İSTaNBuL’uN FeTHi


https://i0.wp.com/img38.imageshack.us/img38/6426/1453rbg.jpg

İstanbul,
Asya ile Avrupa kıtaları arasında yer alan doğal güzellikleriyle ünlü
bir kenttir. Tarihi M.Ö. yedinci yüzyıla kadar uzanır. Şehir, M.Ö. 657
yılında Megaralılar tarafından kurulmuştur. Devletin Byzas adlı
komutanının adından dolayı şehre, Byzantion adı verilmişi. M.Ö. altıncı
yüzyılda Perelerin eline geçen Byzantion için, Atinalılar ve
Ispartalılar da savaşmış. M.Ö. dördüncü yüzyılda İskender tarafından
fethedilen şehir M.Ö. üçüncü yüzyılda Roma İmparatorluğu tarafından
alınmış. M.Ö. 330 yılında İmparatorluğun başkenti olan Byzantion’a, bu kez de Konstantinapolis adı verilir. M.Ö. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Konstantinapolis, Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti olur.


Stratejik
önemi ve tabi güzellikleriyle herkesin dikkatini çeken şehir, Gotlar,
Ostrogotlar ve Bulgarlar tarafından defalarca kuşatıldı, fakat
alınamadı. Bu yoğun saldırılar üzerine, İmparator Anastasiyanus,
Silivri’den başlayarak Karadeniz’e kadar uzayan surları yaptırdı. Buna
karşın saldırılar devam etti. M.S. 7. ve 8. yüzyıllarda Araplar
tarafından da kuşatıldı. Fakat bu kuşatmalar da sonuçsuz kaldı.


1203 yılında Haçlı orduları tarafından zapt edilerek 1261 yılına kadar Haçlıların elinde kaldı. Bu tarihten sonra tekrar Bizanslıların eline geçti.

1299
yılında kurulan Osmanlı Devleti, yavaş yavaş büyüyerek gelişti. Anadolu
ve Rumeli’de genişlemeye devam etti. Anadolu ve Rumeli’deki
topraklarımızın arasında kalan Bizans, mutlaka alınmalıydı. Bu amaçla
şehir, Osmanlılar tarafından birkaç defa kuşatıldı. Ama alınamadı.


1453
yılında, Padişah II. Mehmet, hocası Akşemsettin’in de teşvikiyle
İstanbul’a yeni bir saldırı düzenlemeye karar verdi. Önce, Yıldırım
Beyazıt tarafından yaptırılan Anadolu Hisan’nın karşısına
Rumelihisan’nı yaptırdı. Edirne’de döktürdüğü balyemez adı verilen
büyük toplarla savaşa hazırlandı.6 Nisan 1453 yılında, Osmanlı ordusu
Bizans surları önüne geldi. Bizans İmparatoru Konstantin, Haliç’i
zincirle kapatarak Osmanlı Ordusu’nun şehre denizden girmesini önledi.
11 Nisan günü kuşatma tamamlandı ve top ateşi başladı. Yirmi gün süren
top ateşinden kesin bir sonuç alınamadı. Şehrin denizden de kuşatılması
gerektiğini düşünen II. Mehmet, bir gece yetmiş parça gemiyi karadan
yürüterek Haliç’e indirdi.


Bizanslılar,
sabahleyin Osmanlı Donanması’nı Haliç’te görünce büyük bir korkuya ve
paniğe kapıldılar. Haliç’ten ve karadan yapılan top atışlarıyla
surlarda gedikler açıldı. Bunun üzerine, 29 Mayıs günü bir genel
saldırı düzenlenmesine karar verildi. Hocası Akşemsettin II. Mehmet’e
cesaret veriyor; Hz. Peygamberin, "Konstantin elbet fethedilecektir.
Onu fetheden komutan ne iyi komutan ve onun askerleri ne güzel
askerlerdir" sözüyle müjdelenen komutanın kendisi olduğunu söylüyordu.
Bu inançla 29 Mayıs günü son taarruz başladı. Çok kanlı ve zorlu bir
savaştan sonra birçok şehit verildi. Bu şehitler arasında, Bizans
surlarına Türk bayrağını diken Ulubatlı Hasan da vardı. Nihayet, Mayıs
1453 Salı günü, İstanbul fethedildi.
İstanbul’un
fethi, hem Türk tarihi için hem de dünya tarihi için önemli bir
olaydır. Türk tarihi için önemi İstanbul’un fethiyle, Osmanlıların,
Balkanlardaki ilerlemelerine engel olacak hiçbir gücün kalmamasıdır.
Avrupa’da ilerleyişini sürdüren Osmanlı Devleti, büyük bir imparatorluk
haline gelmiştir. Dünya tarihi bakımından ise, İstanbul’un fethi, Orta
Çağ’ın kapanıp Yeni Çağ’ın açılmasına sebep olmasındandır. İstanbul, 29 Mayıs 1453 tarihinden 23 Nisan 1920 tarihine kadar Osmanlı Devleti’nin başkenti olmuştur. Bu nedenle Türk ve Dünya tarihini etkileyen bu önemli fethi, her yılın 29 Mayıs günü, aynı coşku ve sevinçle kutluyoruz.



https://i2.wp.com/img472.imageshack.us/img472/8854/smileyby5.gifBEĞENDİYSEN VE ALANINA EKLEMEK İSTERSEN YORUM YAZ BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı Haberler ve politika içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s