İn“san” ismine yakışırcasına, dünyayı sonsuz “san/maktan” öteye geçemiyor…


https://i2.wp.com/img83.imageshack.us/img83/979/insan.jpg

İn“San”

 


Çığlıklar yine sessiz…



Sevilmeyi bekleyen hayatlarla dolu kaldırımda, gizlice yürüyen yürekler…



Farklılığı yok artık acıklı hikâyelerin…



Herkes hüznün rollerini kapmış; başrolde kimsenin gözü
yok…




Gözler birbirine bakıyor, bir damla anlayış için… İnsan, “sanılanın”
aksine daha çok a
ğlıyor kendi içinde…
Mutluluk masalları, artık çocukları uyutmuyor. Bir eksiklik var diye dü
şünemiyor insan, çünkü
eksik olmayanlar göze batıyor… Bir ölü gördü
ğü zaman önce
kendisine a
ğlıyor insan…



Tebessümler, özel günlere saklanıyor… Ve ardı arkası kesilmeyen bağşmaları yine kalabalıklar
temizliyor… Siyah gökyüzü, maviyi nasıl tanımamazlıktan geliyorsa insanlar da
sevmeyi hatırlamaya çalı
şıyor. Bir sebep
bulununca a
ğlamak için, yüreğinde takılı kalmış her bir dumanlı hâtıra
aklına geliyor ve insan, onların da gönlünü yapıyor: A
ğlıyor…



Anlıyor ki, bunun adı hayat… Ve yutkunuyor hazmetmek için…



Nerde o büyük eksiklik, düşünmekten kaçarken
hayat
şehrinin köprüaltında kulaklarını kapatıyor insan… O büyük eksikliğinin, yüreğindeki sevgiyi
yaratan ALLAH oldu
ğunu kabullenmek
istemiyor. Sa
ğına bakıyor hüzünlü sîmâlar,
soluna bakıyor a
ğlayan yarınlar… Yüreği kanatlanıp onu
Yaratan’a gitmek için zorlasa da o aklından yere çivilenmeyi tercih ediyor… Aklı
ile acı çekiyor, nefsi ile sava
şıyor, yüreği ile huzuru arıyor.



İn“san”, güzellikleri bataklıklarda arıyor… Ne zaman
bir çiçek görse yakalayamadı
ğı mutluluğun intikamını alırcasına
onu koparıyor… Ve yerine yalancı bir koklama ile saygı sunuyor… Aynaya bakınca
yalnızca kendini görüyor, her bir hücresinin yolunu
şaşırmadan ona nefes
hediye etti
ğini bilmek istemiyor.



Ne zaman canı ile ilgili hayat ona kötü bir espri yapsa, hemen yüce
Yaratan, hayat felsefesi oluyor. Ba
şı eğik, duâ ediyor…
Belki kendi hâlinden utanç duyuyor… Çok kıymetli canı yeniden ona emânet
edilince de yalnızca bir kâbus gördü
ğüne inandırmaya çalışıyor kendini…



İn“san”bir bir borçlanıyor…



Bu hayatı değiştiren, mavi gökyüzünü
siyahla tanı
ştıran ve sevgiyi unutmak zorunda
kalanın kendisi oldu
ğunu çok iyi
biliyor.




Ve hayatındaki en büyük eksikliğin, kendisinin var
olu
ş sebebini gömmeye çalışması ile giderek büyüdüğünü biliyor.



İn“san” ismine yakışırcasına, dünyayı
sonsuz “sanmaktan” öteye geçemiyor…

Fatma Aladağ

Sevgili Sevgi İkrimeye değerli katkılarından ötürü en kalbi sevgi, saygı ve hürmetlerimi sunuyorum.
:100011:/

https://i2.wp.com/img472.imageshack.us/img472/8854/smileyby5.gifBEĞENDİYSEN VE ALANINA EKLEMEK İSTERSEN YORUM YAZ BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı ! ÖĞüT !! NaSiHaT !!! HaYaT DeRSLeRi içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

1 Response to İn“san” ismine yakışırcasına, dünyayı sonsuz “san/maktan” öteye geçemiyor…

  1. Şermin dedi ki:

    ŞİMDİ VAKİT DUA VAKTİDİR: "Duanız olmasaydı ne ehemmiyetiniz olurdu" buyuran Yaratıcı’ya iltica vakti Bütün kapıların kapandığını sandığınız anda dua kapısı ardına kadar açılır önünüzde, çarelerin bittiği yerde dua tek çare olarak karşınıza çıkar Çözümsüzlüğe tıkanıp uyuyamadığınız uzun gecelerden bir gece kalkın Şebnemlerin sabah meltemiyle kucaklaştığı bu hasret vaktinde rahmetin ve şefkatin tecellisini yatakta bekleyin tembelliğinizi sürüyerek dirilin Uykusuz geçirdiğiniz koca bir elem gecesinde hangi problemi çözdüğünüzü düşünün Kendinizi hırpalamanın dışında neye yaramış ki kuruntularınız, dertlenmenizle neyi halletmişsiniz? Vah zavallı ben! Kendimde bir güç ve kudret vehmettikçe kudretim aczime çarpıp tuz-buz oluyor Eğer idrak edebilseydim varlık sebebimi, gerçekten anlayabilseydim Rabbim gemisinde bir yolcu olduğumu, sırtımda dünya yüküyle kendime işkence eder miydim? İstesek de, istemesek de dünya dönüyor, güneş doğuyor, yağmur yağıyor, rüzgar esiyor, çiçek açıyor İstesek de, istemesek de yaşlanıyoruz Bir saniye öncesi kaybımız, bir saniye sonrası ise meçhulümüz: Elimizde sadece yaşadığımız "an" var Ne kadar çaresisiz! Öyleyse bırakalım her şeye hükmeden versin hakkımızda en hayırlı hükmü Atın sırtınızdan dünya elemini, durun Allah’ın huzuruna; sonra diz çökün önüne, boyun bükün Hükme tabi olup elemlerden kurtulmak varken, kendimizi hüküm mevkiinde sayıp rezil olmak niye? Üstelik takatımız yükümüzü taşımaya etmiyor Bin hamal gibi vehimlerimi ömür boyu taşımaktan bıktım; Artık Yaradan’a tümden teslim olup "kullukta varlık" aramak istiyorum "Ya Rab! Çaresi bulunan şeyde acze, bulunmayan şeyde ye’se düşürme bizi" diye de dua ediyorum Zaten hayat da uzun bir duadır!Yavuz Bahadıroğlu

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s