SeVGiNiN GüCüNü KüÇüK GöRMeYiNiz …!


Yüce dinimizin en önemli ilkelerinden biri de insan sevgisidir. Kuran’ın tarif ettiği Müslüman, aşk ve sevgi insanıdır. Dinimiz, hoşgörü,  merhamet, şefkat ve sevgi unsurlarını ön plana çıkarır. Hoşgörü, nezaket, incelik, fedakarlık ve  sevgi hiçbir zaman boşa gitmez.

Yüce Yaratıcı Kur’anı Kerimde, insana; “Ruhumdan ona üfledim” diye buyurmaktadır. Bu ifade ile insanın ruh bakımından da Allah’ın ruhundan kaynaklanması, insanın yerde ve gökte bulunan her şeyin onun emrine verdiği anlamına gelmektedir. Allah için sevmenin önemi büyüktür. Her iyiliğin başı Allah’ı sevmektir. Dünyada mutlu hayat, ahirette cennetin sonsuz nimetleri bu sevgi sayesinde elde edilir. Bu sevgi çıkar endişesi olmayan bir sevgidir. İnsan Tanrı’ya ancak, öteki insanları sevmek ve onlara iyilik yapmakla yaklaşabilir. Sevmek için sebep aramaya gerek yoktur. Allah’ı seven onun yarattıkları kulları da sevmek durumundadır.

            Bir ülke bireylerini bir araya getirip kaynaştıran hoşgörü ve sevgidir. Toplum sevgi ve hoşgörü  ile kaynaşıp huzur bulur. Tabiatın yazdığı bir kitap olan sevgi  daima birleştirir, kin ise ayırır.  Bu bakımdan, aşırı kin ve kaprisleri olan insanın, başı bela taşına çarpmadıkça kulağı nasihat kabul etmez. Unutmamalıdır ki, tutkunun bittiği yerde mutluluk başlar.Rahat yaşamak için düşmanlarımızı dahi sevmeye çalışmalıyız. Arzu ettiğimiz sevgiyi bize başkalarının sağlamasını beklemektense, kendimiz bir sevgi kaynağı olmalıyız. Sevgi ve merhamet intikamdan daha iyidir. Bu bakımdan içimizdeki sevgi ve şefkati harekete geçirmeliyiz.  Sevgi başarı ve mutluluğun anahtarıdır. Hele aynı vatan toprakları üzerinde, bir bayrak altında yaşıyorsak, birbirimizi sevmek durumundayız. İyilik görmenin yolu, iyilik yapmaktan geçer.  Birbirlerine sevgi ile bağlanmış insanlardan oluşan toplum, güçlü bir toplum olur. Bu gün her zamankinden daha fazla hoşgörüye ihtiyacımızın olduğu aşikardır. Peygamberin sabrını, hoşgörünün sınırını çağlar öncesinden haykıran Yunus Emre bu konuda insanlara şöyle sesleniyor:

                                    Ben gelmedim kavga için,                Yunus Emre der hoca,         

                                              Benim işim sevgi için,                    Gerekse var git hacca,

                                    Dostum evi  gönüllerdedir                Hepsinden daha yüce,

                                    Gönüller yapmaya geldim.                  Bir gönüle girmektir.

  Sevgi insanlığın, şiddet hayvanlığın kanunudur. Şiddetin altında yatan öfke insanın başına çok felaket getirir. Yenilmesi gereken ilk düşman öfkedir. Bütün güzelliklerin temelinde sevgi vardır. İnsanlar arasında olması gereken dostlukların azalması, ona bağlı olarak da kin, öfke, hiddet ve düşmanlıkların artması esasta, sevgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Hâlbuki sevgi olsa, öfkeler diner, düşmanlık duyguları biter, bir daha ortaya çıkma imkânı bulamadan kaybolur gider. Unutulmaması gereken bir husus da şudur ki, tüm faziletler, tüm iyilikler ve güzellikler, sevgi ve samimiyet ortamında doğar ve gelişir. Yunus Emre’ye göre gönül yapmak, bir gönüle girmek çok önemlidir. O’na göre dost gönlünden daha yüce makam yoktur. 

                                     Bir tek gönül yıktın ise,                        Bir gönül yaptın ise,

                                     Bu kıldığın namaz değil,                        Er eteğin tuttun ise,

                                     Yetmiş iki  millet dahi,                           Bir tek hayır ettin ise,

                                     Elin yüzün yumaz değil.                          Hiçbir zaman az değil.

Tebessüm ve gülmek, sevgi ve huzurun işaretidir. Kalpten gelen bir gülüşün, dolaşım sistemini düzenlediği, stresi azalttığı, uykusuzluğu ve yorgunluğu yok ettiği deneylerle sabittir. İnsanların ruhundaki sevgi ve aşk, onların yüzlerine yansıyarak, muhatabına güven ve rahatlık verir. Kalpte ne varsa yüze o yansır, dudaklardan o dökülür. Esasta, ruhun güzelliği insanın yüzünde şekillenir. Sevgi ve aşkın neler yapabileceğini Yunus Emre şu dizelerde dile getirmektedir.

İşitin ey yarenler,  aşk bir güneşe benzer,

Âşık olmayan gönül, katı bir taşa benzer,

Taş gönülde ne biter, dilinde ağu tüter,

O yumuşak söylese de, sözü savaşa benzer.

                             …………..

Kor ateşler küle döner, kara diken güle döner,

Altın tasta bala döner, zehir sevgiyle sevgiyle…

Kin ve nefret duygusu taşıyanlar, sevgiden yoksun olan kimselerdir. Dünyada en huzursuz kimseler, gönüllerinde husumet ve kin tutanlardır. Bu kimselerden hoşgörü beklenemez. Kişi sahip olmadığı sevgiyi başkasına veremez. Sevgi azalınca kusurlar çoğalır. Bu nedenle hoşgörülü olabilmek için, insanlar birbirlerinin kusurunu araştırmamalı ve affedici olmalıdır. Bağışlamasını bilmeyen hoşgörülü olamaz.  Sinir, öfke ve gazap insanları daima kötülüğe sürükler. Huzursuzluğun sebepleri; hırs, kin, çekememezlik, açgözlülük, acelecilik, kıskançlık, kendini beğenmişliktir. Bu duygular kalbe daima ızdırap verir.  Bu bakımdan insan, paylaşımcı, özgüvenli, kendisiyle barışık, bağışlayıcı, hoşgörülü olmalıdır. İnsanlar kibiri tevazuya, buğuzu muhabbete, şehveti iffete çevirmedikçe huzur bulamaz.

Yüce bir duygu olan sevgi, Mevlana’nın ifadesiyle; “acıyı tatlıya; bakırı altına; hastalığı şifaya; zindanı saraya; belayı nimete ve kahrı rahmete dönüştürür.” Saygı ve ahlak duygusunun çiçekler gibi açtığı, hoşgörünün bayraklaştığı, sevginin yaygınlaştığı, adaletin tuğlaştığı, bütün insanların kucaklaştığı ortamın hazırlandığı gün, hepimizin bayramı olacaktır. Böylece bütün toplum huzur bulacaktır. Bu konuda Yunus Emre, çağlar öncesinden şöyle sesleniyor:

Gelin tanış olalım,

İşi kolay kılalım,

Sevelim sevilelim,

Dünya kimseye kalmaz.

İnsanlarda sevgi olursa, ölüm  bile korku olmaz.  

Bu konu ile ilgili Yahya Kemal Beyatlı mısralarında şöyle seslenmektedir.

Sürekli sevgiyi duydukça, ana topraktan,

        İçimde korku nedir kalmıyor, yok olmaktan. .

Atatürk; insan sevgisi ve evrensellik üzerine birtakım tavsiyelerde bulunmuş ve insan sevgisine  önem vermiş,  “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesini savunmuştur. Bu konuda;  

            “Dünya vatandaşlarını, kıskançlık, aç gözlülük ve kinden  uzaklaştıracak şekilde, terbiye etmelidir……. ….insanlığın hepsini bir vücut ve her milleti, bunun bir organı saymak gerekir. Bir vücudun parmağının ucundaki acıdan diğer bütün organlar etkilenir… İşte bu düşünüş, insanları, milletleri ve hükümetleri bencillikten kurtarır. Bencillik kişisel olsun, milli olsun, daima kötü olarak kabul edilmelidir.” Demek suretiyle, bencilliğin kötü bir duygu olduğunu,  barışın, hoşgörünün ve sevginin yüce bir unsur olduğunu vurgulamaktadır. 

Hoşgörü, karşımızdakileri, bizim istediğimiz gibi değil, kendi istedikleri biçimde mutlu edebilme büyüklüğü olup, sağlıklı insan davranışı ve beşeri münasebetlerin  de temelidir. Olumsuz birçok davranışın sebebi, yeterince hoşgörülü olmamaktır. Evde, trafikte, sokakta, okulda, işyerinde, kısaca insanın olduğu her yerde eğer hoşgörü ve tolerans  yoksa, orada bencillik, anlaşmazlık, güvensizlik, tartışma, kavga olumsuzluk adına her şeyi görebilmek mümkündür. Kendisi ile barışık olan insan, hoşgörülüdür.Kendisi ile barışık olmayan kimse, herkese dargındır.  İnsanlarımız kendisine güvenmiyor, inanmıyor, kendisini yeterince tanıyor ve sevmiyorsa, başkasını sevmesi ve onlara saygı duyması mümkün değildir. Hoşgörü, haddini bilerek sürdürülen hayat biçimi, anlayışlı olmamın adı ve sevginin yoludur.  Hoşgörü, çağın getirdiği sorunların, aç gözlülüğün, doyumsuzluğun, sevgi yoksunluğunun, güvensizliğin çaresi olabilecek bir anlayış tarzıdır ve insanın özüdür.

Sevginin belirtisi ve ifadesi; tatlı söz, güler yüz ve anlayıştır. Bu bakımdan öğrenilmesi gereken ilk dil tatlı dildir. Ayrıca, dili tatlı olanın dostları da çok olur. Dilin söylediği iyi sözler akar su gibidir, nereye aksa orada  çiçek açar. Sevgi, hoşgörü ve şefkat öyle bir dildir ki, sağırlar işitebilir, körler okuyabilir. Aksi takdirde, gönlünü kırdığımız insanlar, vicdanımızı sızlatarak, bizden intikam alırlar.

 Bir hoşgörü ustası şöyle bir öğüt vermekte; 

“Tatlı söz, güler yüzdür insanları süsleyen, kusurları gözmezliktir dostlukları besleyen. Yıktığın varsa yapacaksın, ağlattığın varsa güldüreceksin, döktüğün varsa dolduracaksın, çıplakları giydirecek, açları doyuracak, az halkı çok edeceksin. Ve önemlisi: eline, diline, beline sahip olacaksın!. İşini, eşini, aşını, halkını seveceksin. Hoşgörülü olacaksın.”  Demektedir.

İnsanlar hayata bakış açısını değiştirmeli, hoşgörü ve sevgiyi kendisine şiyar edinmeli, tüm sıkıntıları Allah sevgisiyle aşmaya çalışmalıdır. Hiç unutmamalıdır ki,  hicranla ağaran  saçlar değil, sevgisiz kalan kalplar ihtiyarlar. İnsanlar için üzüntüden daha beter bir kötülük yoktur. Bütün sıkıntılar düşünce şeklinden kaynaklanır. İnsan nasıl düşünürse öyledir.   İnsan kendi mutluluğunun mimarıdır. Kişi kendi kafasının içindeki olumsuz düşünceleri temizlemedikçe, ruhen rahat olamaz. İnsanlar akıllarını kullanarak, dertlerinden kurtulmaya, hayatın iyi yönlerini görmeye  çalışmalıdırlar. Tabiattaki nesnelerin şekli ve algılanması, ona bakan kişinin kültür ve psikolojik yapısına göre değişir. Dünyanın rengi, dünyada yaşayan insanların, bakış açısına göre anlam kazanır. Güçlü ve mutlu olan insan daha iyi kalpli olur. Sonuç olarak; dünyaya ve olaylara daima olumlu bakmayı bir gaye edinmeliyiz. Zira, hayatın gayesi olmayınca, eğlence bile bataklığa döner.  Yani DÜNYA NASIL BAKARSAN ÖYLE GÜZELDİR.

 

Fevzi ŞAHİNGÖZ

https://i2.wp.com/img472.imageshack.us/img472/8854/smileyby5.gifBEĞENDİYSEN VE ALANINA EKLEMEK İSTERSEN BLOG AL’A BAS SENiN OLSUN.

About rizaberkan

Elhamdülillah Rabbimiz bizi Ehl-i İslam diyarında, Müslüman olarak bunun şuuru ve bilinci dahilinde hidayet üzere bulundurmuştur.Bundan daha büyük nimet ve mutluluk yoktur bizim için. Allah bize yeter,Kulluk payesi bize yeter. Allah bizi müslümanlıkla aziz kıldı. Allah bana yeter. Aziz-ü Cebbar olan Allah'ın kulu olmam bana yeter. Ben Allah'ın kuluyum. Ben Allah'ın kuluyum. Şeref ve paye adına kendimi tanıtma için söyleyebileceğim sözlerin en büyüğünü söylüyorum.Ben Allah'ın kuluyum Elhamdülillah ben Allah'ın kuluyum. O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır. "Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır..."
Bu yazı SeVGi, SaYGı ve HüRMeTLeRiMLe... içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s