TeRöRü AnCaK İSLaM AHLaKı ÖNLeR


 
 

Terörü, ancak İslâm ahlâkı önler

Gerçekte, İslam ve “terör” kelimesinin yan yana gelmesi mümkün değildir. “İslam terörü lanetler” derken bile “İslam”la “terör”ü aynı cümle içinde kullanmak Müslüman’ın yüreğini kanatmaktadır.
Müslümanların içinden teröristler çıkabilir. Anlaşılması mümkün olmasa da terörürü İslami amaçlarla kullanmaya kalkacak kadar her şeyi birbirine karıştırmış tipler bulunabilir ve maalesef vardır da. Bu durumu, geliş gayesi insanları hem dünyada hem ahirette huzura kavuşturmak olan İslamiyet’i vuracak şekilde kullanmak sadece bir isimlendirme hatası değil, aynı zamanda insan haklarına tecavüzdür. Zira terörize olmuş bir kısım harici ya da haşhaşi zihniyetli insanın hezeyanını “İslamî” olarak adlandırmak, “teröristin Müslüman olamayacağına inanan” Müslümanları töhmet altında bırakmaktadır. İslâm dini, birlik ve beraberliği, yardımlaşmayı, asayişi bozmamayı, fitne, çıkarmamayı, müslim/gayrimüslim herkesin hakkını gözetmeyi, kimseyi rencide etmemeyi emretmektedir.
Rabbimiz “Fitne çıkarmanın adam öldürmek kadar kötü” bir fiili olduğunu bildirmektedir. (Bakara, 2/191) Yine, Rabbimiz, “Kim, haksız olarak birini öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim bir canı kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur.” buyurmaktadır. (Maide, 5/32)
Kul hakkına tecavüz korkusu İslam’ın temel terbiye düsturlarındandır. Bütün bunlar ortada iken bir kısım kimin ne amaçla yetiştirip, hangi misyonla kullandığı pek belli insanların güzel dinimizin adını kullanmaları dinimizi asla lekeleyemezse de -ne yazık ki- Müslümanların töhmet altında kalmasına sebep olmaktadır. Son zamanlarda ortaya çıkan “Artık Müslümanlar kabul etsin. Terörün kaynağı İslam/Kur’an’dır. Çünkü cihat hükmü vardır.” gibi sözler ise fitnenin çapının ne kadar büyük olduğunu göstermektedir. Zira cihat, halkın can, mal, ırz güvenliğinin koruması için devlet tarafından yerine getirilen bir görevdir. Bunun için bütün devletlerin ordusu vardır. Birkaç terörist kalkıp cihat namına kendi vatandaşlarını havaya uçuramaz. Eğer yaparsa bunun adı cihat değil, terör olur. Bir de bu açık gerçeği bulandırarak hunhar bir terör eylemini cihatla özdeş gösterme gayreti varsa o zaman fitnenin ne denli büyük olduğunu görmeli ve dua ederek Allah’a sığınılmalıdır. “Bazıları” İslamiyet’in kendisini ve 1,5 milyar müntesibini terörle ilişkilendirmeye adeta can atıyor. Halbuki, İslam büyükleri, tarih boyunca anarşiden uzak kalmışlar, taraftarlarını da buna bulaştırmamışlardır. Ehl-i sünnetin önderleri büyük alim Ebu Hanife, İmam Ahmed bin Hanbel, İmam Malik ve İmam Şafii olduğu gibi İmam-ı Rabbani Hazretleri de kendilerine yapılan haksızlığa, zulme rağmen devlete isyan etmemişler, talebelerini de isyandan uzak tutmuşlardır. Onlar, niçin bu kadar anarşiden uzak kaldılar? Çünkü, Peygamberimiz (sas), fitne (anarşi) çıkarana lanet etmiştir. Yemin ederek şöyle buyurdu: “Allah’a yemin ederim ki, insanlar öyle bir devir yaşayacaklar ki, kâtil niçin öldürdüğünü, maktûl niçin öldürüldüğünü bilmeyecek” Bu nasıl olacak? diye sorulduğu zaman şu açıklamayı yaptı: “İşte bu fitnedir.” Kim olursa olsun bir insan nasıl öldürülebilir? Kur’ân, her şeyden önce insanoğluna diğer yaratılanlar arasında seçkin, üstün bir makam vermiştir.
Hz. Peygamber (sas) “Mümin, Allah katında bir kısım meleklerden daha mükerrem, daha değerlidir.” buyurmuştur. Efendimiz, yine şöyle buyurur: “Allah’a yemin ederim ki, bir müminin zulmen katli, Allah indinde, dünyanın zevâlinden daha büyük bir cinâyettir. Kişinin, kıyâmet günü, ilk hesâba çekileceği şey namazdır, insanlara karşı işlediği günahlardan da ilk hesaba çekileceği ise insan öldürmedir.”
İnsanı fitneye, teröre sürükleyen etkenlerin başı yine cehalettir. Çünkü, cahil kimselerin kandırılması çok kolaydır. Hz. Peygamber’in fitneden korunma hususunda Huzeyfe’ye (ra) yaptığı şu tavsiye bunun ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
 “Dinini bildiğin müddetçe fitne sana zarar vermez. Fitne, bâtıl ile hakkı birbirinden ayıramayıp karıştırdığın zaman ortaya çıkar.”
Dinimizin bu konudaki emirleri ve yasakları pırıl pırıl ve tertemiz bir şekilde ortadadır. Saldırıların mağduru durumdaki milyonlarca insanı töhmet altına alma çabalarını iyi niyetle değerlendirmek mümkün değildir. İslam’ın açık haram kılmasına rağmen bu fiiller işleniyorsa, o zaman o insanların içinde bulunduğu sosyo-ekonomik şartlar, psikolojik ve psikiyatrik ruh hali incelenmek durumundadır.
 
 
Mustafa AYDIN

https://i2.wp.com/img472.imageshack.us/img472/8854/smileyby5.gifBEĞENDİYSEN VE ALANINA EKLEMEK İSTERSEN BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s