5 dakika daha, lütfeeeeen! Horrrr…


Son günlerde neden gittikçe daha çok sabah namazı kaçırmaya başladınız, bir irdeleyelim şu meseleyi.

Sabah namazını kılan, Allah’ın garantisindedir

Sabah namazı, günün ilk imtihanı, ilk ibadetidir. Dolayısıyla güne iyi başlayıp ilk imtihanı başarmalısınız ki, diğer imtihan ve tehlikelere karşı daha güçlü ve donanımlı olasınız.

Nitekim Peygamberimiz (a.s.m.), “Kim sabah namazını kılarsa, Allah’ın garantisi altındadır.” (Kütüb-i Sitte, c.17, s.541) buyurarak bu gerçeği belirtmiyor mu?

Sabah namazını kılarak, güne “Allah’ın garantisi” altında başlayan bir mü’min, artık ertesi güne kadar karşılaşacağı mücadele ve tehlikelerde büyük bir güven ve güç sahibidir.

Bir insan güne nasıl başlarsa, genellikle geceye kadar öyle devam eder. Güne iyi başlayan, nefis ve şeytana karşı giriştiği savaşta zafer kazanan bir mü’min yatıncaya kadar başarılı olacaktır.

Sabah namazının sünneti bile dünyadan hayırlı

Sabah namazı o kadar önemlidir ki, onun sünneti bile teheccüd namazından sonra en kuvvetli sünnettir. Hadiste,

“Sizi atlılar kovalayacak bile olsa sabah namazının iki rekât sünnetini terk etmeyin.”,

“O, dünyanın tamamından hayırlıdır.” buyrulmuştur. (Kütüb-i Sitte, c.8, s.424)

Acaba sabah namazına engel gibi gösterilen hangi bahane, bir insanı düşmanların kovalamasından daha tehlikeli ve dünyanın tümünden daha değerli olabilir?

Namaza bahane gösterdiğimiz hangi sıkıntı, hangi tehlike, bizi düşmanların kovalaması kadar korkunç olabilir?

Bu durumda bile sabah namazını kılmamız emrediliyor. Çünkü, her şeyin sahibi Allah’tır. Onun emri yapıldıktan sonra hiçbir tehlike bize zarar veremez. Verse bile, görünüşte dünyamız yıkılmış, ama ahiretimiz kurtulmuş olur.

Faniyi verip bakîyi kazanan zarar eder mi?

1.Gün İçinde Günahlar İşlemek

Sabah namazına uyanamamamızın birinci sebebi bu. Günah işlemeye devam ederken nasıl bize salih amel işleme yeteneği verilmesini bekleyebiliriz? Namaz İslam’ın ikinci şartı ve olmayınca kişinin dini muallakta kalır. Bu konunun ne kadar önemli olduğunu dair tüm ayetleri ve hadisleri yazmaya gerek duymuyorum veya İslam’daki herhangi başka bir şey gibi bir salih amel başka bir salih amele yol açarken günah da günaha yol açar.

Eğer gerçekten Allah’a yakın olmak istiyorsak, gün içinde günah işlemeye son vermek için elimizden gelenin en iyisini yapmak zorundayız. Beni yanlış anlamayın, kimse melek değil, fakat Allah bize namazın bizi günahlardan alıkoyduğunu söylüyor ama biz daha o namazı kılmaya zorluyoruz. Bu size ne anlatıyor?

2.Bitmeyen Geceler

Üzgünüm ama gece yarısında uykuya dalmak “erken uyumuş” olarak sayılmıyor.

Her türden zevke göre yapılmış eğlence araçlarıyla, bugünün dünyasında bu büyük bir problem. Eski günlerde güneşin doğmasıyla uyanır ve güneş batar batmaz (karanlıkta dışarı bakıp korkmaktan başka yapılacak pek bir şey yoktu) uyumaya giderdik. Ama bugün internet, TV, akıllı telefonlar ve daha bir sürü dikkat dağıtıcı şeyleri düşündüğümüzde, gerçekten UYUMAYA gidebildiğimiz için bile mutlu olabiliriz.

Acı bir gerçek var ki çoğumuz gece yarısını geçene kadar ayakta kalıyoruz, 2 gibi falan uykuya gidiyoruz ve gece yarısı uyumayı başarabilmişsek bunu “erken uyumuş” sayıyoruz. Fakat ihlas sahibi kişilerin hayatlarına bakarsanız çok erken uyuma alışkanlıkları olduğunu görürsünüz, bazıları gece boyunca teheccüd namazı kılabilmek için yatsı namazını kılar kılmaz uyuyor. Ve Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in hadisleri O’nun yatsı namazından sonra konuşmayı sevmediğini gösteriyor. Kısacası, sabah namazı için diri bir şekilde kalkmak istiyorsanız, o iPhone’u bir kenara koyun ve bir bardak sıcak süt için.

3.Ne Kadar Büyük Bir Günah Olduğunu Anlayamamak

2 saat öncesinden havaalanında bekleyebilip namazı son ana bırakıyor olmamız oldukça komik. Namazı çok kolay hafife alıyoruz. “Birazdan kılacağım” veya “Şimdi vaktım yok.” sık duyduğumuz bahanelerden. Fakat tuhaf olan eğer gece 3 te havaalanında olmamız gerekiyorsa bütün gece sırf o uçuşu kaçırmamak için uyanık kalabiliyoruz. Kimsenin kalkmak üzere olan uçağa “birazdan bineceğim” dediğini veya bunun gibi başka bir aptallık yaptığını duymuyoruz.

O halde neden bu kadar iki yüzlüyüz? İslam’a gelince bahaneler üretiyoruz fakat söz konusu bu dünya olduğunda da nedenler ortaya çıkarıyor muyuz? Bu, yanlışsam düzeltin, ne kadar büyük bir günah olduğunu anlayamamamızdan kaynaklanıyor. Veya işin hakikati henüz kafamıza işlemedi. Sohbetlere katılarak veya faydalı konuşmalar dinleyerek imanınızı arttırdığınızdan emin olun, ancak bu şekilde ahiret için sıkı çalışmaya başlayacaksınız.

4.Alarm Kurmayı Unutmak

5 dakika daha, lütfeeeeen! Horrrr…

Alarmın devreye girdiği yer tam da burası ve kendinize harekete geçmeyi öğretmeniz gerekiyor. Evet, uyku çok güzel ve zevk verici, ama artık bir işe yaramıyor. Alarm siz isteseniz de istemeseniz de ( genellikle istemezsiniz) sizin kalkmanıza yardımcı olacak ve buradaki taktik alarmı istenen vakitten 10 dakika önceye kurmak. 40 dakika öncesine kurmayın çünkü yalnızca kendinizi biraz daha vaktinizin olduğuna ikna etmek için kalkacaksınız ve geri uykuya dalacaksınız.

5.Akşamdan Çok Fazla Yemek

Ben yemeği sevmiyorum, yemek beni seviyor!

Birçok insan bunun uykusunu etkileyebileceğini ve daha derin uyumalarına sebep olabileceğini bilmiyor. Araştırmalar dolu bir mideyle uyuyan insanların daha boş bir mideyle uyuyanlara göre daha fazla ve daha derin uyuduklarını gösteriyor. Şimdi ben size açlıktan geberin demiyorum (dava falan açmayın) fakat ben size uykuya gitmeden önce fazlaca yeme konusunda dikkatli olmanızı öneriyorum. Bu, sizin sabah namazına kalkmanıza yardımcı olacak, işte o zaman yemekten kim alıkoyabilir.

6.Geceden Teheccüde Kalkıp Uykuya Geri Dönmek ve Sabah Namazını Kaçırmak

Teheccüd bir sünnet, ama daha sonra kalkamayacaksanız uykuya geri dönmeyin. Eğer bu şeytanın bir oyunu değilse ne olduğunu ben bilmiyorum! Ne kadar da akıllı, sizin farz olan bir ameli kaçırmanız için sünnetle meşgul ediyor. Bu genellikle çok istekli olan gençlerin başına geliyor, gece boyunca EbuBekir Sıddık (r.a.) olmak isteyenlerin. Fakat sonunda şeytanın burnunu altı yıldızlı bir otel olarak kullandığı ve kulağına işediği bir kişi oluyorlar. Benim tavsiyem, eğer teheccüd namazı kılmak istiyorsanız, sonrasında uykuya dalmadığınızdan emin olun. Veya sabah namazından bir buçuk saat önce kalkıp uyanık kalabilirsiniz, önemli olan UYANIK durabilmek.

Okumaya devam et

! ÖĞüT !! NaSiHaT !!! HaYaT DeRSLeRi, Genel, Haberler ve politika içinde yayınlandı | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Baba kalk Allah Resulü kapımızda!


Asrı saadetten bir tablo: Baba hassas, evlat hassas: “Mekke’de tam 13 sene yüce hakikati anlatacak, kendisine arka çıkacak bir gönül arıyor ve bu yolda her fırsatı değerlendiriyor, yüz kabilenin yanına uğruyor, yüz kabileden de itap görüyor, tükürük görüyor. “Allah senden başka gönderecek peygamber mi bulamadı” sözleriyle karşılaşıyor. Medine’den gelen 6 kişiye de anlatıyor. “Beni himaye edeceksiniz Rabbim de sizi cennete koyacak” diyor. İbn-i Abbas, “Neye biat ettiğinizi iyi kavrayın. Siz bu eli sıkmakla, sarıyı ve siyahı karşınıza alıyorsunuz. Sasaniyi, Bizanslıyı ve Romalıyı karşınıza alıyorsunuz.” Bu söz üzerine yaşlılar tereddüt eder de biat etmez korkusuyla 15-16 yaşlarında bir çocuk olan Heysemi’t-Teyyehani atılır ve “Yahu bu adama ne diye biat etmiyorsunuz” der.
Aradan yıllar geçiyor, kendisindeki o ruh ve anlayış evladına da geçer. Peygamber (s.a.v) evinde otururken, müsait olmayan bir saatte peygamberin kapısı vuruluyor. Hz. Ebubekir r.a izin verilince içeri girer ve Efendimiz (s.a.v) bu vakitte neden Ya Ebabekir? Evde bir şey kalmamıştı. Yiyecek namına bir şey yoktu. Verdik hepsini. Bari peygamberin evi dedim, geldim. “Gerçekten inanmış insan, davası uğrunda tek lokmaya muhtaç haline gelinceye kadar veriyordu.” Kendisine yer gösterilir ve oturur. Daha sonra tekrar kapı çalınır ve izin verilince o dev cüssesiyle Hz. Ömer r.a. içeri girer. Ona da bu vakitte neden Ya Ömer! Diye sorulur. Evde yiyecek bir şey yoktu, bari peygamberin evi dedim. Ona da yer gösterilir, bir müddet sessizce oturulduktan sonra, “Uygun olmayan bu vakitte Ebu’l Heysem’in evine gidelim. İkindi vakti tarlasında hurmalarıyla gördüm. Zira sizin aç olduğunuz gibi ben de açım.” Üç aziz misafir Ebu’l Heysem’in kapısının önüne gelir. “O, bir kere daha kapımızın önünde olunca yeniden dirileceğiz onun sesiyle.” İlk önce Hz. Ömer kapıyı çalar ve “Ebe’l Heysem” der. Yatakta yatan çocuk kalkar ve “Baba, Resulullah’ın ikinci adamı Ömer kapımızda” der. Ebu’l Heysem, “Evladım yat, bu vakitte Ömer nerede olsun” der. Daha sonra Hz. Ebubekir r.a, kapıyı çalar ve “Ebe’l Heysem” der. Çocuk tekrar kalkar ve “baba, Rasulullah’ın birinci adamı Hz. Ebubekir kapımızda” der. “Yat evladım bu vakitte Ebubekir kapımızda ne arasın?” daha sonra incelerden ince, narinlerden narin, gönüllere dokunan sesiyle Efendimiz (s.a.v) kapıyı çalar ve “Ebe’l Heysem” der. Çocuk artık babasına sormadan kapıyı açar ve “Baba kalk Allah Resulü kapımızda” der.

ReSuLuLLaH'ı SeViYoRuM; ÇüNkü... içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Ne kadar seviyorsun dersen;


Ne kadar seviyorsun dersen;
“NAR” kadar derim.
Dışımdan bir ben görünürüm;
içimden binlerce SEN dökülür.

Yaşadığımız asırda insanlar dünya rahatı peşinde koşarken Allahu Teala sevgisinden uzak bir hayat yaşıyorlar.

Allah Teala sevgisi olmayan bir yürekten hiç bir yaratılmış için sevgi hissetmez..

Çünkü sevgi başı Allah’ı sevmektir, sonra Peygamberimiz aleyhisselam ve islama ilgili her şeyi.

Günümüz insan sevgiden,muhabbetten uzak bir hayat yaşıyor,çoğu eşler bırakın sevmeyi, birbirlerini tanımıyor bile,hiç bir şeyi paylaşmayan iki yabancı .

Oysa sevgi bize Allahu Teala tan bir armağandır.iyi ve kötü günlere beraber olmak , musibetler karşısında sıkıca sarılmak ve Allah izniyle her şeyi başa çıkabilmektir.

Peki Neyle ölçülür Sevgi⁉️
Altınla, Gümüşle⁉️
Hayır..‼️
Sabırla ölçülür Sevgi…
Güvenle, şefkatle, tahammülle…
Vefa göstererek. .

Evet, Müminin çabalarının vazgeçilmez hedefi her iki cihanın mutluluktur olmalı.

Gerçek mutluluk dünyada sevdikleriyle beraber müslümanca yaşamak ve ahiret için hazırlık yapmaktır

.:.GöNüLdEn GöNüLe.:., Aşk, SeVGi, SaYGı ve HüRMeTLeRiMLe... içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kur’an’ı Kerim’deki kişisel gelişim ayetleri



Kur’an’ı kerim’deki kişisel gelişim ayetleri

Kur’an’ı Kerim’de kişisel gelişim ayetlerinden bazıları:

🔵İsra 37: Kibirli olma alçakgönüllü davran.

🔴Müddesir 1-5: Kendini fazla abartma.

🔵Tekvir 25-27: Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma.

🔴Bakara 156: Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma.

🔵Beled 5-6: Her şeye hakim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme.

🔴Hucurat 10: Büyüklük kompleksine kapılıp insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma.

🔵Muhammed 7: İyiliği karşılık beklemeden yap.

🔴Rum 21: Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster.

🔵Vakıa 83-87: Ölümden korkmak yerine ölüm gerçeğiyle yüzleş.

🔴Bakara 263: Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme.

🔵Furkan 63: Sana yapılen kötülüğün karşılığını vermek yerine. Öfkenin dinmesini bekle.

🔴İnşirah 1-3: Seni huzursuz edecek işlerden uzak dur. İhtirasını törpüle.

🔵Maun 4-5: Eleştirinin keskin bir bıçak olduğunu unutma. Söyleyeceklerini iyi tart.

🔴Mücadele 7: Hiçbir sırrın sonsuza kadar gizli kalamayacağını unutma.

🔵Rahman 7-9: Çıkarcı olma. Adil davran.

🔴Tekasür 1-2: Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme.

🔵Tevbe 40: En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma.

🔴Fatır 19-22: Senden iyi durumda olanlara bakıp üzüleceğine senden zor durumda olanları görüp rahatla.

🔵Fecr 27-28: En sevdiğin şeyleri başkalarıyla paylaşmanın keyfine var.

🔴Hakka 33-35: Hayatının vazgeçilmezleri olsun. Onları küçük çıkarlar için asla feda etme.

🔵Haşr 10: Muhatabına güvenmek istiyorsan önce sen güvenilir ol.

🔴Kalem 1-2: Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma. Gücünü insanların yararına kullan.

🔵Münafıkun 4: Bencil olma tebrik etmeyi bil.

🔴Saff 2: Yalandan uzak dur.

🔵Yusuf 32-33: Modern hayatın çarpıklaştırdığı kadın-erkek ilişkilerinin hayatını esir almasına izin verme.

🔴Ankebut 41: İyi bir dostun paha biçilmez olduğunu aklından çıkarma.

🔵Al-I İmran 92: İyilik yapma arzunu şarta bağlama. Vermek almaktan daha büyük bir ihtiyaçtır asla unutma.

🔴En’am 50: Önyargılarla hayatı kendine zehir etme.

🔵En’am 60: Bildiklerinle açıklayamadığın şeyler hayatının kâbusu olmasın.

🔴Felak 1-5: Korkuların tutsağı olarak yaşamaktan vazgeç.

🔵Hacc 46: Kendini hep daha iyiye ulaşmak zorunda olduğuna koşullama.

🔴İbrahim 42: Merhametli olmaktan asla vazgeçme.

🔵İsra 23: Anne ve babana ‘off’ bile deme.

🔴Nisa 149: Kendini sürekli övmekten uzak dur.

🔵Yunus 12: Vazgeçilmez olmadığını Kabul et.

🔴Enfal 56: Sözünüzde durmamanın utanç verici olduğunu aklından çıkarma.

🔵Furkan 43: Heveslerini kendine ilah edinme.

🔴Necm 3: İnanma duygunu diri tut.

🔵Nisa 58: Karar verirken vicdanının sesini duymazlıktan gelme

! ÖĞüT !! NaSiHaT !!! HaYaT DeRSLeRi, >BiR KıSSA BiN HiSSe >, .:.GöNüLdEn GöNüLe.:., Aşk, Genel, Haberler ve politika, ReSuLuLLaH'ı SeViYoRuM; ÇüNkü..., SeVGi, SaYGı ve HüRMeTLeRiMLe..., Seyahat içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

ÂHİRET ENDİŞEMİZ VAR MI⁉️


 

ÂHİRET ENDİŞEMİZ VAR MI⁉️

-Sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz dâimâ ümmetine zor zamanlarda;

“Esas hayat, âhiret hayatıdır.” (Buhârî, Rikāk, 1)

Rahatlık zamanlarında bir taşkınlık olmasın, bir rehâvet çökmesin, bir nâdanlık olmasın diye;

“Esas hayat, âhiret hayatıdır.” buyuruyordu. (Buhârî, Rikāk, 1)

Demek ki bir kul,

(“…Âhiretten korkan…” [ez-Zümer, 9])

Dâimâ bir âhiret endişesi içinde olacak, dâimâ;

“Esas hayat, âhiret hayatı.” (Buhârî, Rikāk, 1)

İş hayatında, ticârî hayatta, meslekî hayatında, ibadet hayatında, beşerî münâsebetlerde;

“Esas hayat, âhiret hayatıdır.” (Buhârî, Rikāk, 1) Bunun bir idrâki içinde olacak.

Rabbimiz buyuruyor:

(“Nerede olsanız, O sizinle beraberdir.” [el-Hadîd, 4])

Nereye gitseniz, Rabbimiz bizimle beraber olduğunu bildiriyor.

Kalp tekâmül edecek, dâimâ bir tefekkür hâlinde, zikir ve tefekkür hâlinde bir hayatı… Böyle bir hayatta da insan mümkün mertebe mâsivâdan, Allah’tan uzaklaştırıcı şeylerden kalbini korumuş olur.

! ÖĞüT !! NaSiHaT !!! HaYaT DeRSLeRi, Genel, Haberler ve politika içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

İşi düşmeden yolu düşen insanLar Lazım hepimize ..!


İşi düşmeden yolu düşen insanLar Lazım hepimize ..!

Düşmek sözcüğü, birçok kelimenin peşine takılır da anlamdan anlama koşar! Düşmek dendiği zaman ilk akla gelen, fiziksel bir eylem olarak düşmektir ki, tercih edilen bir durum değildir! Psikolojik anlamda incelendiğinde de çağrışımları olumsuzdur.

Düşmeyi, kimse tercih etmese de hayat aslında düşe kalka ilerlenen bir yoldur. İşin sırrı da sanırım düştüğümüzde verdiğimiz tepkilerde saklı! Şu hayatın içinde hiç düşmeden ilerleyen bir tek kimse bile yoktur.

Ancak düşmeye verdiğimiz tepkiler, düşmemek adına yaşadığımız kaygının yoğunluğu, düştüğünde tekrar ayağa kaldırabilecek sistem, kişiden kişiye değişir.

İnsan nerelerden düşer? Her yerden düşebilir, hatta dümdüz yolda giderken bile ayağı takılır da kendini yerde bulur. Hayatta her şey güzel giderken bir anda canınız sıkılabilir. Bu da hayatın belirsiz olmasının en büyük kanıtıdır.

İnsan başka nerelerden düşer? Mesela, sevdiğinin gözünden düşebilir. Öyle bir hata yapar ki, çok sevdiği bir kişinin gözünde değerini yitirir. Böyle durumlarda iki taraf da acı çeker. Gözden düşen, sevdiği kişinin gözünde değer kaybettiği için; diğeri de sevdiği birinin yanlışından dolayı mutsuz olur.

Kişi, bazen çok sevdiklerinden ayrı düşer. Araya özlem girer, mesafe vardır veya dargınlık olur. Ayrı düşmenin psikolojik sancısı çoktur, insanı yıpratır.

Kimi zaman birileri, bir şeyler aklımıza düşer. Hiç hesapta yokken aklımıza gelir, takılır, kendini hatırlatır. Aklımıza neden düştüğünü bile anlamayız, ama altta yatan duygu birilerini zihnimize çağırmıştır.

Özlediğimiz biri gönlümüze düşer, hasretini ta içimizde hissederiz.

Gün gelir, zorlukları başarmak için yollara düşeriz; yollarda yıpranır ama yine de gitmeye devam ederiz. Güzel şeyler için keyifle yola çıkarken, ruhumuzu sıkan işler için yollara düşmek gerekebilir.

Kızdığımız birini ‘Düş karşımdan’ diye kovalarız. Gözüm görmek istemez, varlığına tahammül yoktur, karşı karşıya kalmak daha çok sinirimi bozar, görmek istemem.

Aklıma kurt düşerse başlarım kuşkulanmaya ki, kuşku insanın psikolojisini kemiren bir şeydir! Kimi zaman kuşkulanmak, bizi zararlı durumlardan kurtarsa da kimi zaman aşırı kuşkulu olmak, ruh sağlığımıza dokunur.

Kimse dillere düşmek istemez, yani başkaları tarafından dedikodusu yapılsın istemez. Ama bazen öyle bir işe karışır ki, herkesin diline düşer; bu da psikolojik olarak insanı yıpratan bir durumdur.

Birinin eline de düşebilir insan! Hiç fark etmeden veya bazen de mecburiyetten! Tüm hatlarıyla birine teslim olur, ona muhtaç olur ve bu çok büyük bir ruhsal baskı yaratır. Ona öyle bir yakalanır ki, kurtulmak istese de beceremez.

Çoğu zaman iş başa düşer, çünkü başkasından umut ederiz, ama beklediğimiz yardım gelmez ve kendi işimizi kendimiz halletmek zorunda kalırız. Bu sebeple, genelde başkalarından beklentimizi minimum düzeyde tutmakta fayda vardır.

Ve en çok da hayattan payımıza düşeni alırız! Hep güzel şeyler düşmez payımıza, acısıyla tatlısıyla geniş bir menü hayat! Başta dediğim gibi payımıza düşenlerle mutlu olup, düşmeyenlerin arkasından mutsuz olmamayı başarırsak yaşam daha kolaylaşıyor.

İŞİ DÜŞMEK

Son olarak, işi düşenlerden bahsetmek istiyorum. Elbet hepimizin birilerine işi düşer veya birilerinin bize işi düşer.

Ancak işi düştüğünde devamlı ortada olan ve işi düşmediğinde yok olan insanlar, ne sinir tiplerdir onlar, değil mi?

Devam edelim, işi düşünce arayan ve aklınca bunu çaktırmayanlar, samimiyetin arkasına gizlenmeye çalışıp son durakta bir istekle gelirler. Bu iş ortadan kalksın, bir daha onları arasanız da bulamazsınız.

İşleri hallolursa iyi, olmazsa sizi kötü bilirler. Ve ancak işi sürdüğü sürece sizinle arasını iyi tutar.

Benim de birisine işim düşebilir, bu durum zaten ayıp bir şey değil! Bunu o kişiden samimiyetle istiyorsam bunda bir sorun yok. Takıldığım, dürüst olmayan ve yalnızca işi düştüğünde ortaya çıkan insanlar. Yoksa hayat zaten böyle bir şey, sen ve ben birbirimizin işine katkı koydukça yalnızca işimiz olduğunda değil diğer zamanlarda da destek oldukça samimi ve anlamlı!

Ayşe Özgener

! ÖĞüT !! NaSiHaT !!! HaYaT DeRSLeRi, Genel, Haberler ve politika içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Neye Kime Şikayet?


 

Şu Dünya işlerinden öyle bir sıkılır, öyle bir şikayet ederiz ki; kurtulmak için kendimize farklı uğraşlar buluruz, zamanımızı geçiririz….

Ama bazen bu uğraşlara öyle bir dalarız ki; yeri gelir insanlığımızı unuturuz, saldırırız…..
ve zamanla Hak dinimizden uzaklaşırız….

Şikâyet hastalığının ilacı sabır, hamd ve şükürdür. Müslüman karşılaştığı musibetlere bu üç ilaçla direnecek, onları yenecek ve Allah (c.c.)’a tevekkül sınavını başararak dünya ve ahiret saadetini kazanacaktır.

Müminin hali hayrete değer doğrusu. Zira her bir işi onun için hayırlıdır. Bu meziyet sadece mümine hastır. Çünkü o nimete kavuşsa şükreder, bu ise onun için hayırlıdır. Musibete uğrasa sabreder, bu da onun için hayırlıdır.

! ÖĞüT !! NaSiHaT !!! HaYaT DeRSLeRi içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın