KeŞKe KuR’an-ı TaM DuYaBiLSeK !


https://i2.wp.com/www.hikmetdiyari.com/kuran2.jpg


Kur’an-ı
Kerim, bazen değişik tenbih ve ihtarlarla gönüllere havf ve haşyet
duygusu salar; bazen de iltifat ve müjdelerle kalblere reca hissi
doldurur; kimi zaman insanı uzayın enginliklerinde gezdirir, kimi zaman
da onun nazarını kendi gönlüne ve vicdanına çevirir; akla ve mantığa
seslendiği aynı anda kalbe ve hissiyata da hitap eder.


Kur’an-ı
Kerim, bazen değişik tenbih ve ihtarlarla gönüllere havf ve haşyet
duygusu salar; bazen de iltifat ve müjdelerle kalblere reca hissi
doldurur; kimi zaman insanı uzayın enginliklerinde gezdirir, kimi zaman
da onun nazarını kendi gönlüne ve vicdanına çevirir; akla ve mantığa
seslendiği aynı anda kalbe ve hissiyata da hitap eder. Mesela, Hazreti
Musa (aleyhisselam)’ın hayatına dair bazı hadiseleri defalarca
hatırlatır; fakat her hadiseyi hemen her zaman farklı bir üslupla
aktarır; surelerin umumi havasına ve o hadisenin ele alındığı yerdeki
diğer ayetlerin muhtevasına göre değişik bir dil kullanır. Ayetin siyak
ve sibakını (öncesini ve sonrasını) nazar-ı itibara alarak meseleleri
başka başka kelimelerle dile getirir. Böylece, aynı mana ve muhtevaları
farklı şekillerde ifade ederek, hem akla hem de kalbe sözünü dinletir;
hem mü’mini hem de kafiri dize getirir; hem çok okumuş bir alime hem de
mektep yüzü görmemiş bir kimseye derslerini verir. Yağmurun, değişik
mevsimlerde farklı yerlere çeşit çeşit şekillerde yağması; bazen ince
ince çiselemesi, bazen de kar ve dolu halinde düşmesi, kimi zaman
toprağı sulayıp bereket kaynağı olması, kimi zaman da sele dönüşüp her
şeyi yıkıp geçmesi gibi, Kur’an’ın hakikatleri de muhatabın durumuna,
yer aldığı surenin genel atmosferine ve öncesine-sonrasına göre farklı
şekillerde seslendirilmektedir; bazen bir meltem gibi ruhları
okşamakta, bazen de yıldırım ve gök gürültüsü olup kalblere ürperti
salmaktadır.


Kur’an okumak Allah’la konuşmaktır


Bildiğiniz
gibi, bir kitabı gelişigüzel açarak ilk tevafuk eden yeri okuyup ondan
bir mesaj çıkarmaya tefe’ül denmektedir. Kur’an-ı Kerim’de,
inançsızların anlatıldığı ve onların tehdit edildiği pek çok ayet
bulunduğu için, tefe’ülünde bu ayetlerden biri çıkınca insanın
ümitsizliğe düşme ihtimali olduğundan dolayı ve objektif bir kural
olarak kabul edilemeyeceğini göstermek maksadıyla İslam uleması Kur’an
ile tefe’ülde bulunmaya taraftar olmamışlardır. Bununla beraber, Şah
Veliyullah Dihlevî gibi büyükler arasında Kur’an ayetleriyle tefe’ülde
bulunanlar da vardır. Şahsen, objektif bir kural gibi kabul etmesem
bile, benim de sıkıntılı anlarımda Kur’an ile tefe’ül ettiğim olur.
Kur’an’ı açıp O’na sığındığım zaman, "Allah’ım,
bu Senin kelamın; ben Senin hâlâ konuştuğuna inanıyorum. Sen bir
dönemde Peygamber Efendimiz’le konuştun.. sahabe efendilerimizle
konuştun.. Sen mekandan, zamandan münezzehsin; mekan da, zaman da Senin
tasarrufun altındadır.. Sen her zaman konuşursun, Kur’an Senin her asra
hitab eden beyanın.
Bu Kitab-ı Hakîm, Efendimiz’e, ashab-ı güzîne ve
selef-i salihîne çok hakikatlerin kapısını açtığı gibi bugünün
insanlarına da bazı şeyler fısıldayabilir." der ve bu duygularla bazı
ayetlere bakarım.. dikkatimi celb eden ayeti okur ve çok defa
üzerimdeki bütün kasvetleri, bütün hafakanları birden atarım;
tırnaklarımın ucuna kadar yeniden hayatiyete döndüğümü hissederim.
Kaldı ki, bir hizb takib etme ve her gün Kur’an’dan bir bölüm okuyarak
belli periyotlarla Kur’an’ı hatmetme daha farklı olur. Öyle inanıyorum
ki, mesela her gün yarım ya da bir cüz okusanız, okuduğunuz o bölüm
içinde, Cenâb-ı Allah
sizin o günkü sergüzeşt-i hayatınıza, üzerinize akıp gelen bir kısım
hadiseler karşısındaki teessürlerinize, sevinç ve mutluluklarınıza,
keder ve elemlerinize dair bazı şeyleri mutlaka size ifade edecektir.


Dertlerinize
derman olacak bir hakikatin kapağını kaldırıp onu sizin ruhunuza
duyuracaktır. Bugün okuduğunuz bölümde kapağı kaldırılmamış ve sizin
için saklı kalmış hakikatler olabilir; fakat, yarın, ertesi gün ya da
daha sonraki bir zaman aralığında okurken, tam ihtiyacınız olduğu anda
bu defa da o saklı kalan hakikatler size göz kırpacak, onların
üzerindeki kapaklar da inayet-i ilahiye ile kalkacaktır. Ve Kur’an size
her gün bambaşka sırlar vererek vicdanınıza "Evet evet, bu Allah
kelamı!.." dedirtecektir.. İşte, Kur’an’daki tasrifin bir de şahısların
her an değişen ruh haletlerine hitap eden böyle bir yanı da vardır. O
her zaman, her müracaat eden insana bir deva lutfeden bir şifa
kaynağıdır ve bir iksirdir.


Maalesef,
Kur’an-ı
Kerim’i sürekli okuma alışkanlığımız olmadığı gibi, bir de dil
problemimiz var; mukaddes kitabımızın dilini bilmiyoruz, kelam-ı
ilahiyi anlamıyoruz. Fakat bu hiç aşılamayacak bir engel, asla
çözülemeyecek bir problem değil. Kur’an’la daha fazla meşgul olmak ve
ondan istifade etmek için bazı şeyler yapabilirsiniz. Mesela; Hanefi
mezhebince tasvip edilmese bile, farzlarda olmasa da nafile namaz
kılarken Kur’an-ı Kerim’den okuyabilirsiniz. O gün okuyacağınız bölümün
manasını daha önceden güvenilir bir mealden öğrenebilir; özellikle
geceleyin de Kur’an’ı yüksekçe bir yere koyarak yüzünden takip etmek
suretiyle nafile namaz kılabilirsiniz. Bir hadis-i şerife dayanarak
fukaha-yı kiram demişlerdir ki, "Bir insan Kur’ân okuduğunda, ‘ben
Allah’la konuştum’ dese ve yemin etse, yemininde hânis (yeminini bozan,
yalancı) olmaz." Dolayısıyla, siz de her gece Cenâb-ı Allah’la
konuşabilirsiniz.. Keşke konuşsanız.. Cenâb-ı Hak da sizin gönlünüze
mevhibeler yağdırsa, Kur’an’ın sırlarını size açsa.. "İyyake na’büdü ve
iyyake nestaîn"in manasını tam duysanız.. "Yalnız Sana kulluk yapar ve
sadece Senden yardım dileniriz" deseniz..
böyle söylerken, Biri
tarafından duyulduğunuza tam inansanız, O’ndan medet umsanız. Yardım
talebinde bulunurken kendisine yöneldiğiniz Zât’ın ihtiyacınızı
giderebileceği itminanı içinde olsanız.. böylece, her gece Kur’an-ı
Kerim’in engin dağ ve ovalarında, bağ ve bahçelerinde, cadde ve
sokaklarında, çarşı ve pazarlarında dolaşıp dursanız.. sürekli onun
gülünü, reyhanını koklasanız.. keşke..!

ÖZETLE

1 –
Kur’an-ı Kerim, bazen değişik tenbih ve ihtarlarla gönüllere havf ve
haşyet duygusu salar; bazen de iltifat ve müjdelerle kalblere ümit
hissi doldurur.

2 –
Yağmurun, değişik mevsimlerde farklı yerlere çeşit çeşit şekillerde
yağması gibi, Kur’an’ın hakikatleri de muhatabın durumuna göre farklı
şekillerde seslendirilmektedir.

3
Her gün yarım ya da bir cüz okusanız Cenâb-ı Allah dertlerinize
derman olacak bir hakikatin kapağını kaldırıp onu sizin ruhunuza
duyuracaktır.

M.Fethullah GÜLEN

https://i2.wp.com/img472.imageshack.us/img472/8854/smileyby5.gifBEĞENDİYSEN VE ALANINA EKLEMEK İSTERSEN YORUM YAZ BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı KuR'aN-ı KeRiM içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s