KiMi NaSıL SeViYoRuZ. / SeVGiNiZi GöSTeRiN.


https://i2.wp.com/img153.imageshack.us/img153/2103/kulunkalbinegirenzu8yx1sv3.gif


  Kendinize hiç
sordunuz mu en çok kimi sevdiğinizi? Annenizi, babanızı, eşinizi, dostunuzu,
çocuğunuzu… Kimi seviyorsunuz en çok? Daha çok en sevdiklerimize sorarız bu
soruyu. Belki de ‘seni’ cevabını alabilmek ümidiyle. İşte bu ümitle ashab-ı
kiram sık sık sorardı: "Ey Allah’ın Rasûlü, bu
dünyada en çok kimi seviyorsun?"
diye. Fahri Kâinat
Efendimiz, farklı zaman ve mekânlarda sorulan bu soruya çeşitli cevaplar
verirdi. Çünkü O’nun sevgisi çok yönlüydü. Bazen kızları, torunları, Hz. Ali
(ra), Hz. Ebu Bekir (ra), Zeyd (ra), Üsame (ra) olarak cevap verirdi bu soruya,
bazen de ‘Aişe’ derdi. Bu sebeple de sevildiğini bilen bir hanımın kendine
duyduğu güvenle Hz. Aişe zaman zaman kendini "Allah’ın Sevgilisinin
Sevgilisi"
olarak tanımlamaktan çekinmezdi. Örf, adet, kişilik vs.
bahanesiyle eşlerin birbirlerine bile "seni seviyorum" demekten
çekindiklerini düşünürsek, Peygamber Efendimizin (sav) bu sözlerinin ne kadar
anlamlı olduğunu daha iyi anlayabiliriz.


     EL-VEDÛD’A
ÇOK ŞÜKÜR

     Fahr-i Kâinat Hz. Muhammed (sav) sevme,
sevilme ve sevgiyi göstermede de en güzel örnektir. Sevmekten korkan,
sevildiğinden şüphe eder hale gelen, hesaplı kitaplı sevgiler peşinde koşan,
bencilce ve saygısızca seven insanoğlu, Hz. Peygamberi iyi anlamalı ve sahip
olduğu sevgi anlayışını sorgulamalıdır. İyi bilinmelidir ki sevgi, El-Vedûd
olan (çok seven ve çok sevilen; kendine yönelen, tövbe eden ve çok şükreden
kullarını seven ve sevilen) Rabbimizin en büyük nimetlerinden biri. Kendini
hakkıyla seveni, başka sevgilerle mükâfat-landıran Yüce Allah, kalplerde
yeşeren sevginin, insanlar arasında vuku bulan muhabbetin varlığının
delillerinden birisi olduğunu bildirmiştir. İnsan kalbini çok yönlü sevgilerle
süsleyen Yaratıcımıza ne kadar şükretsek azdır.

     Hz.
Muhammed (sav) her şeyden önce Habibullah’tır. O, Allah’ı en çok seven,
El-Vedud’un en çok sevdiğidir. Er-Rahman onu âlemlere rahmet olarak
göndermiştir. Peygamber Efendimiz çok şükreder ve günahsız olmasına rağmen çok
tövbe ederdi. Allah-ü Teâlâ da O’nu ‘Anam babam sana feda olsun Ya Rasûllallah’
diyecek kadar çok seven mü’minlerle mükâfatlandırmıştır.


     BİR
KALBE KAÇ SEVGİ SIĞAR?

    
Habibullah birgün Hz. Ali’ye: "Allah’ı sever misin?" diye sordu. Evet
diye cevap verdi Hz. Ali. Efendimizin soruları devam etti? "Ya beni?
Fatıma’yı? Hasan ve Hüseyin’i?" Bütün sorulara evet cevabını verdi Ali.
Allah Rasûlu bu kez "Ey Ali, bir tek kalbe bu kadar sevgiyi nasıl
sığdırıyorsun?"
diye sordu. Hz. Ali cevap veremedi.

     Bu
konuşmayı evde Hz. Fatıma’ya anlattı. Fatıma (ra): "Git söyle Peygambere,
Allah’ı sevmen imanından, aklından; Peygamberi sevmen gönlünden; beni sevmen
nefsinden; Hasan ve Hüseyin’i sevmen babalığından." Hz. Ali (ra) Peygamber
Efendimize (sav) cevabını söyleyince Rasûlullah (sav) gülümsedi ve ‘Bu meyve peygamberlik ağacından alınmışa
benziyor’
dedi.
Kalbi sevginin binbir çeşidiyle donatılmış Allah Rasûlü, sevdiklerine iltifat
eder, hediyeler verir, gülümsemesi ile sevindirir, latifeleri ile şakalaşırdı.

    
Özellikle hanımlarıyla münasebetleri ve kadınlarla ilişkileri günümüzde daha
çok bilinmeye muhtaçtır. Boşanmaların arttığı, aile içi şiddet ve dayağın
tırmandığı, yeni doğan bebelerin asansör boşluklarına atıldığı, sokak
çocuklarının çığ gibi büyüdüğü, töre adına cinayetlerin işlendiği bu zaman
diliminde Peygamber Efendimizin aile saadeti, hanımları, çocukları ve torunları
ile ilişkileri yeniden hatırlanmalıdır. Biz de bu manada efendimizin hayatından
bazı misalleri okuyucularımızla paylaşmak istedik. Umarız ki faydalı
olabiliriz.


      SEVGİSİNİ
GÖSTERİRKEN DE EŞSİZDİ

     "Yaşayan Kur’an" olan Hz.
Muhammed kadınlara iyi davranılmasını emret-miştir. Bu minvalde birçok hadis-i
şerifi olan Efendimiz, "En hayırlınız hanımlarına karşı iyi
davrananınızdır’
buyurmuştur.

     Hz.
Muhammed (sav) hanımlarını sevmiş, onlara değer vermiş ve bunu göstermekten
çekinmemiştir. İnsan-ların ve bilhassa hanımlarının hatalarını asla yüzlerine
vurmamış, bağırmamış ve asla el kaldırmamıştır. Hanımlarını dövenleri uyarmış
ve bundan vazgeçmelerini söylemiştir. Hanımlarından gelen bir sıkıntıya karşı
sabırla ve genellikle sükûnetle karşılık vermiş, bazen üzüldüğünü ve
sinirlendiğini yüz ifadesiyle anlatmış bazen de latifeleriyle karşılık
vermiştir.

     Hz.
Peygamber’in, Hz. Aişe dışındaki tüm eşleri duldu. Onları korumuş, kollamış,
dul olmalarını hiçbir zaman problem yapmamıştır. Fahr-i Kâinat, sevdiklerinin
sevdiklerine de hürmet etmiştir. Allah-ü Teâlanın selamı ile mükâfatlandırılan,
cennet ile müjdelenen mü’minlerin annesi Hz. Hatice validemizin dost ve
akrabalarına ölümünden sonra bile hürmet göstermeye devam etmiştir. Onları
misafir olarak geldiklerinde en iyi şekilde ağırlamış, bir kurban kesildiğinde
mutlaka sevdiğinin sevdiklerine de ulaştırmaya çalışmıştır.

    
Efendimiz eşlerin birbirlerinin güzel, beğendikleri huylarını, yönlerini
görmelerini tavsiye etmiştir. Kendisi de hanımlarına faziletlerini söyleyerek
onları memnun etmiştir.
Hz. Peygamber bazı hususlarda eşlerinin görüşlerine başvurmuş ve tavsiyelerine
kulak vermiştir. Efendimiz hüzünlenerek ağlayan hanımlarının gözyaşlarını
elleriyle silmiş onları teselli etmiştir. Hanımlarına bineklerine binerlerken
yardım etmiştir.

     Resûlü
Ekrem (sav) hanımları Cenâb-ı Hakk’ın erkeklere verdiği emanetler olarak
görmüştür ve o şekilde muamele yapmıştır. Ev işlerinde hanımlarına yardım etmiş
bilhassa kendi işlerini kendi yapmaya gayret etmiştir.

    
Hanımlarının eğitimine çok önem vermiş, sahabe hanımlarının eğitilmesi yönünde
de büyük gayret göstermiştir. Sahabe hanımlarının ‘bize bir gün tahsis edin’
önerisini kabul etmiş, o gün sadece hanımları dinlemiştir. Sahabe hanımları tüm
sıkıntılarını, sorularını Efendimize çekinmeden aktarabil-mişlerdir. Hz.
Muhammed kadınlara hiçbir zaman ‘ikinci sınıf’ muamelesi yapmamıştır.


    
‘GÖZBEBEĞİM’

    Hz. Aişe
Peygamber Efendimizin hayatında önemli bir yere sahiptir. Hz. Aişe bir gün
Efendimiz’e (sav) ‘kendisini nasıl sevdiğini’ sordu. Hz. Muhammed (sav)
‘Kördüğüm gibi’ cevabını verdi. Bu cevap Aişe’yi (ra) çok sevindirdi. Hz. Aişe
evlilikleri boyunca zaman zaman ‘kördüğüm ne alemde?’ diye sormuş, Allah
Rasûlü’nden ‘ilk günkü gibi’ cevabını alarak mutlu olmuştur.

    Efendimiz,
sevdiklerine güzel lakaplar takarak hitap etmeyi severdi. Mesela Hz. Aişe’ye
Hümeyra (yanaklarının pembeliğinden dolayı pembecik) derdi. ‘Gözbebeğim’ diye
hitap ettiği de rivayet edilmektedir.

    Hz. Aişe’den
öğreniyoruz ki, bir şey yenilip içilirken, önce Hz. Aişe’ye içirir sonra
kendisi Hz. Aişe’nin içtiği yerden içmeye dikkat ederdi, yemek yerken de
sevgili hanımının elindeki parçayı alır onun ısırdığı yerden ısırırdı. (Nuriye
Çeleğen’in ‘Peygamberimiz Kadınlara Nasıl Davranırdı?’ kitabını ve Martin
Lings’in ‘Hz. Muhammed’in Hayatı’ eserini okuyucularımıza tavsiye ediyorum)

    Bu sayfaların
aldığı kadarıyla verebildiğimiz misallerden anlaşılacağı üzere Efendimiz
sevgisini gösterirken de çok ince ve kibardı. O insanlardan bir insandı ama
bambaşkaydı. Fakat bu özelliği onun ‘örnek’ olma vasfını etkilemez. Her hali ve
davranışı ile O’nu ne kadar örnek alabilirsek, dünya ve ahiret hayatında o
kadar mutluluğu yakalayabiliriz.

    Çünkü
Peygamber Efendimiz çağlayan bir sevgi pınarıdır. Bu pınarından ruhlarımızı
besleyemediğimiz sürece, Hazreti Peygamberi bir eş olarak da örnek almadığımız
sürece gerçekten iman etmiş olabilir miyiz?

    ‘Kişi sevdiği
ile beraberdir.’

    Kimi, nasıl
seviyoruz, bunun muhase-besini iyi yapabilmeliyiz.

https://i0.wp.com/blog.milliyet.com.tr/Images/Blog/308/92/92230.jpg

Zeynep Öymez

https://i2.wp.com/img472.imageshack.us/img472/8854/smileyby5.gifBEĞENDİYSEN VE ALANINA EKLEMEK İSTERSEN BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı SeVGi, SaYGı ve HüRMeTLeRiMLe... içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s