HüZüN ÇiÇeĞiM


Hüzün
gülümseyişlerimde
sevdadır
dokunamadığım!

Bakamamaktır
gözlerine sevgilinin,

Duymamaktır
toprağın sesini,

Bilememektir
belkide
hüzün,
bilinsede her şey!

Hüzün evimizin
çatlak duvarından içeriye giren üşümektir!

Hüzün hiç bir
zaman hiç kimseye anlatamadığımdır,

Yüreğini ortaya
koymaktır benim ülkemde
hüzün
Bulut bulut dolaşıp kaybolmaktır birden
bire gölgesiz!

Hüzün üşümektir
temmuzunda güneşe inat!

Deniz olsanda ıslanamamaktır,
Özgür olsanda koşamamaktır,
Dalgasız kalmaktır limanı
olmayan günlere!

Hüzün Özgür olmaktır
bazen


Olamamaktır birde,
Olmamış gibi çaresizliktir
Nerde diye sormaktır hüzün!

Dilsiz olmaktır
belkide
hüzün
İzlemektir kör
olsanda gideni ardından!

Hüzün Özgür gülümsemelerin en
güzel rengine bakıp

Siyah beyaz kalmaktır!

Hüzün
dudaklarındaki ter damlasına
dokunamamaktır!
Yüreği yanmak, kül olmaktır hüzün,
Külünden yine yangınlara
koşmaktır!

Uzun bir yolun sonundaki yolsuzlukla karşılaşmaktır belkide
Hüzün
Kocaman bir boşluğa sarılmaktır!

Susmaktır Hüzün çığlık çığlığa!

S u s t u n!

S
u
s
t
u
m!


S U S T U K!

BEĞENDİYSEN VE ALANINA EKLEMEK İSTERSEN YORUM YAZ BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı SeVGi, SaYGı ve HüRMeTLeRiMLe... içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to HüZüN ÇiÇeĞiM

  1. Kardelen dedi ki:

    Acı paylaşılır… Ve paylaşıldıkça azaldığı söylenir… Mutluluk paylaşılır… Ve paylaşıldıkça çoğaldığı söylenir… Ya hüzün? * * * Hüzün yalnızlıktan ibarettir… Ve yalnız yaşanır… * * * Bir an gelir ki, insan gelecek günlerden çok, geçmişten bahsettiğinin farkına varır… Çocukluğun yaşandığı sokak… Köşebaşındaki bakkal… Çınar ağaçları, çay bahçeleri ve… O geçmiş… Köy müdür, kasaba mı yoksa şehir mi, bilinmez ama; sizindir… O geçmiş, müşfik bir liman gibidir… Sığınırsınız… Belki de bir tavanarası… Huzurlu, meraklı ve anılarla dopdolu… Kaldırıp atamadığınız ne varsa, soluk almanıza yardım eder… * * * Bir an gelir ki, insan gelecek günlerden çok, geçmişten bahsettiğinin farkına varır… Ve sonra gelecek için çok eski olduğunuzu düşünmeye başlarsınız ki, yekpare hüzün kapınızı çalmıştır… Üstelik yatılı gelmiştir ve artık kolay kolay gitmez… * * * Gelecek günleri yaşadığınız günlerde sizi yoklayan hüzün, gelip geçicidir… Uçarıdır… Lezzetlidir ama derin değildir… Artık geçmişle daha çok başbaşa olduğunuz dönemde yakanıza yapışan hüzün ise, unutulmuş gazilere takılan ve pek de bir işe yaramayan rozet gibidir ki, artık yapacak bir şey yoktur… Derin ve tadı buruk bir hüzün… * * * Hüzün paylaşılmaz dedim… Evet, belki paylaşılır; ama artmaz ve eksilmez… Sadece karşı tarafa da bulaşır… * * * Bir an gelir ki, insan hüznün yorgunluğu altında bunalır… O zaman düşünmek lazım; bu hüzün gelip geçici ve uçarı mı, yoksa… En iyisi boşverin… Çünkü nasıl olduğunuz değil, nasıl olmak istediğiniz önemli… ALINTI ********ÇOK GÜZEL BİR PAYLAŞIM RIZA BERKAN KARDEŞİM…TAM BENLİK BİR KONU …. :(((RABBİM RAZI OLSUN…SELAMETLE KALASINIZ İNŞAALLAH..

  2. nur-u dedi ki:

    YAĞMUR Vareden’in adıyla insanlığa inen NurBir gece yansıyınca kente Sibir dağındanToprağı kirlerinden arındırır bir yağmurKutlu bir zaferdir bu ebabil dudağındanRahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayatEn müstesna doğuşa hamiledir kainatYıllardır bozbulanık suları yudumladımBir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsallarıYağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydımHasretin alev alev içime bir an düştüDeğişti hayal köşküm, gözümde viran düştüSonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimdeYağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştüİhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi’ninGökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarlaMehtabını düşlerken o mühür sahibininSarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarlaEvlerin anasına dikilir yeşil bayrakYeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurakZaman, ayaklarımda tükendi adım adımHeyula, bir ağ gibi ördü rüyalarımıÇölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydımYağmur, gülşenimize sensiz, baldıran düştüDüşmanlık içimizde; dostluklar yaban düştüYenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tariheHer sayfada talihsiz binlerce kurban düştüBir güzide mektuptur, çağların ötesindenUlaşır intizarın yaldızlı sabahınaYayılır o en büyük muştu, pazartesindenBeyazlık dokunmuştur gecenin siyahınaSusuzluktan dudağı çatlayan gönüllerinSükutu yar, sevinci dualar kadar derinÇaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydımBir cezir yaşadım ki, yaşanmamış, mazideDokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydımSensiz kaldırımlara nice güzel can düştüYarılan göğsümüzden umutlar bican düştüYağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddinEn son, avucumuzdan inci ve mercan düştüMelekler sağnak sağnak gülümser maveradanGümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlarMutluluk nağmeleri işitirler Hıra’danBir devrim korkusuyla halkalanır yokuşlarBir bebeğin secdeye uzanırken elleriParamparça, ateşler şahının hayalleriKeşke bir gölge kadar yakınında dursaydımO mücella çehreni izleseydim ebediSana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydımSarardı yeşil yaprak; dal koptu; fidan düştüBaykuşa çifte yalı; bülbüle zindan düştüKatil sinekler deldi hicabın perdesiniİstiklal boşluğuna arılar nadan düştüDolaşan ben olsaydım Save’nin damarındaTablosunu yapardım yıkılan her kuleninEbedi aşka giden esrarlı yollarındaSenden bir kıvılcımın, süreyya bir şuleninTarasaydım bengisu fışkıran kakülünüOn asırlık ocağın savururdum külünüBazen kendine aşık deli bir fırtınaydımFırtınalar önünde bazen bir kuru yaprakUğrunda koparılan bir baş da ben olsaydımSensizlik depremiyle hancı düştü; han düştüMazluma sürgün evi; zalime cihan düştüSana meftun ve hayran, sana ram olanlaraBir bela tünelinde ağır imtihan düştüBadiye yaylasında koklasaydım iziniKefenimi biçseydi Ebva’da esen rüzgarSeninle yıkasaydım acılar dehliziniNe kaderi suçlamak kalırdı, ne intiharÜstüne pırıl pırıl damladığın bir kayaBir hurma çekirdeği tercihimdir dünyayaSuskunluğa dönüştü sokaklarda feryadımTereddüt oymak oymak kemirdi gururumuBahira’dan süzülen bir yaş da ben olsaydımHaritanın en beyaz noktasına kan düştüKırıldı adaletin kılıcı; kalkan düştüMahkumlar yargılıyor; hakimler mahkum şimdiHakların temeline sanki bir volkan düştüFirakınla kavrulur çölde kum taneleriAhuların içinde sevdan akkor gibidirErdemin, bereketin doldurur haneleriSensiz hayat toprağın sırtında ur gibidirŞemsiyesi altında yürürsün bulutlarınSensiz, yükü zehirdir en güzel imbatlarınDevlerin esrarını aynalara sorsaydımÇözülürdü zihnimde buzlanmış düşüncelerOkşadığın bir parça kumaş da ben olsaydımSensiz, tutunduğumuz dallardan yılan düştüİlkin karardı yollar, sonra heyelan düştüGüvenilen dağlara kar yağdı birer birerSensizlik diyarından püsküllü yalan düştüYağmur, duysam içimin göklerinden sesiniYağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenirYıldırımlar parçalar çirkefin gölgesiniSel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenirYağmur, birgün kurtulup çağın kundaklarındanAlsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarındanMadeni arzuların ardında seyre daldımKüflü bir manzaranın çürüyen gülleriniSenin için görülen bir düş de ben olsaydımŞehirler kabus dolu; köylere duman düştüTersine döndü her şey sanki; asuman düştüKırık bir kayık kaldı elimizde, hayaliHazindir ki, dertleri aşmaya umman düştüAyrılığın bağrımda büyüyen bir yaradırSeni hissetmeyen kalp, kapısız zindan olurSensiz doğrular eğri, beyaz bile karadırSesini duymayanlar girdabında boğulurAna rahminde ölür sensizlikten bir ceninŞaşkınlığa açılır gözleri, görmeyeninSaatlerin ardında hep kendimi aradımBir melal zincirine takıldı parmaklarımYeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydımSensiz, ufuklarıma yalancı bir tan düştüSensiz, kıtalar boyu uzayan vatan düştüBir kölelik ruhuna mahkum olunca gönülYüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştüAy gibisin; güneşler parlıyor gözlerindeSenin tutkunla mecnun geziyor güneş ve ayHer damla bir yıldızı süslüyor göklerindeSümeyra’yı arıyor her damlada bir sarayTohumlar ve iklimler senindir; mevsim seninMekanın fırçasında solmayan resim seninYağmur, birgün elimi ellerinde bulsaydımGüzellik şahikası gülümserdi yüzümeSenin visalinle bir gülmüş de ben olsaydımTavanı çöktü aşkın; duvarlar üryan düştüToplumun gündemine koyu bir isyan düştüİniltiler geliyor doğudan ve batıdanSensizlikten bozulan dengeye ziyan düştüIslaklığı sanadır ahımın, efganımınİçimde hicranınla tutuşuyor nağmelerSendendir eskimeyen cevheri efkarımınNazarın ok misali karanlıkları delerBu değirmen seninle dönüyor; ahenk seninRenkleri birbirinden ayıran mihenk seninBir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adımKapanıyor yüzüme aralanan kapılarSana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydımYağmur, sayrılığıma seninle derman düştüBeynimin merkezine ölümsüz ferman düştüSilindi hayalimden bütün efsunu ömrünBir dönüm noktasında aklıma Rahman düştüNefesinle yeniden çizilecek desenlerÇehreler yepyeni bir değişim geçirecekAydınlığa nurunla kavuşacak mahzenlerAnneler çocuklara hep seni içirecekYağmur, seninle biter susuzluğu evreninSana mü’mindir sema; sana muhtaçtır zeminDamar damar seninle, hep seninle dolsaydımBatılı yıkmak için kuşandığın kılıcınKabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydımKardeşler arasına heyhat, su-i zan düştüZedelendi sağduyu; körleşen iz’an düştüŞarkısıyla yaşadık yıllar yılı baharınİnsanlık bahçemize sensizlik hazan düştüYağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydımÇölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydımDokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydımSana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydımUğrunda koparılan bir baş da ben olsaydımBahira’dan süzülen bir yaş da ben olsaydımOkşadığın bir parça kumaş da ben olsaydımSenin için görülen bir düş de ben olsaydımYeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydımSenin visalinle bir gülmüş de ben olsaydımSana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydımDamar damar seninle, hep seninle dolsaydımBatılı yıkmak için kuşandığın kılıcınKabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım…?cok güzel bir paylaşım ALLAH razı olsun inş kardeşim selam ve dua ile inşaALLAH Nurullah Genç

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s