İNSAN BU, GÜNAH İŞLER.


https://i1.wp.com/i29.tinypic.com/2llkcuv.jpg

İNSAN BU, GÜNAH İŞLER

Düşmeyen yalnız
Allah (cc)… Çünkü yegane sübhan O’dur!


Sadık, hiç günah işlemeyen bir melek değildir, o insandır. Var oluş sırrının
nihai gayesine vakıf bir beşer… Düştüğü de olur yer yer. Ama o, takılıp
sürçtüğü yere çakılıp kalmadan, doğrulup koşmasını bilen.. günahta
kaybolmayan.. bilakis onu gafletten uyandıran, kaderi bir sarsma olarak
değerlendiren ve anında şahlanışa geçen çelikten bir iradedir…

Ümitsizlik haramdır. Günah, koparmamalı; daha sağlam bağlamak için, çözülüp
yeniden ilmeklenme olmalıdır. Düşmekte takılmak sadakati götürür. Aşmak gerek!
Ağlamak.. bir ömür boyu ağlamak.. kirleri temizlemek için.. öteye pak gitmek
için.. gitmeden affolunmak için.. ağlamak.. sessizlikte ve çok seslilikte.. hep
içten ağlamak…

Olmaz!.. Olmaz Allahtan ayrılmak. Çünkü O’dur varılacak son durak. Yok, yok
O’ndan gayrı ne bir sığınak ne de barınak… Tek yol, af kapısının Sultanı’na
başvurmak… “Dönüp dalaşmadan ilk sana geldim
Allahım”
demek ve hıçkırmak.. buruk bir gönülle… İşte sadık,
ağlayan insandır! Ağlamaksa, en güzel, mücrime yaraşır. Düşmek, insanın
yaratılışında ve ilk insanda vardır. İlk düşen ise bir peygamberdir; Cennet mana sından yeryüzü “madde sine.. ve
sadık, bir peygamber de değildir; ama Âdemi yolun döneklik bilmez izcisidir. O
yol ise nasuhi dönüşün bağrından süzülür İlk Yurda
doğru…

En tecrübeli şeytan askerlerinin, yakıp yıkışı en korkunç silahları üzerlerine
yönelttiği hedef, Vefa Erleri dir.
İçlerinde hilekar ve ikiyüzlü nefsi taşıyan.. değişmez hedef; gerçek insan…
Vurulabilir de herhangi birinde. Ama günah tevbe içindir, nasıl ki rızık
şükretmek için… “Settar örtülecek cürüm ister. Gaffar”
affedilecek hata., ve Kuddüs”,
temizlenecek kir…
Sendeleyenlere tekme atılmaz… Düşene basılmaz. El uzatılır bilakis; iradesine
fer verilir ve kol kanat gerilir.

Gel, dur etme!.. Çöl yolcularının perdedarı ol! Solmasın kan-ter yudumlamış
çiçekler!…

Öldürücü bakışların ve dışlayıcı sözlerin de neden?! Ümit kesilmez ki en zirve
günahları bile setredebilen Rabb-i Rahimim’den. Kapat gözlerini, tut dilini ve
unut bildiklerini. Rabbim biliyor ya içimdekileri…

Lanet yağdırmak çözüm mü? Niçin merhamet edilmesin? Oysaki lanet şeytanındır,
aldanmışa değil.. nefsedir, nefsin mağduruna değil.. karanlıklaradır, pencerede
kalmışlara değil. Işık yak ve yol göster! Karartma, zifiri dünyanı daha fazla.
Sıkma, hafakanlarla pençeleşen ruhumu. Vurma, kasırgalarla dövülen kalbime
bundan öte. Yardım eden çok olur, yardım severlere.

Bir sancak taşıyoruz hep birlikte., el ele, omuz omuza, gönül gönüle… Sancak
düşmesin ben olayım. Hayır hayır, düşürmeyin beni. Düşmekle düşürmek reva mıdır
Resul-i Ekrem’ in emanetini…

Durdurun; önüne set olun. Müsaade etmeyin kopmasına; kopmamışsa bugüne dek.
Günahkâr sen isen de, bağışlayan Allah’tır. Yıllar yılı hizmet ettikten sonra
hizmetten olmak olmaz!.. Olmamalı.


Ey nur sefinesinin nurani tayfaları!.. Boğulanları
kurtarmaya koşmaz mısınız? Geride kalanlara bir vefa eli uzatmaz mısınız?
Kalmayıncaya kadar hiç kimse geride.

Fena düştüm Allah’ım!.. Ne olur, bahtına düştüm Allah’ım, bundan gayrı düşürme
zaten düşmüş bendeni. Ey günahkârı da seven Rabbim!

https://i2.wp.com/img472.imageshack.us/img472/8854/smileyby5.gifBEĞENDİYSEN VE ALANINA EKLEMEK İSTERSEN BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

1 Response to İNSAN BU, GÜNAH İŞLER.

  1. sevgi dedi ki:

    Ruhun Sesinde Kendini Bulmak Yırtınıp duruyordum yırtıcı gerçek ile. Biteviye düşünüp uykularımı bölen, rüyalarımı kâbus eyleyen bu muamma neydi? Bir gece yarısı yüreğime mil çeken esrarlı acıyı, kalbime gömerken uyumaksızın daldım bir rüyaya benzer âleme. Uzandım meçhul diyarlara… Önce sağına soluna bakan, bir şeyler arayan garip bir adama rastladım:− Nereye arkadaş? Ne arıyorsun? Yüzüme bir kaç saniye garip bir bakışla baktı ve kendinden emin bir şekilde: “Tabii ki aradığım yere, dedi. Muammalar yüreğimde yumaklanırken caddede meçhul bir yere koşan ak sakallı bir ihtiyar gördüm. Büyük bir merak ve umutla kendisine yetiştim.− Selâmün aleyküm amca! Nedir bu telaş?− Nefsimden kaçış! Hiç beklemediğim ve hiçbir şey anlamadığım bu cevap karşısında biraz daha şaşırıp bunaldım. Hayretler içinde tekrar sordum:− Nereye doğru kaçış?− Yine kendime doğru! Bu ifade, içimde daha büyük yangınlar oluşturdu. Sırları çözmek isterken esrar perdeleri daha da çoğalıyor, gönlümdeki dalgalar daha da coşuyordu. Sesler, kaynağını anlayamadığım sesler çok sesli bir koroya dönüşüyordu. Günler sonra yüzüne kederin ağı örülmüş, elleri nasırla bölünmüş, dilenci zannettiğim birine rastladım. Merhamet duygularım uyanmaya başlayınca cebimde kalan son üç-beş kuruşumu da bu adama uzattım. Şaşkın ve garip bir halde başını kaldırıp bana baktı:− Kendi ruhunun muhtaç olduğu bir merhameti ben ne yapayım? Dilencinin sözüne bir anlam veremediğim halde sordum:− Burada ne dileniyorsun öyleyse? Acı, kahır ve sitem dolu bakışlarla içini çekerek:− Çaldırdığım ve kaybettiğim öz benliğimi dileniyorum, dedi.− Onu senden kim çaldı?− Vicdansızlar! Vicdansızlaarr!..− Neden? Neden çaldılar? Büyük bir pişmanlıkla ve derin bir ah çekerek:− Bu vicdanımın ve kalbimin sesine kulak vermediğim için diye cevap verdi ve gözlerinden acı ve pişmanlığın ifadesi yaşlar boşandı. O an içimde kıpkızıl bir kıyamet koptu. Beynimde acı gerçeklerin gülleleri patlamaya ve bu patlamadan doğan ışıklar sis perdelerini açmaya başladı. O ana kadar yabancısı olduğum bir ses duydum içimde: “Vicdansızlar! Vicdan sızlar!..” Bütün benliğimde şimşekler çakan bu sese bir başka varlığımın sesiyle seslendim: “Sen kimsin? Neyin sesisin?− Kulak vermediğin vicdanın ve körelttiğin ruhunun sesiyim! O anda ruhumun derinliklerinde yankılanan şu sözlerle irkildim: “Dal kendi içine, bul ruhunu, gör hakikati, bil ve sev ALLAH’ı!” Başımı yastıktan kaldırdığımda sabah ezanını okuyan müezzin, “Hayyâlel felâh” (Haydin kurtuluşa!) diyordu. Bu Rahmani rüyanın derin tesiriyle kalkıp soğuk suyla abdest alıp Rabbimin huzuruna yöneldim. Nefsimin ve şeytanın vesveselerini kovmuş, secdede kendimi bulmuştum. Gözyaşlarıyla yüce Rabbime dua ve niyazda bulunduktan sonra kuşların musikiyi andıran seslerini dinlemeye başladım. Tefekkürsüz ve amelsiz çok okumanın yalnızca nefsimi okşadığını idrak etmiştim. Yunus Emre’nin şu mısraları yüreğimde ateş gibi yandı:“İlim, ilim bilmektir,İlim kendin bilmektir, Sen kendini bilmezsen, Ya nice okumaktır?”Ahmet SEZGİN – Ay VaktiEMEĞİNE SAĞLIK ..S.A.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s