AŞIK-ı SaDıK ve MuHaBBeT


Muhammed İbn-i Said el Harezmî
Zünnun Hazretleri’nin kendisine
"muhabbet
nedir?"
diye sorulduğu zaman şöyle söylediğini
işitmiş… Kim, bu Harezmî? Harezm, Hazar denizinin doğu kıyılarına denilen
isimdir. O bölgeden olan bu âlim, Zünnun Hazretleri’ nden duymuş. Bundan şunu
da anlıyoruz ki, İslâm âlemi bir bütün. Ne kadar hoş birşey düşünebiliyor
musunuz? Yani adam Buhara’dan kalkıyor Musul’a gidiyor. Oradaki arif zatla konuşuyor.
Medine’ye geliyor, Mekke-i Mükerreme’ye geliyor, kalkıyor Yemen’e iniyor, oradaki
âlimlerle konuşuyor. Kimisi Tarsus’ta, kimisi Antakya’da, kimisi Maraş’ta, kimi
Urfa’da. Ama diyar diyar dolaşabiliyorlar. Çünkü her taraf İslam beldesi. 
Hangi âlimi nerede duymuşlarsa, gidiyor onun yanına. Bu Harezm şu andaki
Özbekistan veyahut Türkmenistan.  Ama Mısırlı Zünnun hazretlerini duymuş.
Demek ki gitmiş oraya. Yani bizim çocuklarımızı tahsil görsün diye Kahire’ye,
Mekke-i Mükerreme’ye gönderdiğimiz gibi. Bu şahıs; "Muhabbet nedir."
diye sorulduğu zaman Zünnun’un şöyle cevap verdiğini duymuş:

"En tuhibbe ma ahabballah." Muhabbet nedir?

Tasavvufta çeşit çeşit terimler
dolaşıyor ortada. Efendim marifet kelimesi dolaşıyor, irfan
kelimesi dolaşıyor, arif kelimesi dolaşıyor. mahabbet kelimesi
dolaşıyor, âşık kelimesi dolaşıyor, muhib kelimesi dolaşıyor,
zahid
kelimesi dolaşıyor, tarikat kelimesi dolaşıyor. Her ilmin çeşitli
tabirleri var. Şöyle söyleyelim ki bir araba tamircisi mesela, "lokmayı
getir" diyor. Sen şimdi buna hamurdan yapılmış, fırında pişmiş lokma tatlısını
götürebilir misin? Onun lokma dediği başka. Vidayı sökme aleti. Terminolojisi
öyle. "İngiliz anahtarını getir" diyor, "Kurbağacığı getir"
diyor. Yani şimdi gidecek suyun içinde bir kurbağa mı yakalayacak? Hayır. Şöyle
ağzı kurbağaya benzediği için o ismi almış bir alet demek. Tasavvufun da
terminolojisi var. Yani tabiratı var. Sormuşlar: "Mahabbet nedir?"

Mahabbetullah. Filanca adam
muhabbet etmişler, filancaya. Nedir? Yani muhabbet, sevmek demektir. Herkes
biliyor. Ama nasıl tarif edersiniz? Nasıl bir haldir bu? Hâli soruyor. Kelimeyi
sormuyor. "Muhib olan insan, yani Allah aşıkı olan bir insan, âşık-ı sadık
olan bir insan, nasıl olur?" demek istiyor. "Muhabbet nedir?"
diye sorduğu bu. Bunu söyleyeceğiz. "En tehubbe ma habballah",
Allah’ın
sevdiğini sevmendir.
Allah’ın sevdiği şeyi
sevmektir.

" Sen muhabbetten mi bahsediyorsun, Allah’ın sevdiğini
sevmendir. Allah neyi seviyor? Cihadı seviyor. Kendi yolunda cihad edilmesini
seviyor. Cihadda yaralanmak var, uykusuz kalmak var, hapse düşmek var, işkenceye
uğramak var. öldürülmek var. Sevebiliyor musun? Allah oruçluyu seviyor. Orada
aç kalmak var.

Allah sabretmeyi seviyor. Sabretmek yerine sabır olmasa da kavuşma
olsa da herşeyi yesek içsek daha iyi değil mi? Sabrı sevebiliyor musun? "
 

Allah’ın sevdiklerini
sevebilmendir. Muhabbetullah bu. Ben Allah’ı sevebiliyorum. Muhabbet ehliyim,
ehli aşıkım, ehli muhabbetini. Dur bakalım! Şu sıfatlar varsa öylesin yoksa,
Zünnun hazretlerine göre değilsin.
"En tuhibbe ma
ahabballah"
Allah’ın sevdiğini sevmendir, "Ve tubğide ma abğadallah"
Allah’ın sevdiğini sevmendir, Allah’ın kızdığına kızmandır. Allah
zalimleri sevmiyor. Sen kâfiri niye seviyorsun? Allah yılbaşını sevmez,
kâfirlere benzemeyi sevmez, sen niye onu yaparsın? Çam ağacını kâfirler gibi
niye süslersin, dükkanının vitrinini niye süslersin, sevmez Allah. Kâfirleri
sevmez, kafirlere benziyeni de sevmez. Kafirler gibi olmayın diye emirler var.

Allah’ın kızdığına kızmak
gerekiyor, içki içiyor adam, sarhoş, tamam içkiyi de sevmezsin, sarhoş olanı da
sevmezsin. Sarhoş olana acırsın, kurtarmağa çalışırsın. Allah yalanı sevmez.
Sen de yalan söylemeyeceksin. Yalanı sevmeyeceksin, yalancıyı sevmeyeceksin. Başka,
istismarı sevmez, gösterişi sevmez, riyayı sevmez. Bizim işimiz gücümüz
süslenmek, taranmak, gösterip, fiyaka, hava, herkesin meşguliyeti bu. Demek ki
ölçü veriyor. Allah’ı seveni sevmendir, Allah’ın kızdığına kızmandır.
"Ve
tef alel hayre kullehu"
tamamen hayır işlemendir.
Bütün hayırları işlemendir. Hayır olan işleri işlemendir. Yaptığın işler hayır
olacak. Hayır olarak neyi duyduysan onu yapacaksın. Peygamber Efendimiz SAV e
birisi gelmiş "Rüya gördüm, rüyamda ben secde ettim. Arkamda ağaç vardı, o
da secde etti, Ve şu tesbihatı söyledi" diye rüyayı anlatıyor
Peygamberimize.

Efendimiz bir secde ayeti okumuş,
secde ayeti okununca secde etmek lazım, ondan sonra secdeye kapanmış; o rüyada,
o sahabinin söylediği tesbihatı orda zikretmiş. Efendimiz, "benim ashabımdan
birisi görmüş, ben Peygamberim ona uymam" demedi. Güzel olduğu için rüyanın
salih rüya olmasından, rahmanî rüya olmasından dolayı, o rüyada o ağacın yaptığı
teşbihi aynen oda hemen teşbih etti.

"Ve terfada küllema yeşberu
anillah"
Allah’dan Allah’la meşgul olmaktan
seni alıkoyan ne varsa onların hepsini reddetmek, istemiyorum bunları diye
onlardan uzaklaşmak, onları kabul etmemek, reddetmek… Allah’ı sevmek bu! Seni
Allah’dan ne alıkoyuyor? Çalgı mı, eğlence mi, keyif mi, iş mi, güç mü? Ne seni
Allah’la meşgul olmaktan alıkoyuyorsa, bunların hepsini itmek, reddetmek.

"Ve ella tehafetillahi
levmete laim"
, Allah yolunda kınayanın
kınamasından korkmamak. Sevgi budur. Kınayan kınasın, beğenmeyen beğenmesin,
ben Allah istediği için böyle yaparım.

İşte Allah, muhabbetiyle dolu
insan. Bir daha özetleyelim; Allah’ın sevdiğini sevmek, kızdığına kızmak,
tamamen hayırları yapmak ve Allah’dan meşgul eden ne varsa önünde, onların
hepsini reddetmek ve kınayanın kınamasına Allah yolunda, hiç aldırmadan,
korkmadan, yapması gereken vazifeleri yapmakta tereddüt etmemek Bütün bunlar,
müminlere şefkatle beraber. Müminlere şefkatli olacak, Müşfik olacak,
Merhametli olacak, sevecek, "Bu bir mümin " diyecek. Allah müminleri
sevdiği için onlara karşı içinde sevgi olacak şefkati olacak.
"Vel
gilzeti alel kafirîn"
, yani kâfirlere
karşı da "galîz" yani şiddetli olacak, sert olacak, "Müminlere
müşfik"… Ayetten almış demek bu sözünü, mübarek Zünnun hazretleri.
Müminlere yumuşak, kâfirlere sert olacak. Yapabiliyor muyuz? Tamamen tersini
yapıyor millet. Turistlere karşı öyle yumuşak davranıyor ki, pabucunu yalayacak
nerdeyse. Mümin kardeşine karşı ise olanca sertliğinde sert. Otur, kalk, çekil
git…. Yani hiç bir sevgi işareti yok. Tamamen tersi. "
Veittibai
Resulillah"
, Yani Resullullah’a ittiba
ederek, müminleri severek, kâfirlere sert tavır takınarak.
"Sallalahu
aleyhi veselleme fıd’din"
dini konuda
Rasullullah’a ittiba ederek gitmektir.

Şimdi "muhabbet
nedir?" diye sordular; muhabbetin sahibi olan bir insanın nasıl davranması
gerektiğini anlatarak, seven insan böyle yapar, başkasını yapmaz. Başkasını yapıyorsa,
sevgisi sahtedir veyahut gerçek muhib değildir veyahut palavracıdır, iddiacıdır
demek. Bir daha okuyalım; muhabbet nedir?" Muhabbet; Allah’ın sevdiğini
sevmendir, Allah’ın kızdığına kızmandır, tamamen hayrı işlemendir ve Allah’dan
meşgul eden herşeyi reddetmendir.

" Allah yolunda bir kınayanın kınamasından asla korkmamaktır.
Müminlere şefkat göstererek, kâfirlere şiddet göstererek, dini konuda
Resulullah’a tam ittiba ederek yaşamaktır. Yani, Allah âşık-ı bir insan. Bu ne
demek? Allah onu seviyor da ondan. Allah sevmeden bir insan Allah’a âşık
olamaz.

Önce Allah sevecek, ondan sonra kişi Allah’a âşık olabilir. Yani
kendi kendine Allah âşıkı olamaz bir insan. Allah sevdikten sonra olur."

"Aşk
odu evvel düşer maşuka ondan aşıka

Şev’agü
bak kim, Şemi gör kim yanmadan yandırmadı pervane"

Önce Allah sever bir
kulu.
Ondan sonra kulda muhabbetullah hâsıl olur. Onun
için âşık-ı sadık olan bir insan, Allah’ın sevgili kulu, Allah’ın sevdiğini
sever, kızdığına kızar, tamamen hayır İşleri yapar. Allah’dan meşgul eden herşeyden
uzak durur. Ben filanca yere gitmem, ona gidince işimi yapamıyorum, cumayı kılamıyorum.
Allah’dan alıkoyan herşeyden uzak durur. Allah yolunda bir kınayanın kınamasına
hiç aldırmaz. Müminlere şefkatle severek, kâfirlere sert, cesur, kahraman, dini
konularda tamamen Resulullah’a tabi olur.

Prof.Dr.
M. Esad ÇOŞAN

BEĞENDİYSEN VE ALANINA EKLEMEK İSTERSEN YORUM YAZ BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı ! ÖĞüT !! NaSiHaT !!! HaYaT DeRSLeRi içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

1 Response to AŞIK-ı SaDıK ve MuHaBBeT

  1. ...gülsultan... dedi ki:

    Sayılan sıftalarla mümeyyiz olamak nasip eylesin mevlam inşaAllah. Allah cc.razı olsun. Muhabbetle kalın.selametle.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s