canlının zikrettiği SensinAkıl emanet ettiğin her varlığın aklettiği SenDuyan ve duyuran her duyunun hissettiği Sensin.Kadr ü kıymet bilenlerin şükrettiği SenVarlığı nimet bilenlerin hamd ettiği Sensin!ALLAH’ım!Yalnız Senden yardım diler yalnız Sana kulluk ederiz.Seni sığınak, barınak, tutamak bilir Ya ALLAH deriz.Şeytandan Sana sığınır e’uzü billah derizHer işe Seninle başlar bismillah deriz.Nimet verdiğinde gönülden şükrederiz.Versen de alsan da elhamdülillah derizHayran kaldığımızda maşALLAH,Pişman olduğumuzda estağfirullah deriz.Sevindiğimizde ALLAHüekber,Üzüldüğümüzde inna lillah deriz.Canımız sıkıldığında fe-sübhanALLAH,İlendiğimizde katelehumullah derizZafer kazandığımızda nasrun minALLAH,Rızık kazandığımızda er-rızku ala’llah derizBir işi arzu ettiğimizde inşALLAHBir işi başardığımızda bi-izni’llah derizGüçlük karşısında la-havle ve la-kuvvete illa billahSöz verdiğimizde vALLAH ve billah deriz.ALLAH’ım!Ben kulum, Sen ALLAH’sın.Ben isteyenim, Sen verensinBen susayanım, Sen su verensinBen muhtacım, Sen ihtiyaç giderensinBen kendine yetmeyen, Sen her şeye yetensinBen beni bilmeyen, Sen beni benden iyi bilensin.Ben bende olmayan, Sen şahdamarımdan yakın olansın.Kul kulca ister, Sen ALLAH’ça verirsinHalim arzuhalimdir, duruşum duamSensizken neyim var, Senleyken ne gam?ALLAH’ım!İmanı olanın imkanı tükenmezİmandan ve Kur’an’dan ayırma!Kur’an’dan mahrum kalana ışık erişmezKitaba uyanlardan kıl, kitabına uyduranlardan kılma!Kur’an’ı bizden razı, bizi Kur’an’dan razı kıl!Hesap gününde Kur’an’ı şahit kıl, şekvacı kılma!Kur’an’ı bize aç, bize Kur’an’ı açSusuz yüreklere vahyi ellerimizle saç!İnsanlık zaman çölünde bu suya muhtaç Ya Rabbi!ALLAH’ım!Sorunlarımızın elinde imanımızı kar gibi eritme!İmanımızın elinde sorunlarımızı kar gibi erit.Bizi dünyalıklarımızın altında at etme.Dünyalıklarımızı altımızda Burak et!Sahip olduklarımızın bize sahip olmasına izin verme!Aklımızı ak, aşkımızı ak, yüzümüzü ak eyle!İmtihan potasında bizi cevher et, cüruf etme!Bize götüreceğimiz yükü yüklet!Götüremeyeceklerimi yükletme!Kahrından lütfuna sığınırız ALLAH’ım!Celalinden cemaline sığınırız ALLAH’ım!Senden Sana sığınırız ALLAH’ım!Yalnız Sana sığınırız ALLAH’ım!ALLAH’ım!Beni ALLAH’la aldatanlardan etme!ALLAH’la aldatanlara aldananlardan etmeŞeytanın eylemlerimizi süslemesine izin verme!Şeytanın süslediği emellerimize izin verme!Bana Hz Adem’in tevbesini, Hz Nuh’un direncini ver.Hz İbrahim’in imanını, Hz İsmail’in teslimiyetini ver.Hz Yakup’un dirayetini, Hz Yusuf’un iffetini verHz Musa’nın celadetini, Hz Harun’un sadakatini ver.Hz Davud’un sadasını, Hz Süleyman’ın gayretini ver.Hz Eyyub’un sabrını, Hz Lokman’ın hikmetini ver.Hz Zekeriyya’nın hizmetini, Hz Yahya’nın şahadetini ver.Hz Meryem’in adanmışlığını, Hz İsa’nın safiyetini ver.Ve Hz Muhammed’in muhabbetini ver Ya Rab!ALLAH’ım!Bana eşyanın hakikatini göster.Bana hakikate itaat, batıla isyan liyakati lütfet.Dininin derdini derdim kıl, özel dertlerimi satın al.Öyle aziz dertlere mübtela kıl ki, dermana bakmayayım.Bana, tadına doyum olmayan kerim acılar yaşatİrademi inayetsiz, bilgimi hikmetsiz bırakma ALLAH’ım!İmanımı gayretsiz, sadakatimi mesnetsiz bırakma ALLAH’ım!Mizacımı fıtratsız, ahlakımı nezaketsiz bırakma ALLAH’ım!Hayatımı muhabbetsiz, ahretimi cennetsiz bırakma ALLAH’ım!İmanımı aklımın elinde esir etme!Aklımı hissiyatımın elinde rezil etme!Hissiyatımı şehvetimin elinde zelil etme!ALLAH’ım!Ağlamayan gözden, sızlamayan özden, kızarmayan yüzden Sana sığınırım.Şirkten, küfürden, müşrikten,Cahilden, gafilden, kafirden Sana sığınırım.Harama dayalı servetten,Hak edilmemiş şöhretten Sana sığınırım.Korkaklıktan, pısırıklıktan, kıskançlıktan Sana sığınırım.Hasetten, fesattan, kesattan, nifaktan,Fısktan, fücurdan Sana sığınırım.İftiradan, ihanetten, cimrilikten, kinciliktenSana sığınırım.ALLAH’ım!Bir lahza dahi bana bırakma beni!Sen bana yetersin, yetmem ben banaBilmediğimi bildir, görmediğimi göster!Sen bildirmezsen bilemem, göremem göstermezsen.Gönlüme huzur, gözlerime nur, dizime derman ver!Sen “Ol!” deyince olur, olmaz “Ol!” demezsen.Canana can, cana canan, kalbe ferman ver!Al işte ellerim, uzattım SanaNe olur, ne olur bırakma beni bana!Sen bana yetersin, yetmem ben banaALLAH’ım, ellerimi bırakma!ALLAH’ımBırakma bizi..Tut elimizi!..amin inş

  2. nur dedi ki:

    Sözsüz konuşabilmek güzel şey olsa gerektir.Susmak ve anlamak, susarak anlatmak güzel şey.Kelimeler elbette konuşabilmemiz için var.Ama sükûtun bir ihtişamı yok mu sizce de?Hani iki talebesi bir Allah dostunu ziyarete giderler.Ahir ömründe bize bir sohbet, bir nasihat eder ümidiyle.Otururlar saatlerce, ne bir tek söz, ne bir sohbet" Canı sıkılır iki arkadaşın. Müsaade isteyip kalkarlar.Kapıya geldiklerinde aralarında konuşmaktadırlar, üstadımız niye sohbet etmedi,diyerek. Fısıldaşmaları duyan evin hanımı seslenir arkalarından;-Yazık size, hiçbir şey duymadınız öyle mi? Oysa o neler anlattı size"Susarak anlatmak zor şey galiba, susulanları anlatmak zor şey.Hazreti Mevlana talebelerine sohbet ederken,Allah’ı tanıyan susar, der.Talebelerden birisi o günden sonra hiç konuşmaz olur.Günlerce sükût edip oturur kendi halinde. Bu durumu fark eden Mevlana,niye sustuğunu sorar genç adama.Efendim siz demiştiniz ki, Allah’ı tanıyan susar, ben onun için Güler Mevlana:-Öyle değil, der, Allah’ı tanıyan Allah’tan gayrısına susar.Onun konuştuğu Allah olur artık, ondan konuşan Allah olur.Bu meselenin özünü idrak etmek bize uzak belki.Ama daima susup, bakışlarıyla insanların halini bir güzel tanıyanlar anlayacaklarne demek istediğimizi.Kitaplarda nice içinden çıkılmaz meseleler vardır ki,sözün anlayamayacağını fak edince bir mısra yazarlar:"Tatmayan bilmez." Tatmayan nasıl bilsin ki?Tadanlarda konuşmazlar nedense."Âşık susarsa, arif konuşursa helak olur."Denmesi bundan olsa gerektir.Vaktiyle gül kokulu meclislere aşina bir derviş,memleketinden uzaklara gitmek zorunda kalmış.Ruhu beden gurbetinde mahpus olan insan, bir de bedeni ile gidersesiz düşünün halini!Ne halden anlayan bir dost, ne kapısını çalabileceği bir yaran,ne aynı dilden konuşabildiği bir yoldaş..Böyle zamanlarda daha bir özlenir arkada bırakılanlar,daha bir iç yakar muhabbetin iştiyakıDerviş, bir gece vakti yalnızlığın ne menem bir şey olduğunuiliklerine kadar duyarak yürürken, yanından geçmekte olduğuevden gelen bir kokuyla sendelemiş. Bir muhabbet, bir neşe, bir tanıdık his ..Eve doğru yürümüş. Bahçe kapısından içeri süzülünce kalbinin atışları hızlanmış,muhabbet kokusu bir başka yakmış içini, ayakları bedenini taşıyamaz olmuş,kapının önüne gelip oracıkta boynunu büküp beklemeye koyulmuş.Kapı aralandığında, karşısındaki hiç tanımadığı ama ezelden aşina olduğu kişiyesarılmamak için zor tutmuş kendini. Susmuş ve beklemeye koyulmuş.Tebessüm ederek içeri dönen ev sahibi, elinde ağzına kadar su dolu bir kâse ilegeri gelmiş. Bu kez yüzünde bir hüzün, gözlerinde mahcubiyet, dudaklarında sükût..Kapının önünde mahzun bekleyen derviş başını hafifçe kaldırıp kâseyi görünce,hemen yanı başındaki gülün bir kırmızı yaprağını koparıp, zarafetle bırakmışsuyun üstüne..Ne su taşmış, ne de ağırlaşmış kâse gül yaprağıyla.Kâsenin oracığa bırakılmasıyla birbirlerine sarılmış iki ebed dostu.Bu başka bir lisan galiba.Sadece ehlinin bildiği, ehil olmayanların ise sadece hakkında konuştuklarıbambaşka bir lisan.Tevekkeli dememiş "Bilen söylemez, söyleyen bilmez." Diyenler.Susmak zor iş belli ki.Âlemlerin Efendisi "Susan kurtulur" buyurmuşlar.Haydi dilinizi susturmayı başardınız diyelim, ya kalbin susması…Bir de kalp var. Marifet onu susturmakta.Peki o nasıl olacak?Kalbe sizin iradeniz dışında bir tek hissin bile gelmemesi.."Tatmayan bilmez."Vesselam

  3. ilyas dedi ki:

    Ey yerleri ve gökleri, daglari ve denizleri ile bütün kâinatin ve kâinatta bulanan bütün mevcûdâtin sahibi Yüce Rabbim! Huzuruna diz cöktüm, el actim, boyun büküp Senden rahmet, Senden merhamet ve Senden lütuf ve ihsan dilemeye geldim! Bu âciz kulunun dualarini dergâh-i izzetinde kabul eyle.Ey her seye kadir olan Rabb-i Rahimim!Ey ezel ve ebed sultâni Yüce Hâlikim!Senin dergâhindan daha büyük bir dergâh yok ki, oraya varayim!!Senin huzurundan daha yüce huzur yok ki, oraya durayim!!Ve Senin kapindan daha yüce kapi yok ki, onun calayim!!Caresizim bîtabim, âciz ve perisanim.Yâ Erhâmerrahimin! Sana sigindim, Sana güvendim, sabir ve tevekkülle Sana yöneldim. Beni sasirtma. Beni yanlis yol ve hareketlere sapmaktan muhafaza eyle. Serden uzak, hayra yakin eyle, ALLAH’IM!Ya MEVLAM .Rasulün s.a.v. hürmetinle,beni ve tüm din kardeşlerime nefsi şerrinden koru!!

  4. zümrete dedi ki:

    maşallah emeğinize saglık cok güzel olmuş..ALLAH RAZI OLSUN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s