SeVGi BaĞLaRı


Sevilmeli
insan, hem de kusurlarıyla sevilmeli. Zaten onu güzelleştiren biraz da
kusurları değil mi!. Neye yarardı herkesin tam ve mükemmel olduğu dünya.
Sıkıntısı çekilir miydi onun hiç. Kötülüklerin bilinmediği yerde iyilikler
nasıl bilinir ki? Kusur olmayan, çirkinlik bulunmayan ortamda mükemmelin,
güzelin ne kıymeti olur!. Zıtların bayram yeri değil mi burası? Ve zıtların
çocuğu değil mi insan? Güzelse insan, sevimliyse, bu haliyle, bu yapısıyla
güzel ve sevimli. Öyleyse insan, insan olarak sevilmeli. Hiç hayale kapılmadan,
ütopik olmadan, ona olmayan şeyler yakıştırılmadan. Bu şarkı kendi güftesiyle
bestelenmeli, kelime katılmamalı güfteye. Çirkinleşir sonra, sevimsizleşir,
kulak tırmalar ilâve kelimeler. Şiir ahengini kaybeder. Dümdüz bir ova, hatta
bir çöl düşünün, dağları, bayırları olmayan; işte oraya döner insan şiir
ahengini kaybedince. Çekilmez olur, sıkıntılı olur. Deniz dalgalarıyla sevilir.
Ovalar tepelerle bütünleşir, seyredilmeye doyum olmaz hafif hafif dalgalanan
denizi, tepelerle içice, koyun koyuna düzlükleri.. Dalga dalgadır insan
duygularıyla. Düzlükleri, çukurları ve tümsekleri vardır onun his âleminde.
Sıçrama taşı gibi durmaktadır zaafları önünde. Bu zaaflarla mükemmeli
yakalayacaktır insan. Günah işleyecek, tevbe kapısına koşacaktır. Sevilecektir
Rabb’i tarafından. Dönüşüyle Rabb’ini hoşnut edecektir. Çölde bineğini yitirmiş
insan ümitsiz bakışları arasında bineğini başucunda bulması sevinciyle
anlatılır hadîslerde, günahkâr kulun İlâhî dergâha dönüşü. Mukaddes sevinç
verir Rabb’e kulun geri gelişi, günahla kaybolmuşken biraz önce. Hiç günah
işlenmeyen dünyadan hoşnut olur muydu Mevlâmız acaba? Onun affediciliği nasıl
tecelli edecekti böyle bir dünyada? Engin rahmeti nasıl gözler önüne
serilecekti günahsız dünyada? Eğer, deniliyor hadîste, siz hiç günah
işlemeseydiniz, Allah sizi götürür, yerinize günah işleyip tevbe eden insanları
getirirdi.. Allah (cc) bizi bu halimizle seviyor demekki.. Günahkâr halimizle.
Ama günaha rızası ve izni yoktur O’nun. Çünkü "gayûr" dur Allah,
gözlerin kendisinden başkasına çevrilmesini istememektedir. Kendine has
keyfiyetiyle kıskançtır O, sevdiklerini yine kendine yakışır ölçüde
kıskanmaktadır. Günah insanı Rabb’den uzaklaştırdığı için müsaade yoktur
günaha.. Günahların yasaklanmasında dahi bir sevgi saklıdır insana. Rabb’in
insana sevgisi saklıdır.

İlâhî ahlâk Ölçüsünde sevilmeli insan bizlerce de. Sevgi
bağlarıyla sımsıkı bağlamalıyız kendimizi insana. Kusurları şefkat perdemizle
örtmeliyiz daima. Kusurlu insana şefkat beslemeliyiz, acımalıyız, sevgi
örgümüzle kuşatmalıyız onun her yanını, kusurlarıyla baş-başa bırakmamalıyız
onu. Sevdiğimiz için, kıskandığımız için gözünü insanlık dışına kaydırmasına
izin vermemeliyiz. Her insan sevilmeye layıktır böyle insan olduğu için sadece.
Başka meziyet aramaya gerek yok sevmek için insanı. Yeter insan olmak ona,
sevmek için de bu yeter bize. Nice ortak noktalar hatırına aramızdaki. Varlığa
ermiş olmak birincisi. En büyük lütuf sofrasında beraber oturuyoruz bütün
insanlarla. Diğer varlıklarla da müşterek olduğumuz noktadır bu çizgi. Yokluk
girdabından kurtuluşumuzu kutlamak düşer sevgi bâdeleriyle. Cehennem dahi
yokluğa göre cennetlerin en güzeli. Ebedi yokluk ne müthiş çile. Çile de değil
o. Yok çünkü öyle bir çile. Bütün ızdırap mefhumlarının üstünde bir kelimeyle
ifade edilmeli yokluk. Kendisiyle ifade edilmeli. Yokluk denince vicdanın
feryadı duyulmalı "Ebed" diye yankılanan ruhun en derin yerlerinde.
Sonra kavurucu ateşin nasıl kol kol gezdiğini ve bu feryadı yakıp kül etmeye
çalıştığını görmeye çalışmalı insan yokluk denen kelimenin çağrıştırdıklarıyla.
Felaketzedelerin uğradıkları beladan kurtulduklarında attıkları sevinç çığlığı
doldurmalı ortalığı yokluk belasından kurtulmuşlar arasında. Cins ve tür ayrımı
olmaksızın toplu sevince katılmalı her varlık. Bu sevinç birliği ile
birbirlerine daha yakın olmalı varlığa erenler. Bir bağ kurulmalı aralarında,
sevgi adına. Yaratılmış olmanın hazzını tatmalılar hepsi. Sınırsız olmalı
sevgileri, evrenselleşmeli, bütün kâinatı içine almalı. Gökyüzündeki sistemlere
yol vurulup gidilirken sevgiyle, mikroskobik varlıkların hakkı da unutulmamalı.
Herşey sevilmeli. Yaratık olduğu için herşey, Yaradan’dan ötürü sevilmeli.


Hakkı büyüktür bu ortak noktanın. Allah’a ait olmak her
varlığın seçkinlik payesidir varlığa ermemişlerden süzülerek elde edilmiş olan.
Melek de O’na aittir semek de. Sevgiyle korunmalı bu hak. Âlemlerin Rabbi’ne
hürmetin ifadesidir, her âlemi kabullenme ve hakkına riayet etme. Onların kendi
içlerinde terbiyeye tâbi tutulduğu ve başıboş bırakılmadığını düşünme hürmet
uyarmalı insanda her âleme karşı ve o âlemi meydana getirenlere karşı. Ferde
hürmetin bittiği yerde topluma hürmet de bitmiştir. Bir insanı dirilten bütün
insanları diriltmiş gibidir Kur’ân ölçüsünde. Aksine aynıdır. Bir insanı
Öldüren bütün insanları öldürmüş gibidir. Bu insanlara ait hüküm değildir
sadece. Muhatap insan olduğu için böyle söylense bile.. Muhatap karınca
olsaydı, ona da böyle hitap edilecekti. Bir karıncayı diriltme veya öldürme
bütün karıncaları diriltme veya öldürmedir, denilecekti. İlâhî sanata işaret
olması bakımından yüklendiği vazifede insandan farkı yoktur karıncanın. Sinek
küçük değildir bu yönüyle Kaf-dağı’ndan. Karınca yuvasını yaktırdı diye, bir
Nebi’ye ikaz gelir Yüce Dîvan’dan, hadîsin bize öğrettiğine göre. Yavrularını
bıraktığı. yerde bulamayınca çırpınan, oraya buraya gidip gelen ana kuşun hali
yüreğini sızlatır Allah Rasulü’nün ve yuvadan yavruları alan sahabiye İkazda
bulunur, biraz da sert konuşur sahabi de olsa, kuşun hakkını gözetmeyenlere..
Bir kedi yüzünden bir kadının nasıl cehenneme gittiğini anlatır yine bize
hadîsler. Hakkına riayet edilmediği için kedinin. Kötü yolda sürüklenen bir
kadın da cennete gider, susuzluktan ölmek üzere olan bir köpeğe, ayakkabısıyla
kuyudan su çıkarıp verdiği için… Yaptığı kötülükler siliniverir birden
gösterdiği hürmet adına Allah’ın bir yaratığına. O köpek bile olsa, kabul
görür, iltifat görür bu davranış. İyiliklerden hiçbirini, velev çok küçük de
olsa, küçük görmek doğru değildir asla.. Kime karşı yapılırsa yapılsın, İyilik
ahirette kazançlı çıkarır yapanı. Sevgi yatar çünkü bütün iyiliklerin altında.
Şefkat emzirir iyilikleri çok kere. Varlığın mayası sevgiyle, şefkatle
yoğrulduğu için iyilik vardır dünyada. Dünya asıl yurt değildir hiçbir iyiliğe.
Fesattır, kötülüktür alçaklığın asıl malı. Alçak dünyanın asıl malı fesattır,
kötülüktür. Sonra inmiştir sevgi yeryüzüne. Yüz sevgiden sadece biri inmiştir
ve işte bu kadarcık sevgi doğurmaktadır bütün iyilikleri. Varlık arasında
kurulan sevgi bağları, sadece yere inen bu bir tek sevginin ürünüdür.
Doksandokuzu Rabb’in yanında kalmıştır o sevginin. Ahirette meyve verecektir
kalan kısım. Ahiret, ona layık olanlar için bütünüyle sevgi olacaktır şüphesiz.
Kötülük, çirkinlik hayal dahi edilemeyecektir cennette. Billur billur sevgidir
cennet. Yürekler sevgi dolar orada. Yüreklerini sevgiyle doldurabilenler
cenneti dünyada da yaşarlar bir parça. Ondan mahrum olanlar bu cennetten de
ahiret cennetinden de mahrum kalırlar. Sevgisiz cennet olmaz çünkü. Oraya,
herşey denilir de cennet denilmez.. Yerdekilere sevgi gösteren göktekilerden
sevgi görür. Gök ehliyle yer ehlini birbirine bağlar sevgi. Kuvvetli bir bağdır
o. En kuvvetli bağdır sevgi bağı. O koptuğunda kopar herşey, kupkuru kalır
yapılanlar. Sevgi yoksa yapılanların özünde, sadece bir kışırdır, şekildir,
gösteriştir, ikiyüzlülüktür davranışların bütünü. Can yoktur, ruh yoktur o
külçede. Samimiyet yoktur herşeyden önce. Gizli yerde, gözden ırak kalındığında
vurulur davranışlar mihenk taşına. Samimi ve sevgi dolu olanlar böyle yer ve
zamanlarda daha bir serpilir, daha bir güzelleşirler. Diğerleri dökülür birer
birer. Zorakileşir, silikleşir, sararır, solar işlenenler. Takatleri kesilir,
gece yolculuğuna güç yetiremez samimi olmayan işler, ameller.. Sevgiden
nasipsizlikleri sebebiyledir bu netice. Güzellikler gider sevgi gidince.

Piramide benzer sevgi halesi. Zirveleştikçe daralır
çerçeve. Bütün canlılar sevilir ikinci derecede, bütün varlıklardan süzülerek
yukarıya doğru. Sonra hayat sahibi varlıklar, sonra şuurlular.. Melekler,
cinler ve insanlar.. Çerçeve daha da daralır bu platformda. Melekler mutlak
sevilir, hiç ayırım yapılmadan. Cinlere, insanlara gelince onlar arasında
merhaleler başlar sevgi adına. İyisi kötüsü sevilir öncelikle, varlıkları,
hayat sahibi oldukları ve şuurları bulunduğu için. Sonra bunlar yeterli gelmez
diğer merhalelerde. Orada iman ve salih amel girer devreye.

İmanın sevgisi ayrı bir yer tutar gönülde. Allah
sevdirmiştir sevdiklerine imanı çünkü. Küfürden, inkârdan nefret ettirdiği gibi
onları. Bu sevgiyle severler inananlar birbirlerini. Sevmeliler birbirlerini.
Bağlanmalılar aynı vücudun azalan gibi birbirlerine. Birinin derdi hepsinin
olmalı, sevinçler yansımalı birinin sevinciyle hepsinin içine. Bilmeden,
sezerek üzülmeli veya sevinmeliler onlar. İkizlerin hassasiyeti sarmalı
duygularını. Cins cinsi çeker, derler, doğrudur bu söz. Temizler temizlere,
pisler pislere yanaşır, herkes kendisi gibi olanla kaynaşır daima. İnananlar da
öyle. Bu cazibe biraraya getirir, kardeş yapar müminleri birbirleriyle.
Kardeşlikleri imandan dolayıdır. İmanları kadardır o zaman kardeşlikleri.
Zedelenmişse kardeşlik, imanlarında zaaf vardır mutlaka onların.
Dertlenmiyorlarsa birbirlerinin derdiyle ve paylaşmıyorlarsa sevinçlerini
birbirleriyle, mutlaka imanları tekrar gözden geçirilmelidir müminlerin.
"Ey iman edenler, iman edin", buyruğundaki ikazı hatırlayarak.
Kardeşliğin, sevginin değeri, ölçüsü imandır bu noktada. "İman etmedikçe
cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız"
buyuruluyor hadîste. Sevgiden geçiyor cennete giden yol. Cennetdaş olmanın yolu
sevgiden geçiyor..

Salih amel sahipleri bir başka severler birbirlerini.
Allah için sevmenin abidesini şekillendirir onlar bu sevgileriyle. Hele aynı
ülküye gönül vermişlerse. O zaman sevgi ayrı derinlik, ayrı buud kazanır. Onlar
öz benliklerinden yeğ tutarlar ülküdaşlarını. Kardeş bilirler birbirlerini.
Kardeşlerini tercih ederler her hususta. Nefislerini yere çalarlar kardeşleri
önünde, kardeşleri için. Makamda, mansıpta, insanların ilgi odağı olmada.. Önce
onlar için severler sevilecekleri, sonra kendileri için severler. Öncelik
tanırlar kardeşlerine sevgide. Kendilerini sevseler, kardeşleri onları sevdiği
için severler. Sevgide ince ve sırlı nokta.. Babasının hidayetine gözyaşı döken
Sıddık’ın sevgisi. Keşke babam yerine iman eden Ebu Talip olsaydı, diye
inleyişi.. Çünkü Ebu Talip, sevgiliye, Ebu Kuhafe’den daha sevgilidir. Faruk,
Üsame’yi niçin oğlu Abdullah’a tercih etmiştir, maaş tayininde? Çünkü demiştir
Faruk oğluna, "onun babası senin babandan, o da senden Sevgiliye daha
sevimliydiler."

Sevgi delil ister elbet. Sevdiğinden bitip tükenmeyi
gerektirir. Onun için belası çoktur sevgi yolunun. Ehil olmayanlar girmesin
diyedir bu yoldaki handikaplar. Onları aşmadan sevgiliye ulaşmak imkânsız.
Sevgilinin kim olduğuna bağlı biraz da yolun zorluğu. Allah’ı sevmekse ufuk
nokta, bitip tükenmek gerek o noktaya ulaşıncaya dek. Fâni olmak gerek O’nda.
Rasulüne uymaktan geçiyor onun sevgisini kazanmak. O’nu sevmek ayrı bir paye;
fakat O’nun tarafından sevilmek daha başka bir mazhariyet. Ama ölçü şu: Sen
O’nu ne kadar seviyorsan, O’ndan o kadar karşılık görürsün. O’nun senin
kalbindeki yeri ne kadarsa, sen de O’nun katında o kadar yere sahipsin. Sen
O’na kavuşmayı ne denli istiyorsan, O da Zatına uygun şekilde sana kavuşmayı o
kadar istemektedir. Başka sevgililerde, başka sevgililer arasında olmayan
dengedir bu. Sevgi dengesinde mûcize.

Sevgide dengeyi bulmak oldukça güç bir meseledir aslında.
Kimi hangi ölçüde sevmeli? İnsan, çok kere bilemez bu bilmeceyi. Ama sevgi
Allah için ve O’nun hesabına olursa, kendiliğinden denge gelir sevgiye. İfrat,
tefrit olmaz böyle sevgide. İbadet yerine geçer bazen bu sevgi. Tebessümün
sadaka olması gibi mümin kardeşe. İnsan sever anasını, babasını, eşini, çocuklarını,
yakın akrabasını ve bunların hepsi sevap kazandırır insana. Komşu hakkı
Cibril’i yere indirir ve durmadan komşuyu tavsiye ettirir. Büyük haktır çünkü
o. O kadar ısrarla komşu tavsiyesinde bulundu ki, Cibril, neredeyse
birbirlerine mirasçı olacaklarını sandım, der Allah Rasulü. Sevgi öldüğü için
günümüzde komşu hakkı bilinmez hale gelmiştir. Diğer haklara dönmüştür o da.

Evrenselleştirmek istiyoruz biz sevgiyi. Sevgi atmosferi
sarsın ülkeleri. İnsanların içi sevgiyle dolsun birbirlerine. Öz benliğine yapamayacağını
başkasına yapmasın en azından kişiler. Kötülüklerin, zaafların, günahların
birer hastalık olduğu düşünülsün, kötüyü, günahkârı kıskıvrak yakalayan.
Hastaya gösterdiğimiz ilgiyi, şefkati gösterelim onlara. Telkinlerimiz onun
iyiliği için olsun hep. Bakın dünya nasıl değişecek o zaman. Kendi dünyamız
değişecek. Bakış açımız bir başkalaşacak. Güzel düşünenin güzel gördüğünü
göreceğiz biz de. Lezzet alacağız yaşadığımız hayattan. Kusur görmeyecek çünkü
o zaman gözlerimiz. Boşlukları bakışlarımız dolduracak sürekli. Şeytanın
hissesinin ne büyük olduğunu anlayacağız işlenen kötülüklerde, günahlarda.
Hisse hisse pay edeceğiz işlenen suçları, nefis, şeytan, zaaf, toplum, aile,
çevre ve suçlu arasında. Çok az bir hisse kalacak o zaman suçluya. Affedilebilir
olduğunu göreceğiz o küçük hissenin. Affedeceğiz canımıza kastedenleri bile.
Can vereceğiz onlara sevgimizle..

Bu ferd ve toplumun sevgi halesidir sevgi bağlarıyla
örülmüş olan. Devlet devletliğini yapacaktır elbette. O münasebetini hukuk
üzerine oturtacaktır. Devlet, ne zulmeder ne de sevgi, şefkat gösterir. O
sadece kanunları tatbik eder. Suçluya cezasını, haklıya hakkını devlet
verecektir. Bu onun devletlik vazifesidir. Toplumdaki sevgi, devlet otoritesine
mâni değildir. Kur’ân toplum şefkatinin cezayı tatbike engel olmamasını
öğretir. Caydırıcılık açısından cezalar da birer sevgi sembolüdür, sevgi
işaretidir. Doğru olanı sevmenin işaretidir.

Bizim sevgi anlayışımız hayatta tatbik görür daima. Ütopik
değildir, göstermelik değildir bu sevgi. Ve çapı bu sevginin bütün varlığı
içine alacak kadar geniştir. Bütün varlık sevgi içine girdiğinde dünyamız bir
başka güzelleşecektir..

Şemseddin NURİ

BEĞENDİYSEN VE ALANINA EKLEMEK İSTERSEN YORUM YAZ BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı SeVGi, SaYGı ve HüRMeTLeRiMLe... içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s