Mümin’in Miracı NAMAZ. Buyurun Miraca Çıkalım…


https://i2.wp.com/img148.imageshack.us/img148/6563/miracnamaz.jpg

MİRAC, Peygamberimizden bize miras
kald
ı.

O miraca yükseldi, kullu
ğun en uç noktasına vardı, yakınlığın en nihayetine ulaştı, kâinat ötesi bir yüceliğe erişti,

Rabbiyle bulu
ştu, binbir kelâm etti, bir anda gitti, gördü ve döndü.

Çünkü zaman ötesine geçti.


Zamans
ız, mekânsız, maddesiz bir derinliği yaşadı.



Rabbinin huzuruyla
şereflendiğinde bütün varlıkların ve insanların selâmını, tesbih ve ibadetlerini, tebrik, bereket ve güzelliklerini ve her
türlü tayyibat
ı O’na arz etti.

Bu esnada salih kullarını, mü’minleri, miraca ilgi ve alâka duyanları, kendini miraç mucizesiyle
bütünle
ştiren, miracın mânâ ve mahiyetini kavrayıp, ruhuna sindiren takva ehlini de orada andı.

Rabbinin O’nun şahsına verdiği selâmı, O hem kendi üzerine aldı, hem de “ve alâ ibâdillâhi’s-sâlihîn” diyerek ümmetini de miracın içine kattı, o âleme taşıdı, orada andı ve hatırladı. Böylece miracını bütün bir ümmetiyle birlikte idrak etti.
Çünkü O yarat
ılış ağacının en son ve en mükemmel meyvesi ve aynı zamanda en seçkin çekirdeği ve özüdür. Bu çekirdek O’nun kadar mükemmel ve şerefli bir meyve libasını daha giymemiştir.

Ve Cenab-ı Hak, kocaman bir çam ağacını buğday tanesi gibi bir çam çekirdeğinden çıkardığı gibi, şu kâinatı da onun nurundan yaratmış, O’nun duası ve ibadetiyle de, öbür âlemin kapısını açmıştır.

O zamandan bugüne ise ümmetin veli kulları ruh ve kalb ayağıyla, kendi istidat ve birikimlerine göre o nurlu caddede, nebevî miracın gölgesinde yürümüş, o yüce makamlara tırmanmışlardır.

Miraç öyle bir mucize, öyle kapsamlı bir hakikat, öyle geniş, derin ve nurlu bir olaydır ki, imanın mayası, kulluğun esası ve temeli, ilâhî yakınlığın ve rahmetin yolu orada anlaşılmış ve bilinmiştir.

O bir rahmet peygamberi olduğu, her anda, her yerde ve her vesileyle ümmetini hep yanında ve yakınında gördüğü ve bizi Rabbimize tanıtıp anlatmak için bütün âlemleri gözümüzün önüne serdiği içindir ki, miracın da en uç noktasında yanında taşımış ve manen beraberinde götürmüştür.

Şehadet âleminden
gayb âlemine, dünya âleminden âhiret âlemine geçmi
ş, bizim birer iman esası olarak bildiğimiz, inandığımız, kabûl ve tasdik ettiğimiz hakikatleri o bizzat görmüş, tatmış, yakından müşahede etmiş, yaşamış ve bütün varlığıyla ruhuna sindirmiştir.

Öyle ki meleklerle görüşş, Cebrail aleyhisselâm ile birlikte bu yolculuğu gerçekleştirmiş, Mescid-i Aksâ’da bütün
peygamberlere imaml
ık yapmış, sema katlarında peygamberleri ziyaret etmiş, bütün âhiret âlemlerini gezmiş, dolaşmış ve tanımıştır. Cennetin nimetlerini ve hurilerini, Cehennemin azabını ve zebanilerini görmüş, Cennetteki ümmetinin saadetini, Cehennemdeki günahkârların dehşetli hâlini müşahede etmiş, “Sizin inandıklarınızı ve iman ettiğiniz gayb âlemini ben gittim, gördüm, geldim. Bunda şüphe ve tereddüt yok” demiş, “âhirete gidip gören var mı?” diyenlere fiilen cevap vermiştir.

Asıl miraç, en büyük
miraç, “en büyük kul” ile Rabbi aras
ında vuku bulan miraç, kendi vakti içinde gerçekleşti ve tamamlandı; ama oraya velâyetiyle gidip
risaletiyle dönen Resul-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.) o nurlu kap
ıyıık bırakmış, o ilâhî davete herkesi ve hepimizi çağırmıştır.

Böylece miraç, bizi bize tanıtıyor, kendi konumumuzu ve durumumuzu ortaya çıkarıyor. Allah katındaki yerimizi ve mevkiimizi belirliyor. Ve bize henüz dünyada iken
iman
ın hazzını, âhiretin saadetini ve huzurunu tattırıyor

Bizim günlük namazlarımız, böyle muhteşem bir yücelmeye eğitim mahiyetindedir. Yani bütün inananlar hangi şekilde olursa olsun, namaz kılarak ahlaklarını arıtır ve insanlığın haysiyetli yapısına ulaşır. Bugün yeryüzünde yüz milyonlarca insan, eksiği ile, yanlışı ile namaz kılmaktadır, riyakârca kılınan namazlar dışında bütün namazlarımız Cenab-ı Hakk’ın makbulüdür. Şu halde, biz namaz kılarken hep ahlâki bir yücelmenin özlemi içinde ve gayretinde olmalıyız. Elbette Allah’a lâyık hamd namazına erişmek, zorlu bir arınma konusudur.


Gerçek ve hakiki namazda kul, Mirac
ın hikmetlerine yaklaşır.



Mümin’in Mirac
ı NAMAZ.

Buyurun
Miraca Ç
ıkalım…

Mehmet Paksu

https://i2.wp.com/img472.imageshack.us/img472/8854/smileyby5.gifBEĞENDİYSEN VE ALANINA EKLEMEK İSTERSEN YORUM YAZ BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.


About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı .:. NaMaZ .:. içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to Mümin’in Miracı NAMAZ. Buyurun Miraca Çıkalım…

  1. ahmed dedi ki:

    Mi’rac , “yükselme aleti” demektir ve Türkçeye, “merdiven,” yahut “asansör” olarak tercüme edilmiştir. “Namaz mü’minin miracıdır.” Hadis-i ŞerifKâmil iman, takva ve salih amel manevî terakkinin birer basamağı gibidirler; insanın ruh ve kalbi bunlarla terakki eder ve Allah’a yaklaşır.Nur Külliyatından Mirac Risalesinde, “Hakikat-ı Mirac nedir?” sorusuna, “Zât-ı Ahmediyenin(a.s.m.) meratib-i kemâlâtta seyr-ü sülûkünden ibarettir,” (Sözler, 563)şeklinde veciz bir cevap verilmiş ve daha sonra bu cevabın geniş bir açıklaması yapılmıştır. Bu ifadelerde çokça sorulan şu sorunun da cevabını bulmuş oluyoruz: “Cenâb-ı Hak mekândan münezzeh olduğuna göre, O’nunla görüşmek için böyle uzun bir yolculuğun gereği var mı?”Demek ki, miracda esas olan, Hz. Peygamber’in(a.s.m.) manevî terakkisidir. Allah Resulü(a.s.m.) yerde iken de Allah’ı “Semavat ve arzın Rabbi” olarak biliyordu. Ama, güneşle dünya arasındaki yüz elli milyon kilometreye yakın mesafeyi ışığın yaklaşık sekiz dakikada aldığı göz önünde bulundurularak, henüz ışığı dünyamıza ulaşmamış yıldızlar bulunduğunu düşünürsek sema âleminin ne kadar geniş olduğunu hayal âlemimizde bir derece canlandırabiliriz. Allah Resulü(a.s.m.) bu muhteşem âlemi bütün tabakalarıyla geçtikten sonra “Allah’ın semavat ve arzın Rabbi olduğuna” dair imanında akıl almaz derecede bir inkişaf olduğu muhakkaktır. Sema âlemine, kürsiyi, arşı, cennet ve cehennemi eklediğimizde bu yüksek makamlarda ve bu sonsuz menzillerde seyahat etmekle kazanılan marifetin ne kadar ileri bir noktaya vardığını hayal etmemiz bile mümkün değildir. Demek oluyor ki, Cenâb-ı Hakk, o en sevgili kulunu rüyetine mazhar kılmakla şereflendirmek dilediğinde, Onu böyle bir terakki ve tekâmül yolculuğuna çıkardı. Burada Cenâb-ı Hakk’ı bir makamda görmek değil, bütün mekânları ve makamları geride bırakan ulvî bir mertebede O’nunla görüşmek söz konusudur. Dört büyük kitaptan birisinin kendisine indirildiği Musa(a.s.) gibi büyük bir peygamber, Allah’ı görmek dilediğinde kendisine şu vahiy gelmişti: “Sen beni göremezsin.” Âyette “ben görülmem” denmeyip de “Sen beni göremezsin,” buyrulmasında, “bu rüyete mahzar olacak bir başka peygamberin geleceği” müjdesi gizlidir. Nitekim, Cenâb-ı Hakk dağa tecelli ettiğinde Musa(a.s.) kendinden geçmiş ve yere yığılmıştı. Demek ki, dağa tecellisi bir büyük peygamberi kendinden geçiren bir Nurun sahibi, kendini bir başka peygamberine göstermek isterse, onu bu rüyete mazhar olacak bir makama terakki ettirecektir. İşte miracın hakikati, bu terakkinin ve bu tekâmülün gerçekleşmesidir.Burada şöyle bir soru daha akla gelebilir. Cennette mü’minlerin rüyete mazhar olmalarını nasıl anlamamız gerekiyor? Onlar böyle bir dereceye mi erecekler ki bu lütfa nail olsunlar?Bu sorunun cevabı da yine Nur Külliyatındaki şu cümlede saklı: “Mirac yoluyla beka âlemine girdi.” (Mesnevî-i Nuriye, 197) Yani, Peygamber Efendimizin(a.s.m.) rüyete mazhar olması bu dünyada değil, beka âleminde gerçekleşti. Hz. Musa(a.s.) ise bu tecellinin dünyada gerçekleşmesini istemişti.Allah Resulü(a.s.m.) cenneti tarif ederken, “ne gözler görmüş ne kulaklar işitmiş ne de beşerin kalbine hatırana gelmiştir” buyururlar. Bu hadisin bir yönü de şudur: Bu dünyada insan şu kâinattan daha mükemmel, daha harika olduğu gibi, cennet ehli de cennetten daha mükemmel olacaktır. Zira, cennet onun hizmetine verilmiştir. Cenneti aklımızın almayacağını haber veren bu hadisi şerif, bizlere bir mü’minin orada ulaşacağı makamı da burada hayal etmemizin mümkün olmadığı mesajını vermiş oluyor.Bir kâmil mü’min cennette bu dereceye çıktığı gibi, oradaki Hz. Musa’nın(a.s.) derecesi de dünyadakinden aynı ölçüde farklılık gösterecektir. Bu dünyada bir mü’min kul ile o büyük peygamber arasındaki makam farkı, orada da aynen muhafaza edilecektir; her ikisi de akıl almaz ölçüde terakki edeceklerdir.•••Kab-ı Kavseyn, mirac mucizesinin en son ve en ileri safhasında, Peygamber Efendimizin(a.s.m.) rüyete mazhar olduğu manevî makamın ismidir. Kavseyn iki yay demektir. Bu ifade mecazîdir. Nur Külliyatında, Kab’ Kavseyn için, “imkân ve vücub ortasında Kab’ Kavseyn ile işaret olunan makam,” denilmektedir. Buna göre söz konusu teşbihteki yaylardan birisi imkan diğeri ise vücub olmaktadır. İmkân bütün mahlukat âlemini, vücub ise, Alah’ın zâtının, şuunat, sıfat, efal ve esmânın tümünü ifade eder.İşte mirac hadisesinde, Vacibü’l Vücut olan Allah, mümkinat âleminin sultanını rüyetine ve sohbetine müşerref kılmıştır.Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.)Leyle-i Miracınızı tebrik ve içinde ettiğiniz duaların makbuliyetini rahmet-i İlâhiyeden niyaz ederiz…selam ve dua ile Kardeşim Rıza Berkan

  2. Fasl-ı gül dedi ki:

    Kandilleri birer fırsat bilmeli, bu müstesna zaman dilimlerinde ALLAH’a daha da yakın olmaya çalışılmalıdır. Bilelim ki, ALLAH’a yakınlık, O’nun emirlerini yerine getirmek, yasak ettiği şeylerden kaçınmakla mümkündür.Selamün Aleyküm Mümin’in miracı olan namazı ise Rabbim hissederek huşu içinde yaşayarak kılanlardan nasip eyler inşALLAH!Ne büyük zenginlik kapını çalmakEn büyük mutluluk yolunu bulmakNe büyük saadet müslüman olmakŞerafet Sendendir affet ALLAH’ım!Sana kavuşunca güleceğiz bizÖmür takdir ettin öleceğiz bizKefene sarılı geleceğiz bizKıyafet sendendir affet ALLAH’ım!ALLAH’a emanet olunuz!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s