KaDıNıN FaZiLeT ve İFFeTi ToPLuMu CeNNeTe ÇeViRiR.


Kadının fazilet ve
iffeti, toplumu cennete çevirir. O cennette büyüyen nesiller de, toplumların
huzur kaynağı olur. Bu bakımdan sâlihâ kadın; âilede, toplumun billur bir âvizesi
gibidir.

*Kadının İslâm’daki mevkii nedir?

Günümüzde kadınlar çeşitli vesîlelerle ve
yaldızlı sözlerle sokaklarda mutluluğu aramaya itiliyor. Kadınlar huzur ve saâdeti
nerede aramalıdır?

Cenâb-ı Hak, kadını duygu bakımından erkeğe göre daha zengin yaratmıştır.

Bu duygu ve his zenginliği, kadına ALLAH’ın yüklediği bir temel vazifenin îcabıdır.

Bu vazife, neslin muhafazası ve terbiyesidir.

Bu ilâhî tanzimin dışına çıkılırsa, kadının fıtratına ihânet edilmiş olur.

Çağımızda kadınlarla erkekler arasında uydurma bir eşitlik yarışı başlatılmıştır.

Yaratılıştaki hususiyetlere zıt olan bu yarış, hanımlık ve annelikâilenin huzur ve sükûnu kaybolmuş,toplum hayatı sarsılmış, fertler şahsiyetini yitirmiştir.

Kadın ve erkeğin fizîkî, rûhî yaratılış ve fıtratları eşit değildir ki, fiilî
veya hukûkî eşitlik gerekli olsun.

Mühim olan her alanda bir eşitlik değil, haklar ve vazifeler arasındaki
dengedir.
Kadının olgunluğu,ALLAH’ın verdiği güzel hasletleri koruması ve geliştirmesi
ile ortaya çıkar.

Kadın, sahip olduğu bu hasletleri, ilâhî tanzime ters bir şekilde yönlendirir,
kendi hakîkat ve haysiyetine vedâ ederse kıymetini mahvetmiş; letâfet, nezâket
ve zarâfetini zâyî etmiş olur.

Böylece toplum hayatı çoraklaşır.
Kadının yaratılışına göre yaşaması toplumu cennete çevirir.

Kadın; âilede, toplumun billur bir âvizesi gibidir.

Tarih sayfalarını karıştırdığımız zaman görürüz ki, toplumlar hanımlarla âbâd
olmuş ve yine onların elleriyle berbât olmuşlardır.

Eğer kadınlara mutluluk için sokaklar gösterilirse, hayat yolları cam kırıkları
ile dolar.

Kadının saâdeti, haysiyetini koruyarak yaşamasında ve âilesini muhafazasındadır.

"Cennet annelerin ayağı altındadır."  (Suyûtî, Câmius’sağîr, I, 125)
hadîs-i şerîfi, gerçek anne için Peygamberimizin ne büyük bir müjdesidir.

Fazîletli anne, ilâhî kudretin genişletilmiş bir rahmet kucağı, âilede saâdet
kaynağı, zevk ve safâ ışığı, âile fertlerinin şefkat odağıdır.

Rabbimizin, "er-Rahmân" ve "er-Rahîm" esmâsının dünyadaki
müstesnâ ve mûtena bir tecellîgâhıdır.

Osman Nuri TOPBAŞ

 

 

BEĞENDİYSEN VE ALANINA EKLEMEK İSTERSEN YORUM YAZ BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı ! ÖĞüT !! NaSiHaT !!! HaYaT DeRSLeRi içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

7 Responses to KaDıNıN FaZiLeT ve İFFeTi ToPLuMu CeNNeTe ÇeViRiR.

  1. Semra dedi ki:

    İslam dini kadına gerekli önemi ve değeri vermiştir.En önemlisi annelik olan güzel bir mevkidir.Rabbim insanı en güzel şekilde yaratmıştır.Kadın yada erkek ,ayrımcılık yapmak yersizdir.
    Sevgili Rıza kardeş,bu gün çok mutluyum.Bir yabancı dostum bana Kur’an ,okumaya başladığını ve İslam ‘a ilgi duyduğunu belirten bir mesaj yazdı ve neticede bir kaç saat süren konuşmamızda .Çok güzel bir netice meydana geldi.Sizinle de paylaşmak istedim.Bazen ümitlerin yitirildiği anlar vardır.Ben spaceste yazı yazarken bazen ümitsizliğe düşmüştüm.Bu gün ALLAH’a şükür ettim.Her çalışmanın karşılığını ”O” verir.
    Selam ve dua ile…

  2. RıZa BeRKaN dedi ki:

    Bir toplumun bugününü ve yarınlarını tahlil edebilmenin en doğru yöntemlerinden biri, kadınların durumunu incelemek. Çünkü onların hayatı nasıl algıladıkları, niçin ve neye göre yaşadıkları, ailede ve sosyal hayatta kendilerine nasıl bir konum seçtikleri, toplumun genel karakterini doğrudan yansıtır. Bununla da kalmaz, yarınlara ilişkin önemli ipuçları da taşır. Öyle ya, yeni nesiller onların ellerinde şekilleniyor.Kadının toplum hayatında böylesine belirleyici yeri oduğu için, bütün kültür ve medeniyetler bir kadın modellemesi yapmıştır. “Nasıl bir kadın?” sualine cevap aramıştır. İşte bizim kültür ve medeniyetimizin kadın modellemesi.İslam’ın, hayatın çeşitli alanlarında kadınının nasıl davranması gerektiğine yönelik kuralları, ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerle belirlenmiş; kadının, anne-baba, akraba, eş, çocuk, komşu, kardeş, arkadaş ve yaşadığı toplumla olan bütün ilişkilerinde ideal davranış biçiminin ne olduğu genel hatlarıyla çizilmiştir.Öncelikle İslam, önyargıların aksine, kadını sadece evde oturan bir ev hanımı, çocuk bakıcısı ve ev işlerini evirip-çeviren basit ve önemsiz bir düzenleyici olarak görmemektedir. Nesilleri eğitip şekillendiren bir eğitimci, bir davetin öncüsü ve hayatın çeşitli alanlarında toplumun bilinçlenme ve kalkınmasının temel unsuru olarak kabul etmektedir. Yani ailenin ve bütün bir toplumun diğer yarısı, diğer unsuru. Asla ikinci sınıf insan değil!Nasıl Bir Kadın?O, yüksek ahlaklı, şuurlu, uyanık, üretken, yapıcı, temiz ve ileri bir şahsiyettir. Sahip olduğu dini şuur ile Rabbine, kendine, anne-babasına, eşine, çocuklarına, akrabalarına, komşularına, kardeşlerine, arkadaşlarına ve bütün topluma karşı görevlerini bilir.Allah’a ve ahiret gününe iman eder. Dünyanın fitnelerine ve şeytanın hilelerine karşı dikkatlidir. Rabbi’ne ibadet eder, emirlerini yerine getirir, yasaklarından kaçınır. Allah’a tam bir teslimiyet içindedir. Rabbi’ne çokça tevbe eder; hata, ihmal ve kusurlarından dolayı bağışlanmasını niyaz eder. Aile fertlerine karşı sorumluluğunun bilincindedir. Yaptığı her işte Allah’ın rızasını gözetir. Gücü oranında iyiliği emreder, kötülükten alıkoyar.Kendine karşı görevlerinin bilincindedir. İnsanın akıl, ruh ve bedenden meydana geldiğini ve her birinin kendilerine özgü yapıları ve ihtiyaçları bulunduğunun farkındadır. Bunlar arasındaki dengeye özen gösterir; birine önem verip diğerlerini ihmal etmez. Bu hususta da Allah’ın Kitab’ını, Peygamberinin sünnetini ve selef-i salihinin yaşantısını kendine rehber edinir.İsraf, aşırılık ve kibre kaçmaksızın giyimine özen gösterir. Allah’ın mükerrem kılıp, meleklerinin secde etmesini emrettiği, gökler ve yerdekileri hizmetine amade kıldığı insana yakışır özeni, iç aleminde de gösterir. Anne-babasına iyilik ve ihsanda bulunur. Onların kıymetlerini bilir, değer verir. Onlara karşı isyankar bir evlat olmamaya dikkat eder. Müslüman kadın kocasına karşı olgun, sevecen ve cana yakın bir eş olur. Kocasının hoşnutluğunu kazanmaya çalışır. Onun ailesine karşı saygılı olmaya, iyilik ve ihsanda bulunmaya gayret eder. Kocasının sırrını saklar. İyilik, takva ve salih amel işlemede ona yardımcı olur. Onun gönlünü doldurur, ona mutluluk ve huzur verir. Çocuklarına karşı son derece şefkatli bir annedir. Onların eğitimine yönelik sorumluluğunun farkındadır. Çocuklarına karşı duyduğu sevgi, şefkat ve merhameti onlara hissettirir. Gerektiğinde çocuklarını uyarmaktan, yanlışlarını düzeltmekten geri kalmaz. Böylece gönüllerine güzel ahlakı yerleştirir, onları hayırlı ve şerefli işlere yönlendirerek güzel bir eğitim ile yetiştirmeye çalışır.Akraba ve yakınları ile aralarındaki sevgi bağını devam ettirir. Komşularına iyilik ve ihsanda bulunur. Onların hal ve durumları ile yakından ilgilenir. Komşuluk hakkını bilir ve gözetir. Kardeş ve arkadaşları ile ilişkileri ‘Allah için sevmek’ esasına dayalıdır. Bu ise insanın hayatındaki en yüce, en temiz sevgidir. Zira, her türlü menfaat ve şüpheden uzak bir sevgidir. Bu esas üzerine kurulan ilişki, temizlik ve saflığını Kur’an ve Sünnet’in ışığından alır. Bu yüzden müslüman kadın, kardeşleri ile olan ilişkilerinde dürüst, samimi ve hoşgörülüdür. Bu kardeşlik bağının devam etmesine özen gösterir. Onlarla ilişkilerini kesmez, tartışarak ve sürtüşmeye girerek duygularını incitmez. Mümkün olan hiçbir iyiliği onlardan esirgemez. Onları daima tebessümle, güler yüzle karşılar. Sosyal ilişkileri çok ileri seviyededir. Bu sosyalliğini, dininin esaslarından ve karşılıklı ilişkiler fıkhının üstün ahlaka ilişkin hükümlerden almıştır.Güzel ahlaklıdır. Bütün insanlara karşı doğru sözlü ve dürüsttür. Hile yapmaz, aldatmaz, ihanet etmez. Yalancı şahitlikte bulunmaz. Nasihat eder. Hayra öncülük eder. Sözünde durur. Haya sahibidir. İffetlidir. Kendisini ilgilendirmeyen işlere karışmaz. İnsanların mahrem meselelerini araştırmaz. Gösterişten uzaktır. Her durumda adaleti gözetir. Zulmetmez. Sevmediği insanlara karşı da insaflıdır. Hiçbir insanın başına gelen kötülüğe sevinmez. Kötü zanda bulunmaz. Gıybet ve koğuculuk yapmaz. Sövmez ve çirkin söz söylemez. Kimseyle alay etmez. İnsanlara karşı yumuşak ve merhametlidir. Zor durumda olana yardımcı olur. Cömerttir. Yaptığı iyilikleri başa kakmaz. Zorluk değil kolaylık gösterir. Kıskançlık yapmaz. Yapmacık söz ve davranışlardan kaçınır. Güler yüzlüdür. Büyüklük taslamaz, alçak gönüllüdür. Boş işlerle uğraşmaz. Hastayı ziyaret eder. İnsanların dertleriyle yakından ilgilidir. Başkalarını kendine tercih eder. Yapılan iyiliğe değer verir ve teşekkür eder.Örf ve adetlerini İslamî ölçülere uydurur. Büyüklere ve faziletli insanlara saygı gösterir. Kadınlara uygun olan işleri tercih eder. Erkeklere benzemeye çalışmaz. Hakk’a çağırır. Davetinde nazik ve hikmet sahibidir. Saliha kadınlarla birarada bulunur. İşte İslam’ın, hidayetiyle şekillendirdiği ve gönlünü hikmetle yoğurup, basiretini aydınlattığı müslüman kadının şahsiyeti budur. İnsanlık tarihinin tanıdığı en üstün, en ileri kadının şahsiyeti… Zira bu örnek şahsiyet üstün ahlakı kendisinde toplamıştır: Olgun bir akıl, temiz bir kalb, yüce bir ruh… Kainat, hayat ve insana sağlıklı bir bakış… Bu dünyadaki görevine ilişkin derin bir bilinç…Günümüz İslam coğrafyasının pek çok yerinde kadının, İslam’ın öngördüğü yüksek seviyenin altında olmasının temel nedeni, dinlerinden uzaklaşmaları, cahiliye bataklıklarında bocalamaları ve İslam dışı unsurların peşine takılmalarıdır. Eğer müslümanlar, fikri ve manevi kaynaklarına dönüp, kana kana o kaynaktan içebilseler ve kendilerine asalet ve üstünlük kazandıran hikmetle azıklanabilselerdi, bugünkünden çok daha farklı bir durumda olacaklardı.İslam alemine yönelik saldırılar, özellikle kadının şahsiyetini hedef almıştır. Bu saldırılar, müslüman kadının üzerinden fazilet elbisesini çıkarmaya; bunun yerine onu görünüm, düşünce ve hayat tarzı olarak yabancılaştırmaya çalışmaktadır. Bu uğurda çok yoğun ve sistemli baskı uygulanmaktadır. Ancak, İslam’a yabancılaştırma çabaları, dinini kavramış, bilgili, şuurlu müslüman kadının karşısında başarısız olmaya mahkumdur.

  3. ilyas dedi ki:

    Tenimizdeki çizik olmadan nasıl anlamıyorsak canımızın incinebilirliğini, pişmanlığın sızısı olmadan fark edemiyoruz içimizde saklı masumiyeti. Sessizce akıp giden suyun önüne çıkan bir çağlayan yahut kaya gibi suçlarımız; vicdanımızın sessiz bekçiliğini hatırlatırlar bize, girdaplar, fırtınalar katarlar masum sandığımız hayatımıza. Kendimizi masum ve günahsız, hatasız ve kusursuz bildiğimizde kalınlaşıveren, kalınlaştıkça da ruhumuzu sağırlığa hapseden demir perdeyi yıkar günahlar. Dokunulmazlığımız üzerine kurduğumuz sırça sarayın yıkılışını haber verir içimizde yükselen “ah!”lar. Gururun kalesinin yangına verilişine denk düşer hatamızın utancını kıpkızıl yüzümüze taşıdığımız anlar. Pişmanlığın o kekremsi tadı, o akrepsi sokulganlığı utançla tanıştırır bizi. Utançla tanıştığımızda da, utanabilen yanımızla, içimizde suskunca bekleyen vicdanımızla buluşuruz ilk defa. Film gibi hani… Sevdiğimizle çarpışmak gibi köşe başında; defterler kitaplar dağılırken havada, kalpler buluşur, gözler el ele tutuşur ya. O hata; o sakarlık, o dikkatsizlik, o sürçme, o ayak kayması, o kaza, utanabilen yanımızla tanıştırır bizi. “Ah!” ettiren her günah, bağışlanmanın ve affın, rahmetin ve gufranın serin pınarlarına susatır bizi. Hiç istemeden olmuş gibi, kaza ile değmiş gibi sokulur günah ve kirler ruhumuzun billur sularına. Paslı bir bıçak gibi bulandırıverir kalbin duru ayazmalarını. Sular üzerinde rüzgâr ürpertisi gibi, dudaklarımızda içli yakarışların kıpırtısını başlatır hatalar. Yağmurun çöllerin kumunu yarması gibi, içimizin de içinde sancılı itiraflara kuytular açar günahların darbesi. Vicdanımızın kulağının dibinde fısıltılı hesaplaşmalara çağırır bizi pişmanlıkların nefesi. Utandırır bizi. Utandırdığı gibi, utanabilir olduğumuzu da hatırlatır bize. Yüzümüz kızarır, başımız öne eğilir, mahcubiyetle kısılır gözlerimiz, belki gözyaşı dökeriz. Müşfik bir baba gibi teselli eder bizi pişmanlığımız: “Ağlıyorsun ya işte; o işi yapmayı yakıştıramadın kendine. Sen elinle ettiğinden fazlasısın. Sen bile isteye ettiğin günahtan daha yukarıdasın…” Kucağımızda hiç durmadan ağlayan bebek gibi, habire sızlanan bir hasta gibi buluruz pişmanlığı. Ne inkar edebilir, ne unutabilir ne acısını dindirebiliriz. Bırakalım öyle kalsın! Acısın. Kanasın. Ağlasın. Sızlansın. Dağlasın göğsümüzü. Yırtsın yüzümüzü. Kendi gözlerimizin içine baktığımızda, hemen yüzünü gösterip utandırsın bizi. Bizi bize gammazlasın. Acısına ihtiyacımız var pişmanlığın. Ya hiç acıtmasaydı günah kalbimizi? Ya pişmanlığın sızısı hiç yapışmasaydı yakamıza? Kurtulmak için çırpındıkça üzerimize atılıvermeseydi pıtraklar gibi? Kıvrandıkça, kıvrandıkça yine yeniden yakalamasaydı bizi bileklerimizden? İyi ki öyle… Kaynağı saptanamayan ağrılarda hastalara, kural gereği, ağrı kesici verilmez. Çünkü ağrısı olmazsa, hasta çare aramaz. Kıvranmazsa, ağrının odağını bulmaya yönelik zahmetlere katılmaz, katlanmaz. Pişmanlığın da soğuk sert taşlar gibi vurması beklenir ayaklarımıza. Hiç bitmeyen kışlar gibi soğuk buzlar düşürmesi gerekir alnımıza. Firari mahkûmlar gibi köşe bucak tedirginliklere mahpus etmesi istenir bizi. İlk fırsatta, saati geri alma telaşına düşmek, takvim yapraklarını yerine yapıştırma telaşıyla yanıp tutuşmak gerek. Günahı, ömrünün son deminde ak örtülere sarılmış adamı/kadını acı bir sırla kirletmek diye bilmek gerek. “Kim aklar beni?” diye bütün kapılardan eli boş döndüğümüzde, “illâ O” diyecek çaresizliğin dizi dibine oturtmalı bizi pişmanlığımız. Rahmetin ve gufranın dergâhında kusurluluğumuzu ve günahkârlığımızı şefaatçi bilip öylece ümitlenmeliyiz Allah’tan. Hiç koşulsuz affedileceğimiz kapının eşiğinde umutla ve gözyaşıyla oturabilmeyi öğretmeli bize pişmanlık. Kimselere diyemediğimiz sırlarımızı kabuğunda sızlanan bir inci gibi rahmetin kucağına itiverme ihtiyacını tir tir titreyerek hissetmeliyiz pişmanlık göğsümüze sarıldığında. Ne kadar çok hata etmişsek etmiş olalım, sonsuz serin bir okyanusun maviliğinde kir pasımızı kimselere göstermeden yıkayıverme umudunu göğsümüzde cılız pınarlar gibi biriktirmeyi vaat eder bize pişmanlığımız. Sevapça hiçbir şey edemediğimizi, ettiklerimizin de bize ait sayılmayacağını aniden görebilmek demektir günahların “ah!”ları. O’ndan korkup yine O’na kaçacak denli anaç ve müşfik olan rahmeti acıyan dudaklarımızla içmeyi sadece pişmanlığımız öğretir bize.. O tatlı Şebnem Ferah şarkısı gibi, “Sil baştan başlamak gerek bazen. Hayatı sıfırlamak. Sil baştan sevmek gerek bazen. Her şeyi unutarak, yeni baştan sevmek gerek.” Sil baştan başlama telaşıyla affın boynuna sarılırız pişmanlığımızla. Sil baştan sevildiğimizi ummak adına rahmetin kucağına bırakırız gözyaşımızı. Sancıyan vicdanımızla, utanan yüzümüzle, ağlayan gözümüzle, titreyen dudağımızla içten bir özür, mahcup bir tövbe fırsatı sunar bize pişmanlığımız. Ya hiç olmasaydı pişmanlığımız? Hiç yakmasaydı canımızı? Ağrı hissedemeyen hastalar gibi yakardık rahmete yürüyen ayaklarımızı, kırardık affı avuçlayan ellerimizi.

  4. Tacettin dedi ki:

    Sevgili Rıza Berkan kardeşim,Yazılarınızı okuyorum. Hepsi eğitici, anlamlı ve verimli yazılar. Derleyip, düzenleyip bizlere anlaşılır bir şekilde sunduğunuz içinAllah Razı Olsun sizlerden. El emeği-göz nuru Resimlerinizdeçok güzel. Sayfanızda HUZUR var BİLGİ var,GÜVEN var.Allah’ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi Üzerinize Olsun …Saygı ve Sevgilerimle Allah’a Emanet Olunuz …

  5. Ceren dedi ki:

    Peygamber Efendimiz, Veda Hutbesinde insanlık tarihinin temel sorunlarındanbiri olan, kadın haklarının korunması ve gözetilmesi konusunda şöylebuyurmaktadır:“ Ey İnsanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda ‘ın koyduğuölçülere hassasiyetle uymayı tavsiye ederim. Siz kadınları, ‘ın emânetiolarak aldınız. Onları, adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlarüzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır… Sizinkadınlar üzerindeki hakkınız: namusunuzu korumaları, hoşlanmadığınızkimseleri izniniz olmadıkça evinize almamalarıdır… Kadınların sizinüzerinizdeki hakları: Her ülkenin kendi geleneğine uygun şekilde onlarınrızıklarını ve giyimlerini temin etmenizdir.”1dua ile a.e.o inşallah Allah dostum

  6. Ömer dedi ki:

    İslâm Dîni, kadına en büyük değeri vermiş ve onun namuslu, temiz, vakarlı, haysiyetli ve şerefli bir tarzda yaşamasını sağlamıştır İslâm nazarında kadın, şefkat, merhamet, hürmet duyulması ve nezâket gösterilmesi gereken asîl ve nezîh bir varlıktır Peygamber (sav) Efendimiz, kadınların nârin, nâzik ve kibâr olduklarına işâretle, onların hiç kırılmaması ve incitilmemesi gerektiğini tavsiye etmişlerdir Bir hadîs-i şerîflerinde: " Kadınlar hakkında hayırlı olup nezâketle muâmele etmenize dâir vasiyyetime itâat ediniz! Çünkü onlar eğe kemiğinden yaratılmıştır Eğe kemiğinin en eğri tarafı üst kısmı (ortası) dır Eğer sen onu doğrultmaya uğraşırsan, kırarsın; kendi hâline bırakırsan, daima eğri kalır O halde kadınlar hakkında hayır öğüdüme dikkat ediniz!" buyurur Rıza kardesim çok güzel bir konuya değinmişsin.Allah seni Hakk ile meşgul etsin.Dostlukların baki nefretlerin fani olması dileğimle Allaha emanet ol.İletilerin ve yorumların için teşekkür ederim.Yine beklerim.

Ömer için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s