DüNYa MüSLüMaN KaDıNLaR GüNü. KuTLu OLSuN.


https://i2.wp.com/www.smh.com.au/ffxImage/urlpicture_id_1044927602011_2003/02/11/12nat_muslim,0.jpg

Rahman, Rahim Allah’ın adıyla

“Şüphesiz, biz sana Kevseri
verdik. Şu halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes. Doğrusu asıl ebter(soyu
kesik) olan sana kin duyandır.”

Bir makinenin kolay ve
bozulmadan çalışmasını sağlamak için, nasıl sürekli bakımı yapılırsa, insan
beyni denilen düşünme mekanizmasınında bakımı sürekli okuma ile olur.

Okunan kitabın çekici olması;
şahsın, zekasına,bilgisine, inançlarına, kültürüne ve değer yargılarına göre değişir.
Ama kitabın değerli olup olmayışı tamamiyle, kitabın yazarına ve içeriğine bağlıdır.
Bazı kitapları bir kere okumak yeterlidir. Bazı kitaplar ise o kadar değerlidirki,
insan daha çok şey almak için bir kaç kere daha okur.

Düşünün ki elinizde öyle değerli
bir kitap varki, bu kitap yaşam rehberiniz olacak niteliktedir. Her okuyuşunuzda
yeni ufuklara kavuşursunuz, yüreğiniz aşkla dolar. Bir ömür okusanızda
bitiremeyeceğiniz, yaşamınıza, gönlünüze, ruhunuza hitap etmekle kalmayıp
cennetin anahtarını sunar size. Ne yaparsınız? Bu kitabı mutlaka elde eder, gözünüz
gibi korur, defalarca okursunuz değil mi? Evet doğrusuda budur zaten.

Bahsedilen kitap, beşerin
yazdığı somut bir kitap değildir elbette. Yaşamının her ayrıntısı, gönüllere
kazınılması gerekilen Hz. Fatima-ı Zehra’dır. O alemlere nur olarak gönderilen
Kur’an’ı kendi yaşamına geçirmiştir. Bir başka deyişle Fatıma Kur’an’ın pratiğe
geçirilmiş hali yani yaşayan Kur’an’dır. Bu yüzden Allah’ın övgüsüne nail olmuştur.
Resulullah (s.a.a) Hz. Fatıma’yı şöyle tanımlar:
Kızım Fatıma (s.a)
geçmiş gelecek bütün kadınlardan üstündür. O vücudumun bir parçasıdır, gözümün
nuru ve kalbimin meyvesidir. O benim ruhumdur. O insanlardan olan bir huridir.
Rabbinin huzurunda ibadete durduğunda yıldızların yer ehli için parladığı gibi,
onun nuru da gökteki melekler için parlar ve Allah Teala meleklerine şöyle
hitap eder. “Ey melekler, bakın benim cariyem (kulum) Fatıma’ya; o benim
huzurumda durmuştur, korkudan titriyor; kalbiyle benim ibadetime yönelmiştir.
Sizleri şahit kılıyorum ki, ben onun takipçilerini ateşten koruyacağım.

Öyleyse Allah’ın merhametine,
sevgisine muhtaç olan bizler, Allah’a götüren rehber olarak Fatıma’yı izlememiz
gerekir.

Ilahi aydınlığa koşmak
isteyen kadınların Fatıma’dan daha aydınlık bir nurları yoktur. Onun hayatına
baktığımızda kısacık ömründe iman, takva, ilahi aşk ve ilimle; fedakarlık,
iffet, mazlumiyet ve sabrın birleştiği mükemmel bir şahsiyetin, asırlara nasıl
ders verdiğini görürüz.

Fatıma’yı örnek almak, rehber
seçmek kolay değildir. Onun taraftarı, takipçisi olabilmek için,ilk önce onu
tanımak gerekir. Zira tanımadığımız bir Fatıma’yı sevmek kendimizi kandırmaktan
başka bir şey değildir. Onu bir evlat, bir eş, bir ana ve bir mumine olarak tanıyıp
idrak etmek ve yaşamımıza geçirmek gerekir.

Fatıma’yı anlamadan dinleyenler,
onun ismini duyunca ağlayıp sızlarlar ama yaşamlarınada karıştırmazlar. Özlerinde
Fatıma’dan bir şey yoktur aslında. Başörtüsünü en ufak bir zorlukta açan bir müslüman
kadın, sizce” Kadının salahı, onun, yabancı bir erkeği görmemesi ve yabancı erkeğinde
onu görmemesidir.” diyen ve vefatından sonra bile mübarek vucudunun hatları
belli olmasın diye kendisi icin Umeys kızı Esma’ya özel tabut hazırlamasını
vasiyet eden, Fatıma’nın iffet ve din anlayışını yeterince kavrayabilmişmidir.?

Evini lüks eşyalarla döşeyip,
marka düşkünü, bakışlarıyla bile fakirleri ezen bir kadın; yoksulluk içinde ömrünü
geçiren, evde çalışmaktan elleri nasırlaşan, kendisi ve çoçukları aç iken,
evindeki son yiyeceği bile fakirlere veren Fatıma’ın yaşam felsefesini idrak
edebilmişmidir acaba?

Fatıma taraftarı olabilmek ,
onu rehber, şefaatçi edinebilmek için, Fatımalaşmak, yani Fatıma gibi düşünmek,
Fatıma gibi yaşamak gerekir.

Kalbimizde Fatıma’nın imanından,
ilahi aşkından, yaşamımızda Fatıma’nın mücadelesinden, ibadetinden, fedakarlığından,
iffetinden,merhametinden eser yoksa; çocuklarımızda Fatıma’nın çocuklarından
izler yoksa; başımızda başörtü ama gönlümüzde sefa arzusu, kibir yada zulme
duyarsızlık varsa biz Fatıma’nın taraftarları değiliz demektir.

Allah’ın kadınlara verdiği en
büyük lutuf, şeref ve izzet Fatıma gibi bir şahsiyetin kadın oluşudur. Bu değerleri
göz önünde bulunduran aziz İmam (r.a.), günümüz dünya kadınlarına

Hz. Fatıma’nın viladeti münasebetiyle
Dünya Müslüman Kadınlar ve Anneler Günü
hediye ederek yılda bir kez de olsa kendimizi muhakeme etmemizi istemiştir.

Bu büyük kadına sarılıp onun
değerlerine sahip çıktığımız müddetçe pusulamız hiç şaşmayacaktır. Allah
bizleri gerçek Fatıma taraftarları olmayı ve onun şefaatine nail olmayı nasip
etsin. (Amin)

https://i2.wp.com/img472.imageshack.us/img472/8854/smileyby5.gifBEĞENDİYSEN VE ALANINA EKLEMEK İSTERSEN BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

1 Response to DüNYa MüSLüMaN KaDıNLaR GüNü. KuTLu OLSuN.

  1. Semra dedi ki:

    Hakk’ın ve Habibullah’ın Habibesi, risaletin meyvesi, velayetin zevcesi, imametin annesi, cemal ve kemalin zirvesi, faziletin âbidesi, kâinatın şâhidesi, hakikatin şehidesi, tahâretin “Tâhira”sı, sadakatin “Sıddıka”sı, Ümm-i Ebiha, behcet-i kalbi- Mustafa, Şefiey-i Ruz-i ceza, Hazret-i Fatimetü’z-Zehra Selamullah-i Aleyha’nın mübraek viladeti ve “Müslüman Kadınlar ve Anneler Günü”nü başta aziz yadigarı Hz. Sahibuzzaman’a (a.f), Veliyy-i Emr-i Müslimine, müctehidlerimize ve bütün Ehlibeyt dostlarına, özellikle Fatıma izcisi tüm hemcinslerimin  Anneler gününü tebrik  ediyorum
     
     
     

    A.Ali Ural

    Güneş, yakın yıldızlarını biraz daha yaklaşmaya çağırdı kendine. Sonra abasının kanatlarını açıp şefkatle sardı onları. Olacak gibi değil ama oldu, güneş sisteminin en parlak yıldızları bir örtünün altında toplandılar. Dudakları kilitlendi heyecandan. Nefesleri kalp çekicinin altında şekilden şekle girdi. Işıklarını aldıkları kaynağa bu kadar yakın olmamışlardı hiç. Aynı abanın altında olmak, evrendeki değerlerini yeniden belirlemişti. Yalnız onlar değil, bütün kâinat nefesini tutmuş güneşin dudaklarının kımıldamasını bekliyordu. Ve güneşin dudakları kıpırdadı : " Allahım! Bunlar benim Ehl-i beytimdir; onları kötülüklerden koru ve kendilerini tertemiz kıl!" Bu duayı işiten yıldızlar sevinçle sokuldular güneşlerine. Hz. Fâtıma, Hz. Ali,  Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin, Peygamberin abasının altında gülümsediler. Bu âile fotoğrafı, albümlerinin ilk sayfasını süsledi inananların. Zira bu sayfaya bakmadan öteki sayfaları anlamak imkânsızdı. Bu fotoğrafta Son Peygamber; hem baba, hem dede, hem kayınpederdi. Bu fotoğrafta Ali; hem eş, hem baba, hem damattı. Bu fotoğrafta Hasan ve Hüseyin; hem oğul, hem torundular. Bu fotoğrafta Fâtıma; hem anne, hem eş, hem çocuktu.
    Çocuktu ve yapılanları anlayamıyordu. Koşuyor ve küçük elleriyle babasının sırtına atılan pislikleri temizlemeye çalışıyordu. Nasıl yaparlardı bunu! Hem de Kâbe’nin karşısında secdedeyken! Ondan daha temizi yokken nasıl yaparlardı! Fâtıma, babasının mübarek sırtına konulan deve işkembesini tuttuğu gibi fırlattı müşriklere. Son Peygamber namazını bitirip ellerini göğe kaldırdı. "Allah’ım Kureyş’i sana havale ediyorum!"dedi üç kez. Sonra sarıldı Fâtıma’ya. " Babasının Anası" diye sevdiği cana. Öptü yanaklarından, başını okşadı. Fâtıma ne kadar başkaydı! Peygamberlik gelmeden bir sene önce vermişti Yaradan onu. En küçük kızıydı Nebî’nin. Aydınlık yüzlü bir kız! Bu yüzden "Zehrâ" dendi ona. Sonra büyüdü, genç kız oldu. İffetli bir kız! Bu yüzden "Betül" dendi ona.
    Betül’ü eş olarak istediler Son Peygamber’den. O Ali’ye layık gördü. Hz. Ali, Bedir Savaşı’nda ganimetten payına düşen zırhı satarak mehrini verebildi Hz. Fâtıma’nın. Çeyize gelince, hiçbir gelin onun kadar kanaatkâr olmadı; içi hurma lifi doldurulmuş deri bir yastık, iki el değirmeni, deriden yapılma iki su kabı… Bu kaplarla su verecekti birer yıl arayla dünyaya gelen Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’e, bu kaplarla Uhud’ta gazilere su taşıyacaktı. Ne müthiş bir gündü o! Yalnız beraberindeki on hanımla beraber su ve yiyecek taşımıyor, hemşirelik de yapıyordu o büyük sınavda. Bir zamanlar babasının sırtını temizlemeye çalışan küçük eller büyümüş, bu kez babasının kanını dindirmeye çalışıyordu külle.
    Rasûlullah’ın göz bebeğiydi o. Kendisini her bakımdan örnek alan, konuşmasıyla, hayasıyla, yürüyüşüyle bir peygamber kızı olduğunu gösteren Fâtıma’nın üzerine titrerdi Allah’ın elçisi. Yolculuğa çıkarken biraz daha fazla görebilmek için en son onunla vedalaşır, yolculuktan döndüğünde ise özlemle ilk olarak ona koşardı. Fâtıma’yı görmek "sevinç" demekti Son Peygamber için. Evine geldiğinde ayakta karşılardı onu. Can parçasının yanaklarından öper, sonra elinden tutup kendi yerine oturturdu. Fâtıma’nın evini ziyaret etmek ise ayrı bir sevinçti O’nun için. Çünkü o evde damadı Ali, torunları Hasan ve Hüseyin de vardı. Hepsi yarışırdı Muhammed (sav) muhabbetinde. Her seferinde damadıyla kızının arasına oturur, yalnız kaldıklarında "Beni daha çok seviyor!" diye tatlı tatlı çekiştiklerinden haberdar dengeyi sağlardı aralarında.
    Hz. Peygamber her işte bir orta yol, bir denge gözetirdi. Sevgisi hiçbir zaman adaletine gölge düşürmemişti. "Kızım Fâtıma bile yapmış olsa uygularım," diyerek sosyal statüsü ne olursa olsun insanlar arasında ayrım yapılmasına karşı çıkar, hukukun üstünlüğünü savunurdu. Sevgili kızı ve damadının bir hizmetçiye ihtiyaç duyduklarını söylemeleri üzerine, bu isteklerinden kendilerinden daha yoksul olan "Ehl-i Suffe" adına feragat etmelerini talep etmiş, bunun yerine yatmadan önce her gece otuz üçer defa "Sübhanallah", "Elhamdulillah" ve " Allahuekber" demelerini salık vererek, bunun bir hizmetçiden daha çok kendilerine yardım edeceğini hatırlatmıştı.
    Ah ayrılık vaktinin geldiğini can parçasına nasıl da hatırlatmıştı! Kur’ân-ı Kerîm’i Cebrâil (a.s.)’la yılda bir kez karşılıklı okuyorlardı ama son sene iki kere bir araya gelmişlerdi. Ayrılığa bir işaret sayılabilirdi bu. Hz. Fâtıma bu sözleri duyar duymaz gözyaşlarına boğulmuş, bunun üzerine Hz. Peygamber, kendisine ailesinden ilk olarak onun kavuşacağını söyleyerek teselli etmişti onu. Ölümle teselli olur mu! Kavuşulacak olan Son Peygamberse olur elbette. Ah nasıl üzülmüştü ayrılık vaktine Fâtıma! Ah nasıl sevinmişti adı "ölüm" olsa bile buluşma vaktine…
    "Fâtıma benim parçamdır," demişti Hz. Peygamber. Hastalığı ağırlaşıp parçasından ayrılma vakti yaklaştığında Fâtıma "Ah babacığım! Vay babamın başına gelenler!"diyerek gözyaşı dökmeye başlamış, Kâinatın Efendisi, "Bugünden sonra baban hiç dert çekmeyecek güzel yavrum!" diye son kez teselli etmişti onu. Sonunda vakit gelmiş, gözler yeniden yaşlarıyla birleşmiş can parçasının dilinden şu sözler dökülmüştü: "Babacığım Rab Teâlâ çağırdı ve hemen koştun! Firdevs cenneti senin yurdundur şimdi! Cebrâil’e teslim ettik seni!"
    Ah sevgi! Neler söyletiyor Fâtıma anamıza definden sonra: " Rasûlullah’ın üzerine çarçabuk toprak atmaya eliniz nasıl vardı! Nasıl razı oldu gönlünüz!" Hz. Fâtıma’nın gönlü  uzun bir ayrılığa razı olmadı. Babasının müjdesi bu sözleri söyledikten beş buçuk ay sonra gerçekleşti. "Fâtıma benim bir parçamdır. Onu sevindiren beni sevindirmiş, onu üzen beni üzmüş olur," demişti Nebî. Aylar  binek olup taşımıştı Fâtıma’yı Ramazan’a. Ve Ramazan’da  parça aslıyla bütünleşmişti.
    HAYIRLI AKŞAMLAR SELAM VE DUA İLE…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s