Yüzünü görmeden âşık oldunuz mu birine?


https://i2.wp.com/img161.imageshack.us/img161/1017/y1pb7xrwfvktbgnfdcyzn7xvx7.jpg

Yüzünü görmeden âşık oldunuz mu
birine?

Ezelde âşık olmuşum sadece bir
isme…

" Bu nasıl iştir ?! " demeyin…

Ben de bilmiyorum, ama oldu işte!..

Her an şaşılacak işler olmuyor mu
yerde ve gökte?..

Bir ismin peşinde koştum durdum yıllarca
ümitsizce…

Acaba kimdir, bilir miyim, yüzünü görür müyüm? diye…

Ansızın karşılaşıverdim O nunla
zamanın bir yerinde…

Yer ve gökte ararken Öz de buldum,

Sen de ararken Ben de buldum derler ya,

İşte öylesine…

Meğer ne de güzelmiş O Gül yüzün…

Ey benim nazlı yarim, sevda çiçeğim, aşk bahçem…

Öyle bakma! O bakışın bir hançer, canım Kudret elinde…

Ne yana dönsem, sadece Sen ! Yalnız Sen !

Mecnûnum, aşkından olmuşum bir divâne…

Bir varmış, Bir yokmuş, evvel zaman içinde,
zaman hayal içinde

Hani o vakitler çağırmıştın beni, gönülden
sessiz ve gizlice ?..

" Çiçeği dalından kim kopardı, seni BEN den kim ayırdı ?

Ben Gül üm, sen bülbül, dön gel yine BEN im ol ! " diye…

Gelmez miyim Yâr, Belî ! elbette ! elbette !

İşte o gün bir yemin ettim ilâhi aşkımız üstüne…

Sözleştik O Arşın altında BİR leşmek üzere…

Vakit o vakit, bugün neş e var, aşk var evimizde…

ğün dernek kuruldu Gül bahçemizde…

Melekler koşuşuyor bir telaş, pür telaş içinde..

Bir o yana, bir bu yana, hepsi de delicesine…

En güzel ilâhiler söylenirken o yüksek burçlarımda…

Güneş, ay ve yıldızlar raks eder semalarımda…

Bir bir çıkarıp attım o eski elbiselerimi de…

Kuğular gibiyim bembeyaz gelinliğimle…

İnciler taktılar sırma saçımın örgüsüne,

Sürmeler çektiler gözümün kısırdöngüsüne,

Gül suları serptiler aşkınla yanan şu zavallı göğsüme,

Hûriler kan kırmızı bir şerbet verdiler elime,

Taze gül yaprakları da dökülmüş üstüne…

Mikâil tatlı bir meltem estiriyor başımda yine…

Cebrâil hayretten secde etmiş, çok şaşkın bu işe,

Ömründe hiç böyle aşk görmemiş mi ne?!..

İşte duyuyorum defler çalınıyor bir yerlerde,

Sevdiğim sesleniyor, Bir AN da, ansızın geliver ! diye…

Ne duruyorsun İsrâfil, artık şu Sûr a üfle!

Varsın kıyamet kopsun külliyen alemde, bundan kime ne?

Aşk ile BİR olacağız, kâinat duysun
ezelden ebede…

İşiten, gören, bilen herkes dâvetli bu düğüne…

Selâmu aleyküm Azrail !

Çok sevindim seni gördüğüme…

Hazırım, gidelim

İNŞALLAH BÖYLE DEMEYİ RABBİM HEPİMİZE NASİP ETSİN AMİN

https://i2.wp.com/img472.imageshack.us/img472/8854/smileyby5.gifBEĞENDİYSEN VE ALANINA EKLEMEK İSTERSEN BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı Aşk içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to Yüzünü görmeden âşık oldunuz mu birine?

  1. .G.üLümca.N. dedi ki:

    amin..Güzel paylaşım.. Emeğinize, yüreğinize sağLık..

  2. sevgi dedi ki:

    Bilyeliyle kaymak Konuşmak; bir bilyeli arabayla yokuş aşağı kaymaktır!Zeminin düzlüğüne, yokuşun meyline göre hızlanır araba ve önüne engel çıktıkça bir yana kaçmaya çalışır!Bilyeli arabalar genelde tek kişiliktir, çünkü hemen herkes dört tane bilyeli (rulman) bulmuş, bunları iki odunun iki ucuna takmış… Oturabilmek için dingillerin üstüne koyduğu tahtayı ise arkadan iki üç çiviyle sabitlemiş; ama önden tam ortadan, tek çiviyle çakarak bir nevi direksiyon haline getirmiştir. İki ön tekerleğin yakınına bağlanmış iplerden hangisini çekerse o yana dönen arabasını çoktan yokuşun tepesinden salmıştır. Bir insan, kendi arabasında özgürce kaymak varken neden başkasının arabasını tercih etsin ki! Konuşmak; bilyeliyle yokuştan kaymaktır!Marifet; yoldan çıkmamak, bir kenara devrilmemek ve kimseye çarpmamaktır ama asıl zor olanı; durabilmektir!..Bazı bilgileri öğrenmek için çok zaman ve para gerekir. Ben size bedava vereceğim:Konuşurken telefon çalsa veya konuşmayı kesecek herhangi bir durum olsa, sözünüzün devamını getirmeyin. Karşınızdaki sizi dinliyor ve anlattıklarınızı merak ediyor idiyse, soracaktır. Sorarsa anlatmaya devam edersiniz. Fakat sormuyorsa, ortalığa sessizlik çökse bile anlatmayın. Çünkü hem sizin zamanınız ve hem de karşınızdakinin zamanı ziyan oluyor!Doğru zamanı, yani sizi dinleyeceği zamanı buluncaya kadar bekleyin! Konuşmak; bilyelide kaymaktır. Zor olan işte budur; susabilmektir!Konuşmak; bildiğini veya doğru zannettiğini söylemek, konuşmak yokuş aşağı kaymak, konuşmak zihnini boşaltmaktır.Zor olan susmaktır, dinlemektir, okumaktır; yokuş yukarı “tırmanmaktır” asıl, yani doğruları öğrenmektir.Stop -Muammer Erkul -30 Ocak 2009 Cuma emeğine sağlık.dua ile..s.a.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s