Seni bir başka sevesim var bugün…


https://i0.wp.com/img38.imageshack.us/img38/5668/sevesim.jpg

Ey..!
Aşk mevsiminin cemresine bakışlarını
mekân eyleyen çocuk!

Seni bir başka sevesim var bugün…

Gökkûbbe karanlığı nasılda doyuruyor
yaşlarıyla bu gece. Bir annenin kara bulutlara emanet ettiği göz yağmurları
bunlar. Derûnunda ne varsa bir bir sele veriyordu mesinmesiz. Belli ki
sahralardan beter kanamış dağ, taş ve çatlamış denizlerin terekesinden fışkıran
hayatlar. Yetim ruhsâreler nasılda muştulanıyor izbe çığlıkların kundağında…

Ey..!
Ellerini havlevî ırmaklara salan çocuk!
Seni bir başka sevesim var bugün…

Yine hüzün ayazlarının seyyâleler
halinde derûnlara istif olduğu iğreti akşamlardan biri ve telâşlı kartallarca
istilâ gök.. Yalnızlığın avlusunda, kimsesizliğe gözlerini yuman ürkek sokak
lambalarınca gölgeler, hasret iklimlerine ulaştı bir zaman.. sükut-u vâveylalar
uçurum kokan dalgın ellerinde hiçliğe büründü çocuk! Helâlinden bir sağanak gözyağmuru
külünü avuçladım yokluğunda. Vefâdan arta kalan kim varsa hafsalamda senden
gayri, şerha şerha budadım her birini ve yüreğimin arka bahçesinde toplu
mezarlar peydah oldu. Seni muaf tutuyorum bu sükûndan, çünkü isyanını
terkisinden çıkarmayan mezarları mekân yapacağım sana ! Geçmişine sarılıpta
dumanına yasaklı ateşlerce ölmeyecek(sin) her gece ve sevdalara biçilen kayıp
ilânlarında kaybolmayacak ruhsâreler. hiçbir münzevî fotoğrafa da konmayacak
bakışların. Sen ki kefenini cebinde taşıyarak uyandığın sabahların hesabınca
dirileceksin çocuk ! Havf ve recâdan lâmekân, zulümâtın sayhalarında
kaybolmayacak ayak izlerin bundan gayri.

Oysa nice kutlu kelâmların, mûtedil
susuşların arasından doğurmuştu zaman seni, sülfüntülü çığlıklarından bîhaber,
acı nağmeli karanlık şarkıları dokundurarak kulaklarına, hazırlamıştı seni ağyâr
ellere…

Ey..!
Yüreğini kara hâreli erlere adayan çocuk!
Seni bir başka sevesim var bugün…

Ayrılıklar sabahların boğazına düğüm
olmuş, nefes aldırmıyor be çocuk. sitemkâr harfler yağıyor kirpik dağlarımıza,
parmak uçlarımızda bi-karar feryâd-u efgânlar…

Hatırlarmısın bilmem ! "yalnız
iki kişilik üşümeyi öğrenenler yanar bende" demiştin.. bunu da öğrenmenin
tek yolu; geçmişimin ardında saklanan yalnızlık sözlerini hayatına kurşunlaman,
kabinin mengenesine sıkışan tüm susuşları kandan kelimelerle boyayıp şehrin kanını
sürdüğüm tüm duvarlarına nakşetmen..!

Peki ya iki kişilik soluk alan
dudaklara, kırağı çalan zamanı nasıl durdurmalı..?
"Sen" yasaklı kentlerde kanlı mendillere sarılarak ısınmaya
çalışan bir yürek, nereye kadar ruhuna tahammül edebilirdi ki..?

Ey..!
Yağmurları avucunda taneleyip gökyüzüne
fırlatan çocuk !

Seni bir başka sevesim var bugün…

O yağmur kokan ellerinde saklıyorum
geleceğe dair tüm umutlarımızı…

Bunu yalnız sen anlarsın çocuk
sen ki; "aşk"ın çağlarına sürgün edilmiş
hâleler taşırsın yüzünün lahitlerinde
yüzün ki ‘hüzn’ün "hak" haykırışlarını misafir eder keşişlerinde !

Bunu yalnız sen anlarsın çocuk
sen ki; düşlerini düşüşlerinden
emanet alan

harflerin matufusun
nakaratların bile uykusuz türkülerinde
tellenir

türkülerin ki; lâl ışıklarının ayarttığı
sözcüklerce bellenir !

Bunu yalnız sen anlarsın çocuk
sükût içmiş adımların sencil ağırlığını

ve kirpik dağlarından sıyrılan çiğ
tanelerinin

"kan"ar dağlarda, "kan" topu oluşunu
yalnız sen anlarsın !

Tükenmişliğin efkâr gergefi
azrâîl’den sık dokur ecelini
aşk’ın kabri bir aralandımı
duygu muhâlini meleklerin "leyl" evî
sözleriyle kurşunlanırsın da
‘mecnun’ca yalnız sen ağlarsın çocuk !

Bunu yalnız sen anlarsın çocuk
mutedil bir "aşk" dönmesiyle
süflî bir sevda bulantısı oluyor
sensizliğin alamet-i farikası
süveydâların nâzenin ağlarında,
karanlığa nöbetçi kılınmış bir çift güvercin

izdüşümüyle hasrete duçâr olan bir
ruhsâreyi,

yalnız sen anlarsın sen..!

Mehlika Toyga

https://i2.wp.com/img472.imageshack.us/img472/8854/smileyby5.gifBEĞENDİYSEN VE ALANINA EKLEMEK İSTERSEN YORUM YAZ BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı SeVGi, SaYGı ve HüRMeTLeRiMLe... içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to Seni bir başka sevesim var bugün…

  1. Rayiha dedi ki:

    Sana yazıyorum bu mektubu ey çocuk! Sen özvatanının bombalar altında kanadığını izlerken,ölüm korkusu çekerken, silah seslerinden dalamazken derin uykulara,ben sana mektup yazıyorum… Kelimelerim yetmiyor, gözyaşlarımı zorluyorum akmıyorlar. Yüreğimin dehlizlerinde derin bir acı, yanardağlar lavlarını aktarıyor kalbime. Herkese kırgın bir çehre ile suskun dolaşıyorum etrafta.Niçin sustuğuma kimse anlam veremiyor, niye sustuğumu anlamıyorlar. Biliyorum bana dargınsın, biliyorum senin için hiç birşey yapamıyorum. Elimden dua etmekten başka bir şey gelmiyor.Korkuyorum…Öksüz kalmandan, yetim kalmandan, kollarını, bacağını,yüreğini kanlar içinde bir yerlerde unutmandan korkuyorum. Seni gönlü yaralı bir güvercin gibi ortada bırakmalarından çok korkuyorum. Merhameti yoktur ki serseri kurşunun, acımazki sana…Cemre niyetine yere sererler narin bedenini, yağmurlar yağar üşürsün, ağlarsın, kimse tutmaz küçük ellerini.Hangi şefkatli kol sarar seni, kim merhamet öpücükleri kondurur gözyaşlarına aşina yanaklarına? Ya aradığında kimseyi bulamazsan,ya herkes kaderine terkederse? İşte o zaman bana hesap sorar mısın, azap meleği gözlerini gözlerime dikip ; "sende beni yalnız bıraktın" der misin? Savaşa devam, savaşmaya devam.Zulme hayır ey çocuk, zulme hayır! Öldürülüşüne seyirci kalmak kahrediyor beni…Entellerin , politikacıların, koltuk meraklılarının, midesine, hevalarına adananların sözlerine kulak tıkıyorum. Tek senin acı dolu sesin yükseliyor gökyüzüne,sade senin sesini işitiyor kulaklarım.Kırgınım ey çocuk!En az senin kadar sitemliyim. Zihnimde kol geziyor düşüncelerim, başıma ağrılar saplanıyor, kanlı yayınlardan haberleri dinlemekten kaçıyorum. Ya yüzünü görürsem, ya küçük çehreni tanırsam, ya ana şefkatinden mahrum yüreğinin toprağın hüzünlü boynuna sarıldıgına şahidlik edersem?Ölme, sakın ölme ey çocuk! Korkarsan beni çağır,vurulmak üzereyken kurşuna seslen, ona benim adresimi ver.Yere düşüpte kalkamazsan bana uzat ellerini, kaybettiğin her yakının için bana bir daha, bir daha sarıl.Kimse duymazsa seni rüzgarın kulağına fısılda, bana yolla tüm sözlerini…Ben duyarım, yüreğime akıt gözyaşlarını sana yük olmasın ben taşırım. Çağırdığında gelemezsem,düştüğünde kaldıramazsam,bunların hiç birini yapmaya yetmezse gücüm, bil ki senin yanındayım ve seninle birlikte ağlıyor olacağım…SELAM VE DUA İLE…

  2. Fatma dedi ki:

    ÇOK VE ÇOCUKLARHiç göze gelmedilerGözdesi de olmadılar kimseninKimse farkına varmadı yalansız gözlerininGöz göz olduğunu yüreklerininHiç anlamadılarOysa ne çoktularNe kadar çocuktularÇözülemedi bakışlarındakiTarifsiz sevdalarKin miydi, sevgi miBüyüyünceye kadarCevapsızdılarOysa ne çoktularNe kadar çocuktularSarıydılar ya da soluk benizliÇoğunlukla da Karaya yakın bir esmerVe onlar genellikleHiç burunlarını silmezlerDerin iç çekişleri bundandırDünyanın kahrından değilÇünkü umurlarında değilOnların farkında olmayanlarOysa ne çoktularNe kadar çocuktularOnlar çok ve çocuklarBüyüyecekAdam olacaklarÖnceleri öğretmen Ebe sonra doktor olmak isteyeceklerBildiklerinden değilEn yakınlarında hep onları gördülerHep onlar olmak istedilerÇalınmış geleceklerinden habersizYarım yamalak düşlerde eridilerOysa ne çoktularNe kadar çocuktularO güzelim yürekleriDelikanlılık edebiyatıyla körelttilerOkumanın erdeminden İnsan gibi yaşamanınBilimden geçtiğinden haberleri olsun istemedilerNe kadar parlarsa parlasınHep suskun kaldı o gözlerOysa ne çoktularNe kadar çocuktularAhmet Arif’ten bu yana Yolunu gözleyenlerin adı değiştiHepsi o kadar“Kuş palazı, boğmaca, kara çiçek, sıtma”Belki azaldı amaYeni nedenleriyle “yürek efarktı, kanser filan” hala pusudaÇaresizlik dağlar aşmaktaYer yurt terkedildiGurbet artık sılaÇalansa bildik değil başka bir havaKırıldılar farkında olmasanız daOysa ne çoktularNe kadar çocuktularOnlar çok ve çocuklarGözlerinden dillerine dökülürseBir gün sorularSürdürebilecek miyiz aynı yalanıYoksa yine Susturacak mıyız onlarıKüçüldü dünyaÇoğu gitti azı kaldı çünküGeçici demişlerdi körlüğümüzeBiraz uzadıOysa ne çoktularNe kadar çocuktularOnlar çok ve çocuklarSessiz de kalsalar bizi bağışlamayacaklarMazeretlerimize inanmayacaklarYaşamımızda görünmedikleri her kareninHesabını soracaklarHazırlıklı olmak gerekÇünkü onlar şimdilik çok ve çocuklar…Allah c.c. razı olsun Rıza kardeş… selam ve dua ile… Rabbime emanet olun…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s