Ey CaN! [HaYY (c.c.)] SeN GöR ve GöZeT BiZi.


Hayat ümitle, ümitsizlik sarkacından gidip gelmekte…

Kim bulmuş ki, devamlı
mutlulu
ğu, bulup da
son nefese kadar mutlulu
ğu tutabilmeyi
kim bilebilmi
ş ki!(Şüphesiz müminlerin kesin kurtuluşu, imanla ahirete göçmektir.)

Bazı şeylerin anlatılması,
genelde beyhudedir. Ya
şadıkça daha
iyi kavrıyor insan. Büyük umutlarla ba
şlanan hayat, işler, evlilik,
sevdalar ve birçok yeni
şey, bir süre
sonra takılıp kalabiliyor. Bazen tebessüm ettirirken, bazen hüznün en derinine
sevk edebiliyor. Dü
şünüşler, yüreğimizi hüzün kuyusunun susuz ve karanlık
dibine dü
şerebiliyor. Gözyaşımızın çağlayışı hüzün kuyusunu doldurabilir mi?

Bazen tam tebessüm ederken, bir haber, yüreğimizde asıyor tebessümü, matlaşıyor ve yok oluyor. Değişiyor; olaylar, kişiler, düşler ve hedefler. Yanıldıkça / yenildikçe
insan daha bir ürkekle
şiyor. Hâlbuki
neyin garantisi var ki!

Bizim takılışlarımız, basit
olaylar, insanlar ve birliktelikler üzerine. Basit dü
şünüyor ve basitçe düşüyoruz.

Umut göz kırpıyor can bedenden çıkmadıkça…

Ey Can! (Hayy c.c.) sen gör ve gözet bizi.

Sevgili, Nur Kardeşime değerli katkılarından dolayı en kalbi sevgi, saygı ve hürmetlerimi sunuyorum.
:100011:

BEĞENDİYSEN VE ALANINA EKLEMEK İSTERSEN YORUM YAZ BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı ! ÖĞüT !! NaSiHaT !!! HaYaT DeRSLeRi içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

1 Response to Ey CaN! [HaYY (c.c.)] SeN GöR ve GöZeT BiZi.

  1. ilyas dedi ki:

    Bir insan lisanını gıybetten muhafaza ediyorsa, o, takva sahibidirBir insan lisanını gıybetten muhafaza ediyorsa, o, takva sahibidir. Allâh’tan korkan gıybet edemez. Hadis-i şerifte “Gıybet etmek zina etmekten daha beterdir” buyruluyor. Hatta imam Gazalî, “37 zinaya bedeldir” diye bir tarife çıkarmış ihyâ’sında.Bir insan lisanını gıybetten muhafaza ediyorsa takva sahibidir. Kalbini su-i zandan muhafaza ediyorsa takva sahibidir. Kibirden, gururdan nefsini alıkoyuyorsa takva sahibidir. Başkalarıyla alay etmekten, onu bunu hakir görmekten kaçınıyorsa takva sahibidir. Yalan söylemek, emanete hıyanet etmekten çekiniyorsa takva sahibidir. şüpheli olandan sakınıp helâl-haram gözetiyorsa takva sahibidir.Hem insanların içinde, hem de yalnız kalınca edebe riayet ediyorsa takva sahibidir. Hülasa insan bütün haramlardan sakınmalı, bütün ilahi emirlere riayetkâr olmalıdır. işte bunlar takvanın başlıca alametleridir.Hasan-ı Basrî Hazretleri camide dilenen bir adam görür. şu kardeşimiz camide dilenmese iyi olur, der içinden. Gece rüyasında o adamı kızartıp önüne getirirler, bunu ye, diye. “Yâ Rabbî, ben gıybet ettim” der, hatasını anlar. Zira ârifler nezdinde, kişinin kalbinden geçen dahi gıybet olur. çünkü “hasenetü’l-ebrâr, seyyietü’l-mukarrebîn”dir.Hasan-ı Basrî Hazretleri sabahleyin bakar ki o dilenci bir çeşme başında, elinde ekmek, çevreye dökülen dereotlarını toplayıp yemektedir. Anlayacağınız bu zât, bu kadar garip, fakir bir kimseymiş. Dilenci yaklaşıp: “Ya Hasan! Camide gıybetimi yaptın sonra rüyanda beni kızartıp önüne verdiler, değil mi” der. Büyük veli Hasan-ı Basrî Hazretleri k.s. “Aman beni affet” diye ilerleyince adam birden kayboluverir.Âyet-i celile-i cemilesinde Rabbimiz bu konuda şöyle buyuruyor: “Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? işte bundan tiksindiniz. O hâlde Allâh’tan korkun” (Hucurât, 49/12)Yine bir gün bir kimse Hasan-ı Basrî Hazretlerini gıyabında konuşur. Hazret bunu duyunca ona bir tepsi baklava gönderir. Ayrıca o kimseden hakkını helâl etmesini ister. Gıybet eden adam gördüğü muamele karşısında şaşırır. “Ben sizin aleyhinizde konuştum, siz bana hediye göndermişsiniz” der. Hasan-ı Basrî k.s. “Evet yavrum, hakkını helâl et, benim gıyabımda konuşmakla günahlarımı sen aldın, buna ilave olarak senin ibadetlerinin sevabını da bana vermiş oldun. Onun için bu karlı alışverişten dolayı sana teşekkür etmek istedim” der.Hülasa takva, kişinin dilini, kulağını, elini, düşüncelerini ve gözünü haramdan, mâlâyaniden ve lağviyattan korumasıdır. Kulun takvası letaiflerinin işlemesiyle doğrudan bağlantılıdır. Dil düzelince kalp, kulak düzelince ruh, el düzelince sır düzene girer. Düşüncelerimizin istikameti hafîyi, gözümüzün istikameti ahfâyı selâmete kavuşturur. Takva artıkça imandaki yakîn derecesi de artar. Dolayısıyla hesaba çekildiğimiz hususlar da incelir. Muttakî insan daim, Hakk’ın huzurunda bulunduğunun şuurunda olan ve ona göre hareket eden insandır.Cenab-ı Zü’l-Celâl, lisanını gıybetten muhafaza eden muttakî kulları zümresine bizleri de ilhak eylesin. Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Allâh’a…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s