Aşka mulaki olmak ister, Aşka meftun yüreğim.


https://i1.wp.com/i.imgur.com/qvW8OKq.jpg

Gönül aşktan yana yol alsın.

Aşk yanım, ağrıyan sızım,

Aşka mulaki olmak ister, Aşka meftun yüreğim.

Aşkın mavi büyüsü

Ruhu ısıtan güneş
sarısı

Yakan kavuran ateş
kırmızısı

Umudun kaynağı kar
beyazı,

Rüyaların hülyası
moru,

Mutluluk veren yeşili,

Firakı, vuslatı, hüzün
siyahı

Renkleri kuşanmışgökkuşağı misali “aşk”

Hayatın içinde hayattır.

Hayallerin ötesinde düşler gülüşler,

Ulaşılmaz denilen.. Menzillerde bile bir duraktır…

Her an yazıya dönüşmeyi bekliyor içimdeki ses. Ne konuşacak kadarım ne de susmaktan
yanayım…
(1)

Aşığın dermanı derdidir, Aşığa sızlayan bir kalp gerektir. Her dem ateş içre gönül yangınında sükûnet ve itminan aramaktadır.(2)

Aşıklar varlığını ateşe sunar, yanar yanar kül olur, küllerini döke döke nûra varır, canı her daim adaktır aşığın, aşk hali karşısında aşık dahi şaşkın ve acizdir, kelâma gelmeyen, tarife sığmayan bir haldir bu, hikayesi bile muhatap gönülleri yakar eritir geçer. Aşk yalnız sevda ile mutmaindir.

Aşığın dünyasını alt üst eden, kalbini ve ruhunu yaralayan, onu dermansız dertlere gark eden, hâk ile yeksan eden felaket ‘ayrılıktır’.

Aşkla yanan gönüllerin râyihası her yanda duyulur, bütün cânlar tutuşur, yanar. Oradan yükselen aşk tûfanı bütün bir alemi sarar. Aşık pervâne misal yanar da varlığı erir, ikilik ortadan kalkar, can gider canan kalır.

Firâk, firâk, firâk…
Ayrılık nedir, ölüm nedir aşıkta fark edilmez.
Aşığın can nefesi vuslattadır, canını verir yok olur, canan ile var olur ki  artık o ezeli varoluştur.

Aşkın deli narına, gözyaşları sağanak olur, Aşk oduna yanmayı, göze almasa da can, yine de yanar firak ateşlerinde…

”Yanmışın halinden ne bilsin ham, Sükût gerektir bize gayrı vesselam”(3)

RıZa BeRKaN GÜLER/
04.08.2009

   

   

1-Tuğba ÖZDEMİR-Asrevya

2-Ender DOĞAN-Kalbimin sazı çalıyor,ruha neşe veriyor

3-Mustafa  TürkARSLAN-Aşk dediğin…

Şiir, yazı ve makalelerimiz  kaynak gösterilmek şartıyla iktibas edilebilir.

Eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki
verdikleri ki
şilere aittir.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı Aşk, YaZıLaRıM içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

4 Responses to Aşka mulaki olmak ister, Aşka meftun yüreğim.

  1. DeRyA dedi ki:

    Allah razı olsun çok güzel olmuş yazı …

  2. Şermin dedi ki:

    AŞK ÜZERİNE….Bütün aşk hikâyelerinin en unutulmaz ve heyecan verici sahnesi, sevenin sevgiliye ilk baktığı andır şüphesiz.Daha doğrusu, onun yüzünü ilk gördüğü vakit. Âşıktaki içsel değişimin başladığı an, gözün sevgiliye ilk takıldığı saniye dilimidir ve âşığın bütün biyografisi, bu ”ilk bakışın öncesi ve sonrası”ndan ibarettir. Bir ilk bakış, kaderin kazaya dönüştüğü en kutlu demi yüklenmiştir. İlk bakış, ancak yüz aynasına çarparsa aşka dönüşür. Çünkü sevgilinin başka hiçbir uzvu, hiçbir güzelliği onun yüzü kadar aşka kapı aralayamamaktadır.Nitekim bu mesnevîlerde âşık maşukunu ya bir resimde seyreder, ya rüyasında görür ya da birinden methini işitip sevmeye başlar. Ancak, sevginin aşka dönüştüğü an, sevenin sevgili yüzünü göz ile gördüğü andır. Çünkü bu noktada bilgi ve bilinç devreye girer.Meselâ Veys ü Râmin hikâyesinde Râmin, Veys’in yüzünü ilk gördüğü anda at üzerindedir ve kalbine bir ok saplanmış savaşçılar gibi atından yere düşer. Hüsrev, Şirin’i gölde yıkanmış, saçını tararken gördüğünde, onun yüzü saçları arasında gizli ve Hüsrev’e sırtı dönüktür. Şirin’in, kendisini seyreden şehzadeden haberi de yoktur. Fakat ansızın önemli bir şey olur ve Şirin saçlarını yana atar. İşte Hüsrev için dolunayın geceden çıkması yahut okun yaydan fırlaması bu anda gerçekleşir. Kays da mektebe varıp çocuklararasına oturduğunda Leylâ sınıftadır ama ne zaman ki yüzünü görür, kılıç kınından sıyrılmış olur. Sevgilinin yüzü mü; aşk yangınını alevlendiren ilk kıvılcımdır. Âşığın kalbi mi, ilk bakıştan sonra suda titreyen bir mehtap. Göz… Savaşı başlatan haberci. Bakış… Elde olmayan kader; ilâhî kaza. Ve aşk… Kalp ile göz arasında kutlu bir hadise. Çoook sonraları kalp göze diyecektir ki, ”Beni bu onulmaz derde iten sensin. Safayı sen sürdün, acıyı ben çektim. Nimet senin, zahmet benim oldu. Sen sevinirken, kaygılanan ben oldum. Bakışlarını arttırdıkça sen, dertlerimi çoğalttın benim. Zafere eren sen, hezimete uğrayan ben. Sen emirlerine itaat edilen hükümdar oldun, ben seninpeşinde koşan tebaan. Sen emîr, ben esir. Melik iken memlük (kul) ettin beni.” Sonra devam eder: -Ey göz! Sen ikisin, ben birim. İki kişinin bir ferde saldırıponu öldürmesi zulüm değil de nedir?!.. Şimdi ağla o hâlde;ettiğin zulmün cezasını çek bakalım!.. Göz buna karşılık ayet-i kerime ile cevap verir: ”Gerçek şu ki; gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler kör olur” (Hacc, 46). Ebu Hureyre der ki: ”Kalp bir kral ise, organlar emrine amade askerler gibidir. Kral iyi davranış içinde olursa, askerler de ona uyar. O fenalık yaparsa, emrindeki askerler de fena davranır.” Göz der:”O hâlde ey kalp, kendini de beni de helâka sürükleyen sensin. Seni perişan eden yegâne şey, Allah’ın sevgisinden, zikrinden ve emrettiklerinden uzak kalmandır. Sen başkasının sevgisini O’nun sevgisine tercih ediyorsun ve aşkın yükünü bana yüklüyorsun. Şimdi ağlayan benim, yanan sen. Ne sen beni kurtarabilirsin, ne ben seni söndürebilirim. Ben su serptikçe senin alevin artacak, sendeki ateş arttıkça ben daha çok yaş akıtacağım. Yoksa ‘Hayırlı olanı şu değersiz şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz?’ (Bakara, 61).” Yedi Askı’nın şairlerinden biri şöyle soruyor: ”Şaşkın vaziyetteyim; nefsimi mi azarlayayım, arzulu gözümü mü, yoksa kalbimi mi?” İskender Pala

  3. ...gülsultan... dedi ki:

    "Bildim ki bir nîhan belâ imiş aşk, Bir dertli macera imiş aşk…"Gönlünüze sağlık. Aşk-ı niyaz olsun. Allah razı olsun.Esselamüaleyküm.

  4. NUR dedi ki:

    Kalbimize aşkı aşılayan, kalbimize karşılık kalpler yaratan Ebedî Sevgili’ye, Mahbub ve Vedud olan Rabbimize aşklar sayısınca şükrediyor, yüzümüzü Ebedî Sevgili’nin vechine çeviren En sevgili’ye (a.s.m) ve onun seçkin takipçilerine minnettarlığımı ifade ediyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s