Cemâlinle ferahnâk et ki yandım yâ Rasûlallah.


https://i1.wp.com/img133.imageshack.us/img133/1629/cemlinleferahnketrbg.jpg

“Gönül nûr-i cemâlinden habîbim bir
ziyâ ister
Gözüm hâk-i rehinden ey tabîbim tûtiyâ ister”

(Sevgilim, gönlüm senin güzelliğinin nûrundan bir ışık ister. Ey tabîbim!
Gözüm senin yolunun topra
ğından sürme ister.)

Gönül pervânesi Muhammedî nura âşık olur da, O ilâhi şemin ziyâsından berî
olabilir mi? “Berî olmak”, “olmamamak” ile eş anlamlıdır âşık için…

“Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl
Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl” Diyen ehl-i din kâinâtın yaratılış sırrını âşka,
aşkın sırrını da Muhammed (s.a.v)’e dayandırmaktadır. “Levlâk” hitabının mazharı
olan kâinatın Efendisi (s.a.v) ezelden-ebede aşkın merkezindeki kutlu yerini
almış, alemleri ziyâsı ile aydınlatmaya devam etmektedir. O (s.a.v)’nun
hakikatine muttali olmak öylesine zor ki, bir kırıntı, bir ışık dahi âşıkları
mest etmeye yetmiştir.
İmam Kurtubî bu gerçeği şu ifadelerle dile getirir: “Rasul-i Ekrem (s.a.v) Hazretleri’nin
hüsn-i cemâli tamamen zâhir olmamıştır. E
ğer vücudunun
bütün güzellikleri olanca hakikati ile görünse, ashabı O (s.a.v)’na bakmaya
takat getiremezlerdi. Ashâb-ı Kirâm’dan Rasûlullah’a duydu
ğu muhabbeti dile getirenler ise; kelimelerin ifade gücü ile sınırlı
kalmışlardır.
Rasûlullah’ın şâiri ünvanını alan Hassan b. Sâbit (r.a) O eşsiz güzelin, güzelli
ğini şu mısralarla şiirleştirmiştir;

“Ve ahsen ü minke lem terâ kattu ‘aynî
Ve ecmelü minke lem telid’in-nisâü
Hulikte müberrean min külli ‘aybin
Ke enneke kad hulikte kemâ teşâü”
(Görmedi senden güzel bir cism-i âlî gözlerim
Etmedi senden güzel tevlid, evlâd bir ana
Ayb ü noksandan berîsin yâ Rasûlallah sen
Sanki arzû etti
ğin sûrette halk etmiş Hudâ)

O (s.a.v) bakmaya dayanamayan âşık sahabilerden Câbir b. Semüre (r.a)’nin gözleri
aya takılır, der ki;
“Mehtaplı bir gecede Peygamber Efendimiz’i kırmızı renkli elbisesi ile gördüm
de; bir O’na baktım, bir de aya. Vallahi bence O (s.a.v), aydan daha güzeldi.”
Kâinatta herşey O’na aşıktı. A
ğaçlar, taşlar selam verir, Ey
sevgili, bir nazarına, bir dokunuşuna herşeyim fedâ olsun, hoş geldin, safalar
getirdin derlerdi. Güneş O’nu incitmemek için çırpınır, ay parmak işâretini
beklerdi.
Nitekim bir işâreti, ayın ikiye bölünmesine yetmişti. Hz. Ömer (r.a) seçkin
sahabî Cerir b. Abdullah (r.a)’ın eşsiz güzelli
ğini
anlatabilmek için; “Cerir, bu ümmetin Yusufudur” derdi. Alemlerin kendi yüzüsuyu
hürmetine yaratıldı
ğı Fahr-i Kâinat Efendimiz ise, yaratılmışların,
yaratılacak olanların da eşsiz güzeli idi. Bu eşsiz güzelli
ğe meftun olan, için için hasret ve muhabbetle yanıp tutuşan
Yaman (Yanar) Dede O (s.a.v)’nun cemâli ile ferahlamanın yollarını arar. Yanar
Dede mısra mısra yanar, duman duman tüter şiirlerinde;

“Susuz kalsam, yanan çöllerde cân versem elem duymam
Yanarda
ğlar yanar bağrımda, ummanlardan nem duymam
Alemler ya
ğsa göklerden ve ben messeylesem duymam
Cemâlinle ferahnâk et ki yandım yâ Rasûlallah.”

Habîbullah (s.a.v)’ın cemâlini dünya gözü ile görme lütfuna nâil olan
sahabilerden bununla yetinmeyip O’nu öpüp koklamak isteyen Üseyd b. Huday (r.a)’ın
bu arzusuna ulaşmak için başvurdu
ğu usul de, âşığın halini anlatan tarihi bir sahne olarak kaynaklarda yer alır; “Üseyd
birgün, Hazret-i Peygamber’in de şereflendirdi
ği bir
toplulukta fıkra anlatıyor ve arkadaşlarını güldürüyordu. Muhtemelen fıkranın
dozunu biraz kaçırmış olmalıdır ki, Hazret-i Peygamber elindeki çubukla Üseyd’in
ğrüne dürterek O’nu ikaz etme durumunda kalmış; bunun üzerine,
Rasulullah (s.a.v)’la aralarında şöyle bir konuşma geçmiştir;
“- Beni acıttın yâ Rasûlallah! Kısas isterim!
– Öyle ise kısas yap!..
– Fakat yâ Rasûlallah!.. Senin üzerinde gömlek var. Halbuki sen vururken benim üstümde
gömlek yoktu!..
Hazret-i Peygamber (s.a.v) gömle
ğini kaldırınca,
Üseyd Efendimiz’i kucaklar ve bö
ğrünü öperek
ilave eder;
– Anam-babam sana feda olsun yâ Rasûlallah, işte maksadım buydu” (Ebu Davud, Sünen,
lV, 482-483)
Bahsimizi güzeller güzeline salâtu selam ile tamamlarken, aczimizi ve gönül
perişanlı
ğımızı arz ile şefaat diliyoruz.


“Es-selâtü ve’s-selâm ey Mustafa


Yâd-ı nâmındır veren kalbe safâ


Es-selâtü ve’s-selâm ey müctebâ


Dilde aşkın dilde nâmın dâima


Es-selâtü ve’s-selam ey murtazâ


Çünkü aşkınla bulur gönlüm şifâ


Es-selâtü ve’s-selam ey Mustafa (s.a.v).”

Mustafa
DEM
İRCİ

https://i2.wp.com/img472.imageshack.us/img472/8854/smileyby5.gifBEĞENDİYSEN VE ALANINA EKLEMEK İSTERSEN YORUM YAZ BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı ReSuLuLLaH'ı SeViYoRuM; ÇüNkü... içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

1 Response to Cemâlinle ferahnâk et ki yandım yâ Rasûlallah.

  1. Kubilay Basoglu dedi ki:

    Paylasiminiz icin tesekkürler. Emeginize saglik.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s